Ara 30 2017

Son KHK’nın düşündürdükleri: Prof. Özdağlar’ı neden Türkiye’de tutamadık?

Bilim dünyasını yakından takip edenler bir yerlerde mutlaka rast gelmiştir Zhenan Bao ismine. Çinli profesör Zhenan Bao, kimya alanında çalışmalar yapıyor. C3Nano adlı bir şirketin kurucusu olan Bao, eğilip, bükülen, ekranı çizilince insan derisi gibi kendi yarasını tamir eden akıllı telefonlar üretiyor.

Bunlara geri dönüşüme katkı sağlayacak pil de dâhil. Felç olan insanları yeniden ayağa kaldırmanın, uzuvlarını kaybedenlere geliştirilmiş protezler yaratmanın arayışlarında aynı zamanda…

Babası da bir mucit olan Bao, Çin’de, amaçlarına yönelik çalışma ortamı bulamayacağı için ABD’ye gidip yerleşenlerden.

Zhenan Bao’nun kısa bir videosu:

Bu bilim insanını köşesine taşıyan ise eski diplomat Aydın Selcen. Gazete Duvar’daki yazısında Bao’dan bahsederken konuyu 696 sayılı son KHK’ye bağlıyor Selcen.

Ama öncesinde Çinli bir bilim insanının ABD’de kendine çalışma alanı bulmasını hatırlatarak, “İnsanlık adına Bao mu güçlü yoksa Çin lideri Şi mi? Bao’ları ülkesinde tutamayan Şi, belki güçlü ama ne denli başarılı?” diye soruyor ve konuyu Türkiye’ye getiriyor.

“Darbe girişimi ve terör eylemlerinin bastırılması için hareket eden” sivillere cezasızlık getiren düzenleme için “Hukuk devletini geçtim, devleti bitirdi” diyor Selcen ve ekliyor:

“Mega projeleri gerçekleştirmek adına girişimci ruhu, zarar etme riskini hazine/TVF güvenceleriyle ortadan kaldırarak yok ediyoruz. Girişimciliğin önünün tıkandığı, hukuk devletinin, kişisel hak ve özgürlüklerin askıya alındığı, en değerli hazinemiz akademisyenlerin ‘barış’ dedikleri için işlerinden edildikleri bir ülkede yaratıcılığı öldürüyoruz.”

AKP iktidarı ile ayyuka çıkan dini siyasete alet etme olgusundan dem vuruyor sonra Selcen:

“Allahsız Zhenan Bao, insanlığımıza katkıları ortada olduğuna göre, ölünce cennete gider mi?  Bao, beş vakit namazında inançlı ve milliyetçi bir Müslüman Türk kadını olsaydı, daha yetkin bir bilim insanı yahut girişimci mi olurdu?”

43 yaşındaki Asuman Özdağlar’ı hatırlarsınız. Daha önce medyada ismine pek rastlayamadığımız bu profesör, Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü Başkanlığına getirildi.

Selcen de biraz ironi yaparak, “Devletimizin, Daimler’in 1886’da icat ettiği otomobili 2017’de üretebilmek için yaşını başını almış beş erkek babayiğide devlet eliyle kaynak ayırmasına mı sevinelim, Yoksa Özdağlar’ı neden ülkemizde tutamadık diye mi yanalım?” ifadesini kullanıyor.

İstibdatın sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Selcen, “Necip Fazıl’ın kindar/dindar vs neslini hedef alırsanız, ancak köprü, havaalanı, inşaat yaparsınız. Kafalardaki örnek Japonya ise, o zaten 20.yüzyıl başında denendi, hem Japonya da bu değil” diyor ve satırlarını şöyle tamamlıyor:

Neticede Nazi hükümeti, örnekse 1939 Almanya’sının (Avusturya ve Südetenland’ı da katarsak) 78 milyon nüfusunu topu topu 40.000 Gestapo ile zapturapt altına alabilmişti. Bugün de Çin, geçenlerde bir BBC muhabirinin sistemi denemek için yaptığı haberden  görüleceği üzere, dünyanın en gelişkin kitlesel güvenlik amaçlı yüz tanıma donanımına sahip. Sistem, muhabiri on dakikadan kısa sürede tanıyıp, yakalıyor. Kafalardaki hedef Çin mi, Katar mı, II. Abdülhamit dönemi mi, Nazi Almanyası mı? Ha yok kafalar boş, ne vizyonu, tek öncelik hayatta/ayakta kalmaksa, “o iş zor, çok zor Yonca.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN