Psikoterapist Gül Bahar Cömert: Korkmak hastalık çağırır

Kahkaha en iyi terapidir, antidepresan yerine çoğu zaman bir komedi filminin ve sanatın insan ruhu için çok daha iyi bir ilaç olacağını anlatan Psikiyatrist Gülbahar Cömert, “ toplumsal felaketler psikolojik yaralarımızı derinleştiriyor, doğaya ve dostlara dönüş bugünlerde önemli” diyor. Psikoterapist Uzman Doktor Gül Bahar Cömert felaketler karşısında ruh sağlığımızı koruma yollarını gösteriyor:

 

2020 felaketlerle geldi deprem, uçak kazası ve koronavirüs... Ruh sağlığımızı korumak için bu olaylardan kendimizi soyutlamamız mı gerek? Duyarsız olmak sağlıklı mı? İnsanın özel sorunları yanında toplumsal üzüntüler gelip geçici sıkıntılar mı?

Toplumsal olayların arka arkaya yaşanması büyük bir endişe yarattı ve bireysel psikolojimizi ciddi şekilde etkiledi. Toplumsal olaylardan kendimizi soyutlayamıyoruz. Bir miktar kaygı önlem almak için iyi bir şey, ama çok fazla stres ve kaygı insanın daha önce var olan yaralarının açılmasına neden oluyor. Kendi bireysel sorunlarını unutup bunlara dalmayı da getirebiliyor. Boşanma aşamasında stres yaşayan biri deprem çantasını daha çok önemseyebiliyor, ailesinde sorun yaşayan biri bütün gün uçak kazası detaylarını inceleyebiliyor. Kaygının kaynağı yer değiştiriyor, mutlaka bir yaraya dokunuyor.  

Korkmak mı, endişe etmek mi sağlıklı? Korkularımız bizi koruyabilir mi? Çok korkan insanlar daha az mı sorun yaşar?

Korku aniden gelen bir duygu ve sürekli korku halinde yaşamak da hayatı çok zorlaştıran bir duygu… Deprem olduğu anda korkmamız normaldir, önce korkup sonra dışarı çıkarız. Korku insanı koruyan da bir duygudur ani olaylarda kal savaş ya da kaç duygusunu hareketlendirir. Ama sürekli korku yaşamak bütün stres hormonlarını salgılayarak insanı bütün hastalıklara açık hale getirir. Bunun kalıcı bir endişe ve panik hale gelmesine izin vermemeliyiz. Korkuyorsak maske alabiliriz ama evi maske ile doldurmak ve evden çıkmamak hastalığa davet eder. Üstelik korku hem fiziksel hem psikolojik hastalıkları davet eder. 

Felaketler yaşanırken kaçıp tatile çıkmak yararlı mı? Duyguları ayrı çekmecelere mi koymak gerekli?

Duyarsızlaşmanın iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum belki ölenler yan komşumuz değil ama her ölüm önemlidir bu acıları hissetmek gerekir. Böylesi dönemlerde kalkıp tatile çıkmak iyi bir fikir olmayabilir işine gücüne devam etmek yas tutarken hayata kaldığı yerden devam etmeye çalışmak önemli. 

Eskiden felaketler yaşanırken eğlenmek ayıptı artık ayıplarımız değişti mi?

Ayıplar değişti ama ortada büyük bir felaketlerde insanlara yardım göndermek onlar için dualar etmek toplumsal dayanışma önemlidir. Ama işi gücü, hayattaki rollerimizi terk edip yalnızca bu duruma kanalize olmak yerine hem yası tutmak hem de hayata devam etmeye çalışmak da önemli.  

Çocuklarımıza felaketler sırasında nasıl davranmalıyız; haber yasağı işe yarar mı, yoksa yardımlaşma ve destek mi öğretilmeli?

Çocukların özel olarak bu haberlere sabahtan akşama kadar maruz kalmalarını en küçük detayları bile öğrenmelerini doğru bulmuyorum. Ancak denge önemli bir fanusun içinde toplumsal olaylardan soyutlayarak yaşatmak da gerçekçi değil gelecekte başına gelecek olaylara karşı tecrübesiz olmalarına neden olabilir. Salgın olduğu için okuldan gelince ellerini yıkamak zaten düzenli yapmaları gereken konuları hatırlatmakta fayda var. Onların anlayabileceği basit kelimelerle yapılabilecekleri anlatmak önemli, ama bu kadar kişi ölmüş şu kadar kişi enfekte diye vermek dehşet hissini çağırır. Deprem konusunda kesinlikle eğitilmeliler. Bilinçlendirilmeleri çok önemli… Konuşulacak ama detaylara girmeden dehşete kapılmalarını sağlamadan. Şiddetli korku insanın elini kolunu bağlar, buna izin vermeden öğretmek önemlidir. 

Antidepresanlar bizi fobilerden koruyabilir mi, kaygılarımızı dindirmek için komedi filmler gülmek gerçekten etkili mi, zor günleri atlatmak için kahkahalar psikiyatri reçetesine yazılır mı?

Ben gülmeyi mutluluğu çok önemsiyorum. Hayatı kaza, acı olarak görmeyip iyisiyle kötüsüyle kabullenmek için mutlu şeyler yapmak gerekli. Çocuklarınızla oynayabilirsiniz, doğaya dönebilirsiniz, hayvan besleyebilirsiniz, komedi filmleri izleyebilirsiniz. Yas sürekli üzülme hali olamaz, işimize gücümüze devam edeceğiz ve ruhumuzu korumak için kendi yolumuzu bulacağız. Sanatla ilgilenebiliriz… Sabahtan akşama kadar koronavirüsten kaç kişinin öldüğünün detaylarını incelemek yerine daha sosyal şeyler yapmaya çalışmalıyız. Gülmek, neşe ve sevdiklerimizle birlikte olmak ruhumuz için en iyi ilaçtır.

Antidepresanlar şu zor dönemde bize baston olabilir mi?  

Fazladan antibiyotik kullanılması nasıl zararlıysa bu dönemlerde de antidepresan kullanımı bu kadar zararlıdır. Komşuların arkadaşların söylemişle almak doğru değil bir yığın yan etkileri de olabilir, öyle olsa şehir suyuna karıştırırlar herkes içer. Klinisyen olmadan kullanılmaz. Bu dönemde yas tutmak, dayanışmak ve sevdikleriyle daha çok beraber olup hayata devam etmeye çalışmak önemli.   


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir 

 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.