Haz 28 2019

Ünal Çeviköz: F-35 anlaşmazlığında tahkime gidilir gibi bir anlayış yanıltıcı olur

Konuşa Konuşa'nın konuğu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz oldu.

Çeviköz, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 füze savunma sistemi nedeniyle ABD ile yaşanan krizde gelinen noktayı yorumladı.

Kriz nedeniyle, 116 adet F-35 savaş uçağının Türkiye'ye teslimatının ABD Kongresi tarafından durdurulmasının ardından, Türkiye'nin F-35 üretim sürecinden çıkarılması kararını değerlendiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "F-35 projesi için zaten 1.25 milyar doları ödedik. Eğer öyle yanlış bir hamlede bulunurlarsa meseleyi uluslararası tahkim mahkemesine götürürüz. Şimdiye kadar yaptığımız ödemeleri geri isteriz" açıklamasını yaptı.

Japonya'nın Osaka kentinde G-20 Zirvesi'nde bulunan Erdoğan'ın, 'tahkime gider, 1.25 milyar doları geri isteriz' sözlerini değerlendiren, Çeviköz ise, "F-35 Anlaşmasındaki 17.1 madde katılımcılar arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkların yalnızca Katılımcılar arasında görüş alışverişi yoluyla çözülmesini ve bir ulusal ya da uluslararası mahkemeye başvurulmayacağını belirtmektedir. İhtiyaten hatırlayalım" uyarısında bulundu.

Böylece Çeviköz, Türkiye'nin istese de tahkime gitme seçeneğinin kapalı olduğunu ve projenin ticari bir anlaşma üzerine kurulmadığını belirtti. 

Konuşa Konuşa'yı buradan dinleyebilirsiniz:

 

Çeviköz'ün açıklamalarının satırbaşları şöyle:

F-35 Mutabakat Muhtırası, 2002 yılında başlayan ve ABD'nin önderliğinde, Türkiye ile birlikte, İtalya, İngiltere'nin de aralarında bulunduğu dokuz ülkenin katıldığı bir projedir. Bu bir müşterek taarruz uçağı programıdır. 

Bunu bir uluslararası anlaşma gibi görmek ve anlaşma hükümleri üzerinde bir uyuşmazlık olduğunda uluslararası tahkime gidilir gibi bir anlayışa yönelmek belki yanıltıcı olur. Çünkü bu Mutabakat Muhtırası'nın bir maddesi anlaşmazlığın nasıl çözüleceğini çok net bir biçimde dile getirmiş. Orada, 'katılımcılar arasında herhangi bir şekilde bir anlaşmazlık belirirse, taraflar aralarında görüşerek bu anlaşmazlığı çözmelidir' diyor. Hiçbir şekilde ulusal veya uluslararası mahkemenin ya da herhangi bir kişinin böyle bir anlaşmazlığı çözmekle yetkili olmadığını söylüyor. Bundan başka konuyla ilgili başka bir maddesi de yok.

Dolayısıyla, burada benim dikkat çektiğim husus, anlaşmanın bu maddesine atıf yapmak ve anlaşmada uyuşmazlıkların nasıl çözüleceğinin tarif edildiğini dikkate getirmekti. 

Elbette, Osaka Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile bir görüşme yapacak. Ancak bu görüşmeden nasıl bir sonuç çıkacağını bilemeyiz. Bizde şöyle bir algı var. 'Liderler aralarında konuları görüşürse mutlaka bir çözüm bulurlar.' Olmuyor öyle. Olmamasının sebebi de, ABD'de kuvvetler ayrımının fevkalade etkin ve adil bir şekilde yürürlükte olması. 

Bu kararı Kongre alıyor. Kongre, bu Mutabakat Muhtırası'nda Türkiye'nin F-35 projesinde yer almasının mümkün olmadığına hükmediyor. Ve bu Kongre'de oy birliği ile kabul edilen bir karar olarak görülüyor. Demokratlar'ın ayrı, Cumhuriyetçiler'in ayrı bir fikri yok. Böylesine oy birliği ile alınmış bir karar karşısında Beyaz Saray ve Trump'ın bir davranış değişikliğine gitmesi mümkün değil. Çünkü Kongre bu kararıyla bir yerde Trump'ın elini bağlıyor. Dolayısıyla, iki devlet adamın görüşmesiyle aşılabilecek bir sorun değilmiş gibi görünüyor bana. 

(Tahkim yolunun kapalı olmasına rağmen 'tahkime gider 1.25 milyar doları isteriz' yaklaşımındaki çelişkiyi nasıl açıkladığına dair) Bunu tabii açıklayamıyorum. Belki anlaşmanın hükümlerine yeterince dikkat edilmemiş olabilir. Ya da işin mali boyutuna geldiği zaman, 'madem çıkartılıyoruz anlaşmadan o zaman mali bakımdan da böyle bir hakkımız var, bunu geri almak bizim hakkımızdır' diye bakılmış olabilir.

Bu ticari bir anlaşma değil. Ticari anlaşma olmadığına göre de böyle bir ihtimali ben zor görüyorum.