Şub 26 2018

Alanında uzman isimler, ‘kimyasal hadım’ için ne söylüyor?

Son günlerde çocuklara yönelik cinsel istismar vakaları için hazırlanan yasayla ilgili tartışmalar devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zina ile ilgili düzenlemeyi de yapmak suretiyle tacizler, vesaireler, bunları aynı kapsam içerisinde değerlendirmemiz lazım” derken, Adalet Bakanlığı ise ‘kimyasal hadım’ uygulamasının yürürlüğe sokulacağını açıkladı.

Ancak uzmanlar bu uygulama hakkında farklı görüşlere sahipler.

Hürriyet’ten İpek Özbey’e konuşan alanında etkin üç uzman, küçük yaştaki çocukların taciz ve tecavüz mağdurları olarak gündeme gelmesini farklı açılardan ele alarak yorumladı.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gökhan Oral, son yıllarda pedofilinin sıkça gündeme gelmesine ilişkin olarak, “tüm dünyada sapkınlık eğilimiyle ilgili bir artış olduğunu” söylüyor.

Konunun eğitim düzeyiyle alakası olmadığını savunan Prof. Oral, “Çok izole toplumlar için geçerli olabilecek bazı parametreler var. Muhafazakârı kastetmiyorum, izole diyorum, bunun altını özellikle çizelim” diyor ve ekliyor:

“İnanç, insanı sapkınlıktan zannedildiği kadar korumaz demek istiyorum. Bizde şöyle bir düşünce vardır: “İnançlı insanda Allah korkusu vardır, böyle bir şey yapmaz.” Yok bu kadar kolay değil. Bizi yanıltabiliyor. Bir rahibin böyle bir şey yapacağını düşünemiyoruz ama neler yapabildiğini biliyoruz.”

Pedofilinin; depresyon, mide ağrısı ve kanser nedenleri gibi medikalize ya da psikolojize edilemeyeceğini söyleyen Oral, “Bugünün faili, geçmişin mağdurudur, evet oran yüksektir. Bu, olup biteni anlamaya doğru bir adımdır. Ama bu bir özür değildir. Çünkü binlerce insan da istismar edildiği halde pedofili olmuyor” ifadesini kullanıyor.

Bunun bir cinsellik olmadığına vurgu yapan Oral, “Bu cinsellik görüntüsü altındaki nefrettir. Çocuğa ve kendi içindeki çocuk imgesine karşı. Biz psikanalistler buna inanırız” görüşünü dile getiriyor.

Prof. Oral, gündemdeki ‘kimyasal hadım’ için ise “Belirli şartlarda kullanılabilir ve işe yarayabilir. Tabii toplumu da yatıştırır. Ama kişinin kendi gönüllü katılımı olmadan işe yaramaz” yorumunu yapıyor ve suistimal ihtimalinin daha yüksek olduğunu söylüyor.

Newcastle Upon Tyne Üniversitesi’nden Emeritus Profesör Don Grubin, üniversitesinde İngiltere Adalet Bakanlığı’yla birlikte cezaevlerinde bir uygulama yürütüyor bu konuya ilişkin olarak.

Anti-libido ilaçlarıyla ilgili uygulama yürüten Grubin, yardımcı olacağına inandıkları ilaçların reçeteyle verilmesini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Projenin başlamasından bu yana gelen geri dönüşlerin olumlu olduğunu söylüyor Grubin. 

Erkeklerin problemli cinsel uyarılmasını yönetmesine yardımcı olmak için de ayrı bir çalışma yürüten Prof. Grubin, “Hâlihazırda İngiltere ve Galler’de yedi cezaevinde kliniklerimiz ve toplumda bir reçete yazma ağımız var” diyor.

Grubin, ‘kimyasal hadım’ için “Bizim sevmediğimiz bir terim” ifadesini kullanıyor.

Genelde bir ceza verme biçimi haline gelebilen zorunlu ilaçları tavsiye etmediğinden bahseden Grubin, “bunu hırsızın elinin kesilmesinden çok da farklı bir uygulama olarak görmediğini dile getiriyor ve ekliyor:

“Testosteron seviyesini ergenlik öncesi bir erkek çocuğunun seviyesine indirmek için ilaç kullanılması anlamına gelir ve bu nedenle, fiziksel kastrasyon aksine geri çevrilebilir olsa da, testislerin alınmasının etkilerini taklit eder. İlaçlar bazen anti-androjenler olarak da adlandırılır. Bu amaçla kullanılan ve etkilerini farklı mekanizmalarla gösteren farklı ilaçlar vardır. Sonuçta, çok düşük seviyeli testosteron etkisi büyük bir düşüş gösterir ve sıklıkla ortadan kalkar.”

Cinsel suçun altında tek bir nedenin yatmayacağını ve bunun yalnızca seksüel dürtülerle açıklanamayacağını söyleyen Grubin, “Ancak cinsel suç; seksi içerir ve suç, sürekli olarak bu dürtüleri yönetmekte başarısız olmakla ilişkilidir. Genelde suçlu bunu yapmayı seçmez, ancak çoğu durumda bu zayıf karar alma, yüksek seviyeli cinsel dürtü tarafından yönetilir. Bazı durumlarda psikolojik tedavi, yüksek seviyeli cinsel dürtü veya seksüel düşünce nedeniyle etkisizdir; eğer bu azalırsa, psikolojik tedavinin etkili olma şansının daha yüksek olduğu anlamına gelir” görüşünü dile getiriyor.

Suçluların sıklıkla kendilerine bu ilaçlar reçete edildiğinden dolayı çok memnun olduklarına dikkat çeken Prof. Grubin, ilaçların, genç çocuklara duyulan cinsel dürtü olan pedofiliyi tedavi etmediğini ancak o dürtüyü hedef aldığını vurguluyor.

 İsveç Karolinska Enstitüsü’nden Dr. Christoffer Rahm da, ‘kimyasal hadım’ teriminden hoşlanmayanlardan. ‘Anti-androjen tedavi’ demeyi tercih ettiğini söylüyor.
Sistemi, testestoron hormonunun sinyallerinin vücutta hedef dokulara ve merkezi sinir sistemine ulaşmasını engellemek için tıbbi olarak bloke edilmesi olarak analize ediyor. Rahm, bilimsel kanıtı ya da etkinliği olmadan kimyasal hadım metodunu kullanmanın güvenli bir yol olmadığına dikkat çekiyor.