Eki 16 2019

Türkiye Kıbrıs'ta gaz bulsa da satması zor

Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye harekatı uluslararası toplumdan soyutlanma dışında ekonomik yaptırımları da gündeme getirirken, orta ve uzun vadede ülkenin stratejik sektörlerini tehdit edecek sonuçlara neden oldu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın önceki akşam imzaladığı yaptırım kararları her ne kadar kamuoyu ve piyasalar tarafından ‘etkisiz’ bulunsa da, Türkiye için kritik önemdeki enerji sektörü açısından önümüzdeki dönemde büyük sorunlar çıkarabilir. 

Trump’ın Türk Enerji Bakanlığı’na getirdiği ambargo Ankara’daki yetkililer tarafından ‘Enerji Bakanlığı’nın Suriye’deki operasyonla ilgisi yok. Bu Kıbrıs çevresindeki doğalgaz aramasıyla ilgili bir karar’ şeklinde algılandı. Bu doğru olabilir. Yine de kararın mantığından çok etkilerini tartışmak daha rasyonel bir tutum. 
 
Her şeyden önce Türk Enerji Bakanlığı’nın mevcut yapılanması ve faaliyetleri dikkate alındığında yaptırımların ortaya çıkaracağı etkiler beklenenden çok daha ağır olabilir. 

Reuters’in Türk enerji piyasasıyla ilişkin yaptığı derlemeye göre Türk enerji piyasasını domine eden iki dev şirket doğrudan Enerji Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteriyor. 

Bunlardan BOTAŞ, Türkiye’nin gaz ithalatı için ana taraf olarak yer alırken aynı zamanda ülkenin gaz dağıtım ve depolama altyapısını da işletiyor. Diğer şirket olan Türkiye Petrolleri A.Ş ise hem ülke içi hem de yurt dışında petrol çıkartan, dağıtan ve boru hatlarıyla uluslararası işletmecilik yapan bir şirket olarak göze çarpıyor. 

Ulusal petrol şirketi olan TPAO, Hazine Müsteşarlığı'na ait olmasına karşın Enerji Bakanlığı tarafından yönetiliyor. Keza gaz tedarikçisi ve dağıtıcısı BOTAŞ da aynı şekilde Hazine malı olmasına karşın Enerji Bakanlığı tarafından yönetilen bir şirket konumunda. Bu nedenle ambargonun bu şirketleri doğrudan ne düzeyde etkileyeceği veya Türk devletinin bu şirketleri ambargo kapsamından uzak tutmak için bir yönetim operasyonu yapıp yapmayacağı konusu net değil. 
Yine de Enerji Bakanlığı’na getirilen ambargonun uluslararası finans ve ekipman ihtiyacı olan ilişkileri olan bu şirketler için bir risk oluşturacağı beklenen bir gelişme.

Söz konusu şirketlerden TPAO son günlerde sıkça gündeme gelen ve tıpkı Suriye gibi uluslararası bir krize gebe olan Kıbrıs açıklarındaki tartışmalı gaz arama çalışmalarının baş rol oyuncusu. Şirket iki sondaj ve iki sismik gemiyle itilaflı sularda gaz ararken yoğun bir dış ekipman kullanımına ihtiyaç duyuyor. Zaten söz konusu gemiler son birkaç yıl içinde yurtdışından satın alındı. Bu nedenle ABD ambargolarının TPAO’yu da kapsaması durumunda şirketin gaz arama faaliyetlerinin de sıkıntıya girmesi olası.  Ayrıca ambargolar devam ettiği sürece bulunacak gazın satılması da büyük bir sorun olacağa benziyor. 

Öte yandan şirket iştirakleri yoluyla Azerbaycan, Rusya, Irak ve Afganistan'da keşif ve çıkarma faaliyetleri yürütüyor. Bu projeler çok ortaklı ve karasal faaliyetler olduğu için yaptırım kapsamından çok etkilenmeyebilir. Ancak bu projelerde de TPAO’nun bulacağı gaz ve petrolün uluslararası satışı bir sorun olacaktır. 

Yaptırım riski olan bir başka şirket konumundaki BOTAŞ ise geçen yıl Türkiye’nin gaz ihtiyacının yüzde 85’ini yurtdışından ithal etti. Şirketin Rusya, İran ve Azerbaycan’la uzun vadeli gaz alım kontratları var. Ayrıca Nijerya, Cezayir, ABD ve Katar dahil 13 ülkeden spot LNG ithalatı yapıyor. BOTAŞ’ın teknik ekipmandan mamül alıcısı konumunda bulunması ve doğalgaz ithalatının ana bölümünün Rusya, İran ve Azerbaycan’dan yapılması nedeniyle ABD ambargosundan şimdilik etkilenmesi beklenmiyor. Ancak ambargonun uzaması önümüzdeki dönemde BOTAŞ’ın doğalgaz keşfi yapsa bile yurtdışına ihraç yapmasının önüne çıkacak bir engel olabilir.