Tem 14 2019

'Kıbrıs'ta yeniden savaş tamtamları çalıyor'

Doğu Akdeniz, hemegon güçlerin, bölgesel aktörlerin ve daha küçük, daha az güçlü devletlerin yeni rekabet alanına dönmüş durumda.

Türkiye, KKTC ile birlikte, ABD ve AB tarafından olduğu kadar, Akdeniz'deki komşuları Suriye, Libya, İsrail ve Mısır tarafından da Doğu Akdeniz'de yalnız bırakılmanın ötesinde, somut adımlara bürünen tepkinin de odağında. 

Ankara, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbonda hem Türkiye'nin hem de Kuzey Kıbrıs'ın da hakkı olduğunu, ABD'nin ve AB ülkelerinin bu bölgede Güney Kıbrıs lehine petrol-doğalgaz arama/sondaj faaliyetlerinde bulunamayacağını savunsa da, 'atı alan Üsküdar'ı geçmek' üzere. 

Bu durumda tarih yeniden mi tekerrür edecek, yeni Kıbrıs harekatı/harekatları mı gündeme gelecek? 

Bugünlerde durumu en zor olanlar muhtemelen Kıbrıs adası sakinleri.

Kıbrıs'ta yayımlanan Yeni Düzen haber portalı yazarı Ünal Fındık, "Savaş tamtamları yeniden Kıbrıs için çalıyor…" başlıklı yazısında, bölgedeki tansiyonun ada sakinleri tarafından nasıl algılandığını da ortaya koymuş oluyor.

Fındık, "Geçen hafta başı Kıbrıs’ın kuzeyine düşen bir S-200 füzesi ile uyanmıştık. Bu hafta da Kıbrıs’ın etrafında dönen sondaj gemileri ve onları korumak için gelen savaş gemileri ile havadan koruma sağlayan askeri uçaklarla uyandık" satırlarıyla, savaşın soluğunu enselerinde hissettiklerine dikkat çekiyor.

Zengin hidrokarbon yataklarının, hem bölge ülkelerinin hem de büyük devletlerin/şirketlerin iştahını kabarttığını hatırlatan Fındık, önemli bir uyarıda bulunuyor:

"Bu kaynakların bütün Kıbrıslıların olduğunu herkes unutuyor. Kıbrıs Rum tarafı tanınmış, BM ve AB üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kendi devleti olarak görüyor. Görmekle de kalmıyor fiilen bunu uyguluyor."

Kıbrıslı Türklerin konumunun uluslararası alanda tanınmadığını ifade eden Fındık, "Aralık 1963’de başlayan toplumlararası çatışmalardan sonra Kıbrıslı Türklerin can güvenliği gerekçesiyle ayrıldığı devlet görevlerinden ve adaya BM Barış Gücü’nün gelmesini sağlayan Mart 1964 tarihli kararla birlikte Kıbrıs’ın tek yasal temsilci olarak Kıbrıslı Türklerin olmadığı Kıbrıs Cumhuriyeti tanındı. Yani 1964’den bu yana Kıbrıslı Türklerle, Rumların ortaklık devleti olarak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti sadece Rumların malı oldu" itirazında bulunuyor.

Ardından da Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı binasında Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Tasos Conis'in Kıbrıslı Türk gazetecileri ağırladığını belirten Fındık, o görüşmede kendilerine söylenenleri şu satırlarla aktarıyor:

"Bilgilendirme toplantısında Conis konu ile ilgili “Kıbrıs MEB’ini 2004 yılında ilan etti. Akabinde, Mısır, İsrail ve Lübnan ile sorunsuz sınırlandırmalar yapıldı. Orta çizgi metodu ile sınırlarını belirledi. Üç devletle anlaştı. Orta çizgi ne demektir? İki devletin kıyısına eşit mesafedir. Mısır ile orta nokta bulunduğu gibi, İsrail ve Lübnan ile de bulundu ve herkesin hakkı olan sınırlar belirlendi” dedi.

Türkiye ile de anlaşma yapmak istediklerini ama Türkiye’nin kendilerini tanımadığını söyleyerek bu konuda görüşmediklerini iddia etti.

Conis devamla “Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üç ülke ile yaptığı anlaşmaları geçersiz kılmaya çalıştı… Türkiye’nin talepleri kabul edilirse, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin denizdeki kıta sahanlığı yüzde 69 küçülür… Bu küçülme, Kıbrıslı Türk ve Rumların ortak haklarının küçülmesi demektir…” dedi.

Conis’e göre Kıbrıslı Türklerin hakları, 1964 yılından bu yana kendilerinin temsil edilmediği Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hakları içindedir. Ama bu hakkın Kıbrıslı Türklere nasıl verileceği, ya da verilip verilmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur.

Bunun için Kıbrıs sorununun çözümlenmesi gerekir. Conis’e göre çözümün anahtarı da Ankara’dadır.

Conis müzakerelerle ilgili olarak da “Müzakerelere başlarsak bu konular konuşulacak ve umarız çözüm bulunacak…  Ancak önemli olan Rumlar ve Türklerin, Kıbrıslı olarak görüşmeleridir… Başka ülkelerin çıkarlarının temsilcileri olarak değil…” dedi."

2004 referandum döneminde Cumhurbaşkanı olan ret cephesinin lideri Tasos Papadopulos’un müzakerecisi ve akıl hocası olan Tasos Conis Kıbrıslı Türklere açıkça “Ankara’nın çıkarlarını değil, Kıbrıs’ın çıkarlarını savunun” diyor."

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz