Kıbrıs’taki sondaj Mısır’la çatışma ihtimalini güçlendirecek- Arab Weekly

Arab Weekly’de yayınlanan iki makale, Kıbrıs’taki gaz arama ve sondaj çalışmaları konusunda yaşananların arka perdesini aralıyor. İddialara göre, Türkiye’nin Kıbrıs sularındaki doğal gaz sondajı çalışmaları hem Türkiye’nin ekonomisini daha zora sokacak hem de olası bir sıcak çatışmaya zemin hazırlayacak.

Ahmed Kaandeel’in kaleme aldığı “ Türkiye’nin Kıbrıs sahilinden gaz arama çalışmaları sonuç vermekten uzak görünüyor” başlıklı yazıda, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki politikasında ısrar ederse, Erdoğan’ın daha fazla yalnızlaşacağına ve ekonomik krizin derinleşeceğine vurgu yapılıyor.

Kandeel’in yazısından öne çıkan bölümler şöyle:

“Türkiye, Kıbrıs’ın Akamas Yarımadası’nın 60 km batısında ve Türkiye kıyı şeridinden 150 km uzakta - Kıbrıs ekonomik bölgesi ve kıta sahanlığı içerisinde doğal gaz arama çalışmaları yapacağını duyurarak, yeni tartışma yarattı.

Türkiye’nin duyurusu ABD, Avrupa Birliği, Yunanistan, Kıbrıs, Rusya, Mısır ve diğerleri tarafından egemen bir devletin karasularını ihlal ettiği için şiddetle eleştirildi. Kritik tepkiler yalnızca Ankara’nın yurtiçi ve yurtdışında yaşadığı zorlukları artırdı.”

Türkiye’nin ciddi ekonomik zorluklar yaşadığına dikkat çeken Kandeel yazısını şöyle sürdürüyor:

“Geçen yılsonundan bu yana Türkiye, yaklaşık yüzde 20 oranıyla gıda ve ilaç fiyatlarına tavan yaptıran enflasyon ve ekonomik durgunluğu bir arada yaşıyor. Türk Lirası muazzam bir baskı altında ama en büyük darbe, gelecek 12 aylık dönemde yaklaşık 18 milyar dolarlık döviz kredilerinde geri ödeme sırasında yaşanacak.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomik krizin üstesinden gelmek ve iktidarını korumak için Doğu Akdeniz'in doğal gaz zenginlikleriyle kumar oynamak ister gibi görünüyor. Ayrıca, görünüşe göre Türkiye'nin Avrupa pazarlarına doğal gaz ihraç etmek için bir merkez haline gelmesini umuyor."

Doğu Akdeniz'in gaz rezervleri ile ilgili meseleleri daha da karmaşık hale getiren şeyin Türkiye’nin bölgesel işbirliği konusunda istenmeyen bir ortak haline dönüşmesi olduğunu belirten yazar şöyle devam ediyor:

“Ocak ayında Mısır, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs, Ürdün, İtalya ve Filistin yönetimi Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nu kurdu. Ankara foruma katılmaya davet edilmedi çünkü bölgedeki faaliyetlerinin istikrarsızlık yaratıcı olduğu düşünülüyor.”

Ankara’nın Kıbrıs sularındaki iddialarını hatırlatan yazar, ayrıca Mısır ve İsrail ele olan anlaşmaları da tanımadığına dikkat çekiyor ve devam ediyor:

“Türk Deniz Kuvvetleri doğu Akdeniz’deki angajman kurallarını değiştirdi. Türkiye, keşif gemilerini, savaş gemileri eşliğinde Kıbrıs Türk sularına göndererek Kıbrık gemilerini taciz etti. Geçen yıl Kıbrıs’a ait İtalyan sondaj gemilerine el koyarken, Türk gemileri Kıbrıs sularında, uluslararası alanda kabul görmüş yasal altyapıları olmamasına rağmen gaz araması yapıyor.”

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki doğal gaz kaynakları için çabasının kısa vadede meyve vermeyeceğinin tahmin edildiğini belirten Kandeel şöyle devam ediyor:

“New Jerseyli bir Demokrat olan ABD’li Senatör Bob Menendez ve Floridalı bir Cumhuriyetçi olan ABD’li Senatör Marco Rubio, ABD Kongresine “Doğu Akdeniz’e Yönelik Güvenlik ve Ortaklık” başlıklı, Kıbrıs’ta on yıllardır süren silah ambargosunun kaldırılmasını içeren bir yasa önerisi sundular. Söz konusu önlem, Washington’daki siyasi, askeri ve ekonomik çevrelerin, Rusya’yla S-400 füze anlaşmasını devam ettirirse ya da bölgedeki Amerikan çıkarlarını engelleyen politikaları izlemeye devam ederse Türkiye’nin daha fazla tecrit edilmesine hazırlıklı ve istekli olduklarını gösteriyor.”

Ek olarak, İran ve Katar gibi ülkelerin, Doğu Akdeniz’den Avrupa’ya yapılan doğal gaz ihracatını kesmek isteyen terörist hareketleri destekleyerek bölgedeki istikrarsızlığı artırabileceğini belirten Kandeel “Bölgede doğal gazın geliştirilmesi ve ihracı için stratejik karmaşıklıkları görmek oldukça basit. Özellikle Türklerin doğal gaz arama çabalarının ‘meşruiyetini’ savunmaları ve askeri seçenekler dahil olmak üzere tüm olası araçları kullanma eğilimleri göz önüne alındığında, Doğu Akdeniz ülkeleri arasında askeri çatışma olasılığı artıyor” diyor ve devam ediyor:

“Türkiye Doğu Akdeniz’deki politikalarında ısrar ederse, Erdoğan daha da yalnızlaşacak ve Türkiye’nin ekonomik krizi yoğunlaşacaktır. Diğer taraftan, bölgedeki diğer oyuncular arasında Ankara'yı zayıflatmak ve daha hızlı geri dönüşler sağlamak için daha yakın bir işbirliğine yönelik bir eğilim de olacaktır.”

Yazar, bu durumun uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere saygı çerçevesinde, katılımcı ülkelerin çıkarlarına hizmet eden hayati bir grup olarak Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nu teşvik etmenin ve desteklemenin önemini gösterdiğini vurguluyor.

Arab Weekly’de “Türkiye, Kıbrıs sondajı konusunda Mısır'la çarpışma rotasında” başlıklı bir makale yazan Amr Emam ise, Kahire’nin tepkisinin Türkiye’nin bölgedeki istikrarsızlığı artırıcı rolüne olduğunu belirtiyor.

Emam’ın yazısı şöyle devam ediyor:

“Kahire’nin Ankara’yı Kıbrıs’taki sondaj konusunda uyarması üzerine Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkilerde soğuma bekleniyor. Mısır Dışişleri Bakanlığı 4 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin Kıbrıs’ın batı kıyılarında sondaj yapmayı planlamasının endişe ile” karşılandığı belirtirken, bunun Doğu Akdeniz’de istikrara dair olumsuz etkileri konusunda uyarıda bulundu.”

Bu uyarı sonrasında ‘pek çok Türk provokasyonunun’ yaşandığını ileri süren yazar yazısını şöyle sürdürüyor:

"Analistler, Türkiye’nin Kıbrıs’ta sondaj planlarının Mısır’ın bölgedeki ekonomik çıkarlarını önemli ölçüde tehdit edeceğinden, Kahire’nin kabul etmeyeceği bir şey olduğunu söyledi.

Kahire Üniversitesi'nden siyaset bilimi profesörü olan Nourhan El-Şeyh, “Mısır, Doğu Akdeniz'de doğal kaynakların kullanımı için yasal bir bölgesel şemsiye başlatmaya çalışıyor” dedi. “Türk hamleleri bölgeyi istikrarsızlaştırıp ve çatışma yaratıyor, çünkü sondaj için yasal bir hakları yok.”

Mısır’ın, Akdeniz kıyılarındaki büyük gaz rezervleri nedeniyle Doğu Akdeniz'de potansiyel bir servetin merkezinde yer aldığını belirten Emam şu bilgileri veriyor:

“Kahire, bu potansiyel zenginliği Doğu Akdeniz ülkeleri arasında bir işbirliği kaynağına dönüştürmeye çalıştı. 2013 yılında, Kıbrıs ile hidrokarbon rezervlerinin ortak kullanımına ilişkin bir anlaşma imzaladı. Ocak ayında Mısır’ın da içinde olduğu yedi Akdeniz ülkesi, bölgesel bir gaz piyasası oluşturulması amacıyla Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nu kurdu. Forum üyeleri diğer ülkeleri katılmaya davet etti. Türkiye daveti kabul etmiş olmasına rağmen anlaşmazlıklar sona ermedi.”

Şubat ayında, Mısır Dışişleri Bakanı Sameh Shoukry'in, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa-Arap Birliği’nde yaptığı eleştiriler hakkında yorum yapmaktan kaçındığını belirten yazar, bakanın, “Gerçek şu ki daha önemli şeyler yapmakla meşgulüz, bu seviyeye inmeyeceğiz” dediğini hatırlatarak şu bilgileri veriyor:

“Erdoğan, Mısırlıların 2013’te Müslüman Kardeşler’e bağlı Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi ordu destekli bir ayaklanma ile devirmesinden bu yana Mısır’a karşı düşmanca bir tavır aldı.

Türkiye, Kahire'ye saldırmak ve uluslararası kamuoyunu Mısır’a karşı kışkırtmaktan başka, Mısırlı yetkililer tarafından aranan Müslüman Kardeşler kaçaklarına sığınma hakkı da veriyor. Türk makamları, Mısır Devlet Başkanı Abdel Fattah el-Sisi'ye karşı İslamcı hareketin yürüttüğü kampanyanın bir parçası olarak, birçok Müslüman Kardeşler medya kanalının Türkiye'den yayın yapmasına izin veriyor.

Erdoğan, nisan ayının sonlarında Libya'daki İslamcı destekli Trablus hükümetine destek sözü verdi. Mısır, bu hükümeti terörist militanların bir karışımı olarak görüyor. Milislere karşı olarak Libya Ulusal Ordusu’nu destekliyor.

Bunların ışığında analistler, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin istikrara yönelik tehditlerinin Mısır'ın öfkesini daha da artırabileceğini söyledi.”

Petrol ve gaz uzmanı Ramadan Abul Ela’nın, “Spesifik tahminlerin eksikliğine rağmen, tüm çalışmalar bölgedeki rezervlerin devasa olması yönünde” alıntısını aktaran yazar, Mısır’ın enerji merkezi haline gelmeyi planladığı notunu da düşerek, bu yüzden ordusunu modernize ettiğini belirtiyor.

“Kahire, helikopter taşıyıcıları, gelişmiş korvetler ve sürat tekneleri satın alımlarıyla beraber donanmasını modernize etmek için milyarlarca dolar harcadı. Türkiye'ye yaptığı uyarıdan bir gün önce, Almanya'dan üçüncü denizaltısını da aldı.”

Yazar son olarak, Stratejik Araştırmalar Merkezi başkanı Saad el-Zunt’un, “Türkiye, özellikle Kıbrıs ile Yunanistan'ın egemenliğini ihlal ediyorsa, Mısır ile bu ülkeler arasında ekonomik ve siyasi işbirliği de düşünüldüğünde bir çatışma mümkün” dediğini aktarıyor ve Mısır’ın bu konuda ihtiyacı olan deniz gücüne sahip olduğunu vurguladığını kayda geçiyor.