Konut ve otomobil furyası bitti mi? - Emre Alkin

Okullar başlamadan önce tekrar kaçayım dedim bir yerlere. Havalimanında rastladıklarım Dolar ve Altın'ı, sokaktaki sade vatandaş ise konut ve otomobili sordu. Bu sefer biraz daha ayrıntılı anlatayım dedim. 

Aslında haziranın sonundan beri faizlerde bir yükselme eğilimi vardı. Tekrar yükselen kurlar bu süreci daha da hızlandırdı. Şu ana kadar konutlarını ya da yazlık evlerini hiç ummadıkları kadar yüksek fiyata satmış olanlar şanslıydı. Benzer şekilde ikinci el arabalarını neredeyse ilk aldıkları fiyattan daha yükseğe satmış olanlar da tarifsiz mutluluğa kavuştular. Faizlerdeki yükseliş nedeniyle bu trendin bundan sonra seçici şekilde gelişmeye devam edeceğini söyleyebilirim. Geride bıraktığımız iki aya nazaran daha sakin devam edecek bir konut ve otomotiv piyasasıyla karşı karşıya olacağız.

İki ay önce yaptığım söyleşilerde, “Faiz bu kadar düşükken kredi alın” diye espri yapıyordum sürekli. Çünkü faizin indiği seviye bir fırsat oluşturmuştu. Kredi kampanyalarında sunulan % 7.5 gibi oranların piyasa gerçekleriyle uyuşmadığını, iki-üç ay sonra faizlerin yeniden yükselişe geçeceğini tahmin etmiştim. 

Bu arada, Amerikan Merkez Bankası  ve Avrupa Merkez Bankasının savurduğu paralar Türkiye’ye gelmiyordu. Hala gelmiyor. Merkez Bankamız mecburen para basıyor ama yetişemiyor. Bu arada yeniden yapılandırılan krediler sebebiyle bankalar ve özel sektör taze paraya kavuşamıyor. Tabii negatif reel faiz yüzünden  vatandaşlar da tasarruflarını dövize, borsaya ve altına yönlendirdi. Özetle, para var ama piyasada nakit yok.

Bu arada ilginç bir gelişme oldu: Haziran’ın son haftasında kamu bankaları Türkiye’nin önemli otomotiv markalarını kredi kampanyalarından çıkarınca kredi furyasının sonuna gelindiği anlaşıldı. Ardından da konut kredisi faizlerinin bankalarda yükselmeye başladığına dair haberler gelmeye başladı. Nihayetinde, Merkez Bankasının politika faizini değiştirmeyip fonlama maliyetini artırması, düşük faiz döneminin sona erdiğini hepimize gösterdi.

En önemli uyarımı yapıyorum: Bu süreçte çok ciddi kazançlar elde eden sektörler de oldu. Ancak, anormal dönemlerdeki anormal iş hacimlerine bel bağlamaması gerekiyor. Çünkü bu tip fenomenler 10 yılda bir kere yaşanır. Bu dönemlerde artan iş hacmine bakarak yatırım kararı almak tarihi bir hatadır. Dijital teknolojiler haricinde, konvansiyonel iş yapan herkes bilmelidir ki, işlerin sağlıklı olduğu seviye, pandemiden önce ulaşmış oldukları en verimli seviyedir. Konut ve otomotivde yaşananlar bu sözlerimin ispatı oldu. İki aylık talep patlamasının hızı kesildi. 

Otomotivde birinci el araç fiyatları dövizdeki artış ve yetersiz stok nedeniyle aşırı yükselince, ikinci ele büyük bir rağbet oluştu. Pandemiden sonra toplu taşıma kullanmak istemeyen vatandaşların yaklaşımlarını doğal karşılıyorum ama otomobil kredilerinin bu süreçte sadece yardımcı bir unsur olarak devreye girdiğini söyleyebilirim. Yani düşük faizli otomobil kredilerinden çok başka etkenler devreye girdi bu sektörde. Yine de bundan sonraki süreçte, "doğru araç, doğru finansman" eğilimi artacak diyebilirim. Sektörün hem birinci el hem de ikinci elde ayakları daha fazla yere basacak. 

Düşük faizlerin işe yaradığı tek sektör konut oldu bence. Ancak orada da bir anda yükselen fiyatlar sebebiyle alıcı ve satıcılar arasında bazı anlaşmazlıklar olduğunu duyuyoruz. Uzlaşma sağlandıktan sonra bazı satıcılar, ‘Acaba ucuza mı sattım?’ düşüncesiyle fiyatı yükseltmeye çalışıyor. Bu durum şu an 10. baskıya giden "İktisattan Çıkış" kitabımda belirtilen "ahlaktan çıkma" durumunu birebir yansıtıyor. 

Her zaman söylediğim gibi bir malı satarken değil satın alırken kazanırsınız. Vatandaşlarımızın rasyonel olmaları, paniğe kapılmamaları, satın aldıkları taşınır ya da taşınmazların 3 yıl sonraki değerinin ne olacağını kestirmeleri büyük önem arz ediyor. 

"Bir şey kaçırıyorum, herkes aldı ben baktım" gibi ters motivasyonlarla para kazanılmaz. Bu arada unutmadan söyleyeyim: Nisan Ayından beri Dan Levent ile beraber "Altın'a dikkat" derken, ünlü yatırımcı Warren Buffett altın alanlarla dalga geçiyordu. Şimdi tövbe etmiş ve altın almaya başlamış. 

Kıssadan hisse: Piyasaların tersine iş yapan kaybeder. Kimse piyasadan güçlü değildir. 

Bu yazı Emre Alkin'in blogundan alınmıştır