ABD’de Cumhuriyetçilerin ‘kilise’ istisnaları, virüsün yayılmasına neden oluyor

Basına konuşmaktan, kameraların önüne geçmekten ve fotoğraf vermekten bütün hayatı boyunca haz aldığı bilinen Donald J. Trump, bugünlerde evlerine tıkılmış Amerikalılara her gün akşam yemeği saatlerinde sonu gelmez basın toplantıları aracılığıyla konuşmanın keyfini sürüyor. Her ne kadar konuştuğu konu depresyon verici bir salgın olsa da.

ABD, yüzyılın en büyük salgını olarak nitelendirilen Kovid-19'a çok hazırlıksız yakalandı. Başlarda durumun ciddiyetini ve sonrasında da aciliyetini anlayamamış bir başkan ile, yine tarihlerinin en polarize oldukları bir zaman diliminde bu savaşı vermek zorunda kaldılar.

Ülkenin muhafazakâr ve Trump’ın tabanını oluşturan yarıdan azı (2016'da da Hillary Clinton, Trump'dan 2 milyondan fazla popüler oy almıştı), uzun bir süre salgının da kendi başkanlarına karşı düzenlenen yabancı bir komplo teorisi olduğuna inandı. 

Ülkenin aynı yarısının ciddi bir bölümü bilimden çok başlarındaki din tüccarlarını ve siyasi popülistleri dinliyor. İklim değişikliğinden tutun birçok sosyal konuda da özgürlük merceğinden değil, yabancıya düşmanlık merceğinden bakan milliyetçi, muhafazakâr, kimi zaman dindar, geleneksel bir kesim, Amerika’da koronavirüs salgını ile mücadelede sürücü koltuğunda. Zira iktidarda onlar var. 

New York'ta 2 bin 300 kişiyi öldüren, ABD'de 200 bin civarında Amerikalıya bulaşan ve 4 bin 700'den fazlasını hayattan koparan salgın, örneğin Florida'nın Trump’a yakın valisi Ron DeSantis'e daha düne kadar sahilleri kapattıramadı. 

Florida Valisi DeSantis, 1 Nisan'da açıkladığı kararda, eyalette sokağa çıkma yasağını uzun bir eleştiri döneminde sonra gündeme getirebildi. Bunu yaparken de; dini ibadetlerin 'temel' faaliyetlerden biri sayıldığını ve bu servislerin durdurulmayacağını vurguladı. Hem de bu kararı, ülkenin başkanı ile yaptığı telefon görüşmesinden sonra aldı. Trump kendisine aynı gün konu ile ilgili sorulan soruya cevap vermekten kaçındı. 

Karardaki ibadet merkezlerini istisna tutma atfı, Tampa bölgesindeki ünlü Rodney Howard-Browne isimli pastörün toplanma yasağına uymayarak kilisesinde ibadete devam etmesi sonrası tutuklanması ile ortaya çıkan gerginlikte, valinin dincilerden yana ve halkın sağlığını tehlikeye atar biçimde karar alması valinin dinci taraftan ağırlığını koyduğu şeklinde anlaşılıyor.

Pastör Howard-Browne ve yardımcısının kendilerine ait büyük kiliselerinde yaptıkları şovda, virüsü öldürme ilanlarını ve yasak kararına uymayacaklarına dair sözlerini duymuştuk (yukarı video). Bundan bir gün sonra pastör tutuklanmış ve kefalet ile serbest bırakılmış olsa da, şimd Florida Valisi’nin kendi yanında yer aldığını gördü.

Florida Valisi’nin yasağı ilan ettiği Çarşamba günü Florida'da 8 bin civarında kişiye virüs tanısı konmuştu. Yani İstanbul'da 8 bin 200 küsur tanı konduğu gün, Florida'ya sokağa çıkma yasağı gelmiş oldu. İstanbul'da halen ‘gönüllü karantina’ olduğunu da hatırlatmalı.

Florida, ABD'de sokağa çıkma yasağı konmuş 34. eyalet. 

Güney eyaletleri olan Florida ve Louisiana, üç gün önceki pazar ayinlerini kimisinde yüzleri bulan cemaatle gerçekleştirmişti.

Kilise bu dönemlerde; hastane, itfaiye, süpermarket gibi halkın kiliselere de ihtiyacı olduğunu, yani bir temel ihtiyaç yürüttüklerini ispat etmeye çalışıyor. Bu eyaletlerdeki kiliseler yüzlerce kişiyle ibadetler yaptılar ve bunu da sürdürmek istiyorlar. Florida Valisinin istisna kararı ile buna birçok kilise de devam edecek.

Trump, her akşam prime time zamanda yaptığı ve saatler süren konuşmalarında, düne kadar virüse 'sahte' demiyor, hafife almıyormuş gibi önce bütün kabine üyelerine kendisini övdürüyor ve sonra da doğru olmayan pek çok şey söyleyerek Amerikalıların önünde yeni bir tarih yazmaya çalışıyor. 

Alerji ve Bulaşıcı hastalıklar Enstitüsü Direktörü Anthony Fauci'nin bilimsel cevapları ile Trump'ın her iki günde bir 180 derece değişen cevapları arasında Amerikalılar kendi yollarını bulmaya çalışıyor. 

Cumhuriyetçilerin çoğu halen salgının abartıldığını düşünürken, Amerikalıların genelini kapsayan bir anketin sonuçlarına göre halkın yarısı Trump yönetiminin salgınla mücadelesini iyi bulurken, yarısı yetersiz buluyor.

2020 yılının seçim yılı olması nedeniyle koronavirusün yayılması ve ekonomiye etkileri son derece kritik önemde ve bu açıdan da ABD 'kasırganın gözüne' doğru ilerliyor. New York'ta Nisan ayı ortalarında hasta sayısının zirveyi görmesi bekleniyor. Hastaneler daha da yoğunlaşacak, ölümler artacak ve manzaralar daha çirkin hale gelecek. Birçok ülke gibi Nisan ve hatta Mayıs ayları ABD eyaletleri için çok zor geçecek.

330 milyonluk kocaman bir kıtaya yayılan ABD'nin 50 eyaletini de salgının çeşitli şiddetlerde vurması bekleniyor. Ekonominin şimdiden büyük bir şoktan geçtiği ve ABD'nin bu savaşta yüzbinlerce ölü vereceği tahminleri şimdiden yapılmış durumda. Buna rağmen yıllardır komplo teorileri ve kendilerine karşı yapılmış 'derin devlet' ve medya operasyonları senaryoları ile boğuşan Cumhuriyetçi ve muhafazakârların gerçek dünyaya inememesi, Cumhuriyetçi başkan ve birçok eyalet valisinin geç hareket etmesi ABD'ye daha da büyük zayiatlar verdirecek gibi görünüyor. 

Özetle, bu karantina günlerinde ABD'nin bu salgın savaşında tam olarak ne büyüklükte bir kayıp vereceği konusunda endişeli bir bekleyiş var.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.