Ahval editörleri seçti: Karantinada izlenecek 80 film önerisi

Koronavirüs salgını sonrası binlerce kişi yaşamını yitirdi. Birçok ülkede sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Virüsün hızla yayıldığı ülkelerden olan Türkiye’de de evde kalınması tavsiye ediliyor. 65 yaş üzerindekilere kısıtlama getirilse de salgın gençleri de etkiliyor.

Evde film izlemek isteyenler için Ahval editörleri, her türde bir seçki hazırladı.

İşte izlerken vakit geçireceğiniz 80 film ve fragmanları...

(Filmler rastgele sıralanmıştır)

1- Perfume

Çamur ve pisliğin içinde doğan birinin, dünyanın en güzel kokusunu yaratmaya giden yoldaki seri cinayetlerini konu alan ve birkaç gün etkisinden çıkamayacağınız sıra dışı bir film.

2- Contegion

Kovid-19 salgınını önceden öngördüğü yorumlarının yapıldığı ve son dönemde en çok izlenen yapımlar arasına giren film.

3- Annihilation

Natalie Portman’in başrol oynadığı Netflix filmi. Salgın günlerinde en çok dile getirilen yeni dünya düzenine dair bir ütobik yaşam arayanlara ilham veren bir yapım. Filmi izlerlerken sık sık belli sahnelerde duracaksınız.

4- 7. Koğuştaki Mucize

Son dönemin en başarılı oyuncularından Aras İynemli Bulut’un performansıyla çıtayı yükselttiği Türk drama filmi. Filmi izledikten sonra Güney Kore’den uyarlama olduğunu öğrendim ama bana göre orijinalinden çok daha duygulara hitap eden bir yapım olmuş. Türkiye’de 5 milyon 316 bin gişe yapan film, Netflix’e de geldi.

Meraklısı için Kore versiyonu:

5- Flight

Beyazperdede Denzel Washington deyince akan sular durur diyenlerdenseniz bu film çok özel bir yere sahip. Son dönemde artan uçak kazaları sonrası sizi içine alıp sürükleyecek bir yapım. Gerçek hayat hikâyesinden uyarlama olup olmadığı konusuna filmi izledikten sonra bakmanızı tavsiye ederim.

6- The Sea Inside

Javier Bardem’in belki de en iyi filmlerinden biri. Oynadığı karakterlerin çok dışında bir tipleme ile karşınıza çıkan Bardem, drama sevenlere ötanazi savaşını konu alan bol gözyaşılı bir gerçek hayat hikâyesi vadediyor. Daha önce dinlemediyseniz, filmin bir sahnesinde geçen şarkı artık unutamayacaklarınız arasına girebilir.

7- Elisa and Marcela

İspanya’da ilk eşcinsel evliliği gerçekleştiren Elisa ve Marcela’nın hikâyesini konu alan Netflix yapımı film. Türkiye’nin belli bir kesimindeki aşırı baskıcı tutumunu 1880-90’lı yılların İspanya’sında görebileceğiniz bir film. Franco diktatörlüğünden sonra ülkede her şey bir anda değişiyor.

8- Roma

Meksiko’nun orta sınıf ailelerinin yaşadığı bir Roma mahallesinde bulunan bir evde hizmetçi olarak çalışan genç bir kadının dram dolu hikâyesini konu alan Oscar ödüllü film. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini de "Büyük Umutlar", “Harry Potter ve Azkaban Tutsağı”, “Y Tu Mama Tambien”, “Son Umut” ve “Yerçekimi” gibi filmler ile tanınan iki Oscar ödüllü Alfonso Cuaron üstleniyor.

9- Stalingrad (1993)

Koronavirüs salgını sonrası ülkelerin liderlerinin çoğundan “2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük krizle karşı karşıyayız” sözünü duyuyoruz. İşte böylesi bir ortamda 1993 Almanya yapımı bu film, o dönem yaşanan dramlara ışık tutuyor.

10- Riphagen

Yine bir 2. Dünya Savaşı dönemini anlatan film ama bu kez konu farklı. Nazilerin istihbarat teşkilatına çalışan bir dolandırıcının Hollanda’da yaşayan Yahudilerin yakalanıp teslim edilmesi için yaptığı faaliyetleri konu alan sürükleyici bir yapım.

11- Olimpo Garajı

Faşist askeri diktatörlüğe karşı eylemler planlayan Maria, Felix adlı geçmişine dair hiçkimsenin hiçbirşey bilmediği bir adam ile tesadüfen karşılaşır. Maria'nın evinde kiracı olarak kalan bu genç, bu gizemli kadına karşı büyük bir aşk hissetmeye başlar.

12- Hayat Güzeldir

Hayat Güzeldir'de, başkahramanımız hayat dolu Guido’nun güzeller güzeli öğretmen Dora’ya vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında savaş patlak verir. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğluna esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir. 

İkinci Dünya Savaşı’nın sivillerin üzerindeki yıkıcı etkisini beyaz perdeye en iyi uyarlayan filmlerden biri olan Hayat Güzeldir, tüm olumsuzluklara rağmen her daim bir umut ışığı olduğunu adında olduğu gibi, içeriğinde de barındırıyor. Gösterime girdiği dönem büyük ses getiren film Akademi’nin de büyük ilgisine nail olup, En İyi Yabancı Film, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Müzik olmak üzere üç dalda Oscar ödülü kazanmıştı.

13- Motosiklet Günlüğü

1950'li yılların başlarında Ernesto ve Alberto adlı iki genç, Arjantin'in başkenti olan Buenos Aires'ten bir motosikletin tepesinde yola çıkarlar. Bir süre sonra araçları arızalanır ve gençlerin otostop çekmesi gerekmektedir. Artık yeniden halka iç içedirler. Bu durum, Latin Amerika'nın düşündüklerinden çok daha farklı bir yer olduğunu onlara fark ettirecektir. Kıtanın yaşadığı acılar, çarpık kentleşme, adaletsizlikler, yolsuzluklar, bu iki genci değiştirecektir. Bu sürprizlerle dolu yolculuk, sadece bu iki genç adamın değil, bir sürü ulusun kaderini değiştirecektir.

14- Nisan devrimi

Nisan Devrimi, 25 Nisan 1974'te ordu güçleri tarafından Portekiz'deki faşist diktatörlüğün sonlandırıldığı 'Karanfil Devrimi'nin öncesini konu alır. Uzun bir süredir ülkeyi son derece katı bir şekilde yöneten başbakan António de Oliveira Salazar, faşist yönetimiyle halka terör anları yaşatmaktadır. Onlarca masum insan hiç uğruna canlarını kaybederken, ölümcül işkenceler ve her anlamda yapılan tutucu baskılar ülkeyi yaşanılmaz hale getirmiştir. Gizli servisin yürüttüğü bu operasyonları durdurmaya karar veren devrimci bir grup, tanklarıyla başkent Lizbon'a doğru yola çıkar. Bu kanlı demokrasi savaşı insanlık tarihinin en kanayan yaralarından biridir.

15- Santiago Yağmurları

11 Eylül 1973 Şili...

Latin Amerika'da halkın, demokratik bir seçimle işbaşına getirdiği, ilk sosyalist devlet başkanı Salvador Allende... Allende, Amerikan işbirlikçisi, faşist general Pinochet tarafından kanlı bir darbeyle devrilir ve katledilir... Tek suçu, A.B.D tekellerinin sömürüsüne karşı, Şili'nin ulusal zenginliklerinden baklır madenlerini millileştirmek ve milli bir ekonomi inşa etmek olan Allende, ülkesindeki, CIA darbesine karşı, ölünceye kadar yüksek bir onurla direnir.

16- Ülke ve Özgürlük

'Land and Fredoom' bizleri İspanya Sivil Savaşı'na götürüp güzel bir aşk hikayesine tanık ediyor. Genç ve işsiz bir komünist parti üyesi olan David nişanlısını da terk edip savaş mağduru İspanya'ya gönüllü olarak gitmeye karar verir. Ordunun gözde elemanlarından biri olur ve Blanca isimli bir anarşiste aşık olur. Birlikte eşitlik ve özgürlük için savaşırlar. Ta ki bir gün asıl düşmanın karşı tarafta değil, yakınlarında bir yerde olduğunu anlayana dek... İngiliz ve İspanyol ortak yapımı olan filmin yönetmen koltuğunda Ken Loach bulunuyor.

17- Yol

Sıkı yönetim döneminin en iç acıtıcı dönemlerindeyiz... İmralı Cezaevi'nde yatan beş mahkum, kendilerine verilen bir izin sayesinde bir haftalığına köylerine dönebileceklerdir. Ancak yol uzundur, yol tehlikelidir, yol can alır. Dışarıdaki dünya içeridekinden hiç farklı değildir. Zulüm her yerdedir, bu topraklarda insan olmak hiç kolay değildir.

Anadolu topraklarından çıkmış en gerçekçi, en dokunaklı hikayelerin başını çeken Yol üzerine söylenecek çok fazla şey vardır. Yılmaz Güney'in sinemamızın yüz aklarından biri olan bu ölümsüz yapıtı, Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü alarak evrensel anlamda da başarısını kanıtlamıştır.

18- İki Dil Bir Bavul

Türkiye coğrafyasının kanayan yarası "Doğu Sorunu" ya da "Kürt Meselesi" hakkında son yıllarda kaydadeğer ve cesur yapımlar vizyon şansı buldu. İki Dil Bir Bavul da toplumsal duyarlığı olan ve konuya geniş bir çerçeveden bakabilen filmlerden biri. İki Dil Bir Bavul'da Türk öğretmenin, uzak bir Kürt köyündeki bir yılı, başarıyla sinema perdesine aktarılıyor. Öğretmen Kürtçe bilmez, çocuklar Türkçe. Öğretmen ilk kez gördüğü bu coğrafyada, bir yılını çocuklara Türkçe öğretmekle geçirir. Bir yılın sonunda çocuklar Türkçe öğrenebilecekler mi? İki Dil Bir Bavul, üniversiteden yeni mezun olmuş ve uzak bir Kürt köyüne atanmış Türk öğretmenin bir yılını, onun okula yeni başlayan ve Türkçe bilmeyen çocuklarla yaşadıklarını anlatır.

Bir yıl boyunca öğretmenin farklı bir topluluk ve kültür içindeki yalnızlığına, çocuklar ve köylülerle yaşadığı iletişim problemine, çocuklardaki değişime tanık oluruz. Bu süreç boyunca öğretmen ve çocuklar birbirlerini yavaş yavaş tanımaya ve anlamaya başlarlar. 46. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde bu yıl ilk kez verilen En İyi İlk Film Ödülü’ne layık görülen İki Dil Bir Bavul, aynı gece Uluslararası Ortadoğu Filmleri Festivali'nde En İyi Ortadoğu Belgeseli Ödülü’nü kazandı. 16. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin ödül töreni esnasında Nuri Bilge Ceylan’ın Türk izleyicisine izlemesini şiddetle tavsiye ettiği film, SİYAD Ödülü ve Jüri Yılmaz Güney Özel Ödülü’nün de sahibi oldu. Film başka festivallerden de ödüllerle dönmüştü; ZagrebDocs Film Festivali'nde En İyi Genç Yönetmen, Saraybosna Film Festivali'nde de EDN Talent Ödülü’nü aldı.

19- Potemkin Zırhlısı

Rus-Japon savaşı sırasında yenilgiye uğrayıp zayıf düşen Çarlık Ordusu, köylü ayaklanmalarını bastırırken daha da güçsüz duruma düşer. Askerler arasında da hoşnutsuzluklar artmaya başlar. Bunun yanında çarlık subayları, gemi mürettebatına sürekli baskı yapar, mürettebatın yatma yerleri, yedikleri, içtikleri ve çalışma koşullarının dayanılmazlığının yanında subayların bu davranışları da işi katlanılmaz boyutlara taşır. 27 Haziran 1905’te Potemkin Zırhlısı’nda bir isyan patlak verir. Bu isyan denizciler ve askerler arasındaki hoşnutsuzluğun ilk yığınsal belirtisi olur. Ve 1905’te Rusya’da Çarlık rejimine karşı ayaklanan askerler, Büyük Ekim Devrimi yolundaki en önemli adımlardan birisini atmış olur. Mürettebat potemkin zırhlısına kızıl bayrağı çeker ve ardından işçi grevlerinin yoğun olduğu Odessa’da demirler. Daha sonra ayaklanmayı bastırmak üzere gönderilen savaş gemilerinde denizciler, ayaklananların üzerine ateş açmayı reddeder ve böylece Potemkin Zırhlısı’nın ayaklanması daha da güçlenir.

Fakat Potemkin Zırhlısı’nın ayaklanmasına Karadeniz donanmasının diğer gemileri katılmaz. Erzak ve yakıtı azalan Potemkin Zırhlısı Romanya kıyılarına yanaşarak, Romanya hükümetine teslim olur. Böylece zırhlıda ki ayaklanma yenilgiyle sonuçlanır. Potemkin Zırhlı’sının ayaklanması Çarlık ordu ve donanmaları arasında başlayan ilk devrimci ayaklanmaydı. 27 Haziran 1905’te Çarlık rejimine karşı Potemkin Zırhlısı ayaklanması, Ekim Devrimi’nin bir provası haline gelmişti.

Dünya sinemasının başyapıtları arasında, tüm zamanların en önemli filmi olarak görülen Potemkin Zırhlısı; 1905 devrimi yansıtan devrimci bir film olmasının yanında, büyük usta Eisenstein’ın sinema sanatında devrim yaratan bir çalışmasıdır.

20- Dünyayı Sarsan 10 Gün

Kızıl Çanlar, ABD’li sosyalist gazeteci ve yazar John Reed’in 1917 yılında Rusya’da gerçekleşen ve kendisinin de bizzat tanıklık ettiği Ekim Devrimi’ni anlattığı ünlü eseri “Dünyayı Sarsan On Gün”‘den Sergey Bondarchuk tarafından 1983 yılında sinemaya uyarlanmıştır.

21- Çingeneler Zamanı

Çingenelerin dünyası çok farklıdır. Onların doğa ile bütünleşmiş olan kendince yaşadıkları dünyalarında farklı renkler vardır. Perhan da büyük annesi ile beraber bir yaşam sürmekte olan bir çingenedir. Bir kıza aşıktır. Son derece de duygusal biridir. Öyle ki duygu yoğunluğu aracılığı ile nesneleri hareket ettirme yeteneğine sahiptir. Tabi onun bu yeteneğinden faydalanmak isteyecek farklı niyette insanlar da vardır çevresinde. Örneğin Ahmet bunlardan biridir. Perhan’ı kendisiyle birlikte şehre gelmeye ve yaşadığı yeri terketmeye ikna eder. Perhan bu yeni hayata yeterince para biriktirmek ve geri dönüp evlenebilmek için uyum sağlamaya çalışır. Bir yandan da bacağından ameliyat olmak için onlardan ayrılan kızkardeşini bulmayı ummaktadır.

Yönetmen Emir Kusturica’ya uluslararası alanda tanınmasını sağlayan bu film, Cannes’da coşkuyla karşılanmıştır.

22- Limon Ağacı

Kasabadan şehre bir şirkette çalışmaya giden Peri, şirketin zarara uğraması sonucundan işten çıkartılır ve kasabasına geri döner. Şirketin başındaki ailenin velihatı Kaan, Peri'den çok etkilenerek onu kasabaya kadar takip eder ve hatta oraya yerleşmeye karar verir. Ancak bu durum her iki tarafın da ailelerinin hoşuna gitmez. Bir tarafta gırgır şamata kavga dolu kasabalı Solmaz Ailesi, diğer tarafta asalet kibir ve entrika ile dolu Karabudan Ailesi.. Kaan ile Peri'nin arasındaki bu tek ama büyük problem aşılabilecek mi? İmkansız aşk gerçekleşecek mi?

23- Kırmızı Pazartesi

Film, evlenmeden önce başkasıyla beraber olarak bekaretini kaybeden gelin adayının etrafında gelişen olayları anlatmakta. Gabriel Garcia Marquez'in aynı isimli kitabından uyarlamadır...

24- Parazit

Park Ailesi'yle tanışın: soyla gelen servetin klasik bir tablosu. Diğer yanda ise Kim Ailesi, sokak zekası bakımından zengin ama başka hiçbir zenginliğe sahip değil. Şans veya kader olsun, bu iki ev halkı bir şekilde bir araya gelir ve Kim ailesi altın bir fırsatın varlığını hemen sezer. Kolej çağındaki Ki-woo tarafından manipülasyon konusunda yetiştirilen Kim çocukları, öğretmen ve sanat terapisti görevleriyle kendilerini Park ailesinin arasına çabucak yerleştirir. Kim'ler “vazgeçilmez” lüks hizmetler sunarken, Parklar ise habersizce evlerindeki her şeyi Kim ailesine kaybetmektedir. Ancak kısa sürede bu düzen bir tehditle karşılaşır. Asalak bir misafir Kim ailesinin yeni keşfettikleri konforu tehdit eder hale geldiğinde, vahşi ve zorlayıcı bir üstünlük mücadelesi patlak verir. Bu mücadele Kim ve Park aileleri arasındaki kırılgan ekosistemi yıkmakla tehdit etmektedir...

25- Kevin hakkında konuşmamız lazım

Eva, Kevin'a hamile kaldığı gençlik yıllarında bütün kariyer planlarını ve hedeflerini bir kenara koyarak çocuğunu dünyaya getirmeye karar verir. Fakat annenin oğlu için hayatından yaptığı bu fedakarlık maalesef Kevin'in çocukluk yıllarından itibaren başlayarak hayatlarını ters yönde etkilemeye başlar. Kevin 15 yaşına geldiğindeyse lisedeki çete gruplarıyla takılmaya başlar ve hiç kimsenin hoş görmeyeceği olaylara karışır. 

Eva oğlunun hatalarından dolayı derin sorumluluk ve suçluluk duyarak, nerede yanlış yaptığını sorgulamaya başlar. Bu arada Kevin'in ayrıldığı babası ile yeniden iletişime geçmek durumundadır... 

26- Bird Box

Bird Box, peşlerinde olanlardan kurtulmak için gözleri bağlı bir şekilde yola koyulan bir kadın ve çocuklarının hikayesini konu ediyor. Her şey tam beş yıl öncesinde başlar. Başlangıçtan bu zamana kadar hayatta kalmayı başaran Malorie ve iki çocuğu için hayat bu süreçte hiç de kolay olmaz. Nehir kenarında terk edilmiş bir evde kalan aile, bugünlere her adımlarını planlayarak gelir. Ailesini güvende olabilecekleri bir yere götürmenin hayalini kuran Malorie ve çocukları için artık gitmedir. Ancak bu yolculuk oldukça tehlikelidir. Tek bir hataları ölümlerine sebep olacaktır. Her şeyden önemlisi de yolculuk sırasında ne olursa olsun gözlerinin bağlı olması gerekir. Zekalarına ve geliştirdikleri duyma yetilerine güvenerek çıktıkları bu yolculukta Malorie ve çocukları yalnız değildir. Peki onların peşinde olan insan mı, hayvan mı, yoksa bir canavar mıdır? Josh Malerman’ın aynı isimli romanından beyaz perdeye uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Susanne Bier oturuyor. Malorie karakterine Sandra Bullock’un hayat verdiği filmin kadrosunda Sarah Paulson, John Malkovich, Jacki Weaver, Trevante Rhodes, Lil Rel Howery gibi isimler yer alıyor.

27- Yıldızlararası

Yıldızlararası'nda, teknik bilgisi ve becerisi yüksek olan Cooper, geniş mısır tarlalarında çiftçilik yaparak geçinmektedir; amacı iki çocuğuna güvenli bir hayat sunmaktır. Onlarla yaşayan Büyükbaba Donald çocuklara göz kulak olurken, henüz 10 yaşındaki kızı Murph şaşırtıcı bir zekaya sahiptir. Geçmişte bıraktığı biliminsanı kariyerini özleyen Cooper'un karşısına bir gün beklenmedik bir teklif çıkar ve ailesinin, dahası insanlığın güvenliği için zorlu bir karar alması gerekir... 

28- Joker

Joker, başarısız bir komedyen olan Arthur Fleck'in hayatına odaklanıyor. Toplum tarafından dışlanan bir adam olan Arthur, hayatta yapayalnızdır. Sürekli bir bağ kurma arayışında olan Arthur, yaşamını taktığı iki maske ile geçirir. Gündüzleri, geçimini sağlamak için palyaço maskesini yüzüne takan Arthur, geceleri ise asla üzerinden silip atamayacağı bir maske takar. Babasız büyüyen Arthur’u en yakın arkadaşı olan annesi Happy adıyla çağırır. Bu lakap, Arthur’un içindeki acıyı gizlemesine yardımcı olur. Ancak maruz kaldığı zorbalıklar, onun gitgide toluma aykırı bir adam haline gelmesine neden olur. Yavaş yavaş psikolojik olarak tekinsiz sulara yelken açılan Arthur, bir süre sonra kendisini Gotham Şehri’nde suç ve kaosun içinde bulur. Arthur, zamanla kendi kimliğinden uzaklaşıp Joker karakterine bürünür.

29- Fil adam

Fil Adam, gerçek bir hayat öyküsünü anlatıyor. 1880’ler Londra’sındayız. Şehrin sokaklarından süzülen kasvet ve karamsarlık, arka sokaklarda olup bitenleri belli eder nitelikte. Doktor Treves, isli sokaklarda gezindiği esnada gezici bir sirke rastlıyor. Önündeki kalabalıktan anlaşıldığı üzere içeride normal olmayan bir gösteri var... Ve bu normal olmayan gösterinin kahramanı, doğuştan engelli olan John Merrick. Annesi Merrick’e hamileyken bir fil tarafından saldırıya uğradığı söylenir bu sirkte. Doktor Treves ise hızlı bir hamleyle tedavi altına almak ister bu fil görünümlü adamı ve istediği gibi de olur. Her haliyle ürkütücü olan fil adamın bu korkunç görünümünün altında, gönlünde yatanlar ise zamanla dökülmeye başlar.

Gerçek bir yaşanmışlıktan beyaz perdeye uyarlanan filmin yönetmeni, sinemanın aykırı yönetmeni David Lynch imzalı. Lynch filmografisindeki gerçekçi duruşuyla sivrilen filmin başrollerinde başarılı oyunculuklarıyla Anthony Hopkins ve John Hurt var.

30- 12 Öfkeli Adam

12 Öfkeli Adam, cinayetle suçlanan bir genç ile ilgili karar vermekle yükümlü 12 jüri üyesinin karar verme sürecini konu ediyor. Latin Amerikalı bir genç adam, babasını öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır. Sanığın kaybettiğini söylediği bir bıçak ise cinayetin işlendiği odada bulunmuştur, gencin mahkemeye sunduğu savunma zayıftır ve olan biteni duyduklarını söyleyen pek çok tanık vardır. Sanık suçlu bulunduğu taktirde idama mahkum edilecektir.Jüri sonuçları pek de şaşırtıcı değildir: 12 jüri üyesinden sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis 'suçsuz' hükmü yönünde oy vermiştir. Davis’in jüri üyelerini ikna etmeye çalışması esnasında her jüri üyesinin 'suçlu' kararı vermesinin arkasında ise, aralarında yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma, geçmişle hesaplaşma gibi farklı kişisel sebepler olduğu ortaya çıkacaktır.

31- Dangal

Dangal, Hintli Mahavir Singh Phogat'ın hikayesini anlatıyor. Mahavir Singh Phogat bir güreş hayranıdır. İki küçük kızına da güreş öğretmeye karar verir. İki kız, Babita Kumari ve Geeta Phogat, çocukluklarından başlayarak güreş eğitimi alarak büyürler. Büyüdüklerinde iki kız da güreşte iddialı isimler olmuştur. Geeta Phogat 2010 Commonwealth Oyunları'nda altın madalya kazanarak güreşte bu dalda ödül kazanan ilk kadın güreşçi olurken, kız kardeşi Babita da gümüş madalyayı alır. Genç kadın güreşçiler başarıya giden yol boyunca sosyal şekillendirmenin baskısıyla da mücadele etmek zorunda kalacaktır...

32- Kill Bill

Kill Bill: Volume 1'de birbirinden farklı olağanüstü yeteneklere sahip bir kadın ölüm çetesi çeşitli büyük suikastlerde aktif rol almışlardır. Bill tarafından yönetilen çeteden ayrılan eski 'kara mamba' lakaplı, 'Gelin' in eski takım arkadaşlarından ve Bill'den intikam almak için haklı sebepleri vardır. Bir arabada hissiz bir halde uyanan Gelin, düğün günü kendisine yapılanları anbean hatırlamaktadır. Şimdi sıra kendisine büyük kötülükler yapan bu ölüm çetesine karşı esaslı bir intikam planı yürütmeye gelmiştir. 

33- İhtiyar Delikanlı

İhtiyar Delikanlı, yıllarca hapis tutulan bir adamın serbest bırakılmasının ardından intikam arayışını konu ediyor. Oh Dae-Soo adında bir adam, bir gün kaçırılır ve 15 yıl boyunca eski püskü bir hücrede tutuklu kalır. Hiçbir açıklama yapılmamıştır. Sonra bir gün serbest bırakılır. Eline, para, cep telefonu ve pahalı kıyafetler verilir. Bu adam başına gelen bu durumun nasıl ve neden olduğunu anlamak ve gereken intikamı almak konusunda kararlıdır. Bu sırada Oh Dear-Soo aslında kendisini kaçıranların daha da büyük bir planının olduğunu keşfeder. Ancak bu planın özü acı dolu bir yoldan geçmektedir. Gerçeği bulmak ise bu yolun ta kendisidir.

34- Aile arasında

21 yıllık ilişkileri aynı gün noktalanan nevrotik Fikret ile müzikhol vokalisti Solmaz komik bir tesadüfle tanışır. Solmaz’ın kızı Zeynep, Adanalı sevgilisiyle evlenmeye karar verince her şeyden korkan Fikret, kendini bir anda hayatının rolünü oynarken bulur. Aile arasında olması planlanan nikah, damadın ailesinin ısrarıyla büyüdükçe büyür. Bu ekip düğün hazırlıkları boyunca silahlı, geleneksel, kebapçı zinciri sahibi Adanalı aileyle anlaşabilecek ve bu düğün bir terslik çıkmadan yapılabilecek midir?

35- The Platform

The Platform, dikey şekilde konumlandırılmış bir hapishanede geçiyor. Her hücrede iki mahkumun kaldığı hapishanede, yemek günde sadece bir kere üst kattan aşağıya doğru gönderilmektedir. Üst kattaki mahkumlar yiyeceğe ulaşmak için çabalarken, alt katta bulunan mahkumlar, her gün biraz daha vahşileşerek açlıkla baş etmeye çalışır. Bir gün gözünü hapishanenin 33. katında açan Goreng, hapishanenin kurallarını iyi bilen Trimagasi ile birlikte yiyeceğe ulaşabilmek için zorlu bir mücadeleye girişir.

36- Sonsuzluk ve bir gün

Alexander, edebiyat çevrelerince tanınan, bilinen ve sevilen usta bir yazardır. Aniden yakalandığı kurtuluşu olmayan bir hastalık, tüm hayatını gözden geçirmesine sebebiyet verecektir. Artık Alexander içine gömüldüğü bu sahil kenarındaki evi bir kenara bırakarak yeniden hayata atılmak durumundadır. Edindiği ve ediniyor olduğu tecrübelerin iç içe geçeceği bir serüvene atılır. Geçmişi hatırladıkça kendini yeniler ve kimliğini hatırlamaya başlar. Alexander, kendi ölümünün döşeğinde, yeni bir kimlik kazanmaktadır. Yunanistan'ın çıkardığı en büyük yönetmenlerden biri olan Theodoros Angelopoulos'un bol ödüllü filmi Sonsuzluk ve Bir Gün, yarıştığı sene Altın Palmiye ödülünü de kucaklamayı başarmıştı. Filmin halen karşımıza çıkan müzikleri de sinema tarihinde iz bırakmışlardı.

37- Ruhların Kaçışı

Ruhların Kaçışı, Japon animasyon üstadı Hayao Miyazaki’nin en değerli yapıtlarından biri. Film, küçük Chihiro ve ailesinin yeni bir kasabaya taşınmalarıyla açılır. Yolculuk esnasında yolda gördükleri bir tünele dikkat eden aile, tünelin içerisinden geçtiklerinde karşılaştıkları fantastik dünyanın içerisinde büyülenirler. Ancak bu kasabada yolunda gitmeyen bir şeyler vardır, bu büyü kısa bir zaman sonra bozulacaktır. Ailesini kaybeden küçük Chihiro, babasını kurtarmak için korku dolu bir maceraya atılacaktır. 

Animasyon türünün en önemli örneklerinden biri olan film, 75. Akademi Ödülleri’nde En İyi Animasyon dalında Oscar’a; 52. Berlin Film Festivali’nde ise Altın Ayı ödülüne layık görülmüştür. Film, Japon sinema tarihinin en başarılı filmi olarak da kırılması güç bir rekoru elinde tutuyor.

38- Equilibrium

Dünyada yaşanmış olan en büyük savaş, III. Dünya Savaşı sonlanmıştır ve savaş toplumu zor da olsa savaşın sonuçlarıyla yüzleşmeye koyulmuştur. Savaşın getirdiği faşist ve baskıcı sistem, insanları bu sonuçlara alıştırabilmek adına insanların duygularını kontrol altında tutmaya çabalamaktadır. İnsanlar için ilgi uyandırılabilecek ve onlara bir umut bahşedebilecek her şey, yasaklanmıştır. John Preston ise bu davanın baş cellatıdır.

39- Papillon (1973 yapımı)

Daha önce küçük bir suçtan hüküm giyen ‘Kelebek’ lakaplı Henri Charriére, haksız yere cinayet suçuyla suçlanmaktadır. Masumiyetini kanıtlayamayan Kelebek, Fransa’nın kötü ünüyle tanınmış Şeytan Adası’ndaki yüksek güvenlikli hapishaneye gönderilir. Bu hapishane mahkumlara uyguladığı insanlık dışı muamelerle ünlüdür. Yolculuk esnasında tanıştığı Louis Dega isimli bir mahkumla Kelebek arasında zamanla sadakate dayalı içten bir dostluk geliştirecektir. 

Henri Charriére’nin gerçek hayat hikayesini anlatan Papillon isimli kitaptan beyaz perdeye uyarlanan filmin başrollerinde Steve McQueen ve Dustin Hoffman gibi usta isimler bulunuyor. Film, yeniden uyarlandı. Ancak 1973 yapımı tavsiye edilir.

40- V for Vendetta

V,  2020 yılında ve İngiltere’de geçiyor. Ülke, son derece baskıcı bir toplum düzenini yaşamaktadır. Türlü yasaklar ve engellerle idare edilen halk, şiddet yanlısı bir konuma gelmiştir. Bu kargaşanın orta yerinde görünen gizemli V, belaya bulaşmış masum bir kadın olan Evey’i kurtarır. Ancak bu kurtarış, tam da ulusun kurtuluşunu temsil eder çünkü onun davranışı aslında toplumun uyanışını tetikleyen ve başkaldırıyı başlatan unsurdur. Tam da bu sebeple artık insanlık adına bir ayaklanma zamanıdır. Alan Moore’un romanından uyarlanan film, son derece epik bir hikayedir.

41- Jojo Rabbit

Tavşan Jojo, annesinin evlerinde bir kızı sakladığını öğrenen bir gencin hikayesini konu ediyor. Hitler'in gençlik kamplarında yer alan Jojo Betzler adındaki bir çocuk, annesinin evlerinde Yahudi bir kızı gizlice misafir ettiğini öğrenir. Kız, evlerinin çatı katında kalıyordur. Tabii bu durum en yakın sırdaşı hayali arkadaşı Adolf Hitler olan Jojo'nun kafasında büyük bir karmaşaya yol açacaktır. Hayali arkadaşı olan Hitler, hiç de orijinalindeki gibi değildir. Jojo'nun bu korkunç ırkçılığa karşı gelmek için mücadele etmesi gerekmektedir.

42- Train to Busan

Sok-woo, yoğun iş temposundan dolayı sürekli kızını ihmal etmektedir. Doğum gününde kızının ısrarlarına dayanamayan Sok -woo, onu eski eşinin yanına götürmek için gönülsüzce Seul'den kalkıp Busan'a gidecek olan trene biner. Tren kalkmak üzereyken, Güney Kore'yi etkisi altına alan yıkıcı bir zombi virüsünden etkilenen bir kadın, virüsü trendekilere yaymaya başlar. Virüsün bulaştığı herkes, birer birer zombiye dönüşür. Sebebi belirlenemeyen virüs, tüm ülkeye yayılırken, hızla Busan'a yol alan trende de Sok-woo, kızı ve daha birçok yolcu amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişir.

43- İt's a wonderful life (Şahane Hayat)

Şahane Hayat'da, üst üste gelen olaylar yüzünden iş adamı George Bailey intiharın eşiğine gelmiştir ve köprünün kenarında sallanmaktadır. Tam o sırada Clarence adlı ‘koruyucu melek’ belirir ve George’u intihar düşüncesinden vazgeçirmek için George’a küçük bir oyun oynamaya karar verir. Bu oyunda George eski hayatına geri dönecektir ve George, hayatındaki insanların George’la hiç tanışmamış olsalardı ne şekilde bir hayat süreceklerini görecektir. Bu sıradışı deneyim sonucunda George iyi niyetinden dolayı ne kadar çok insana yardım ettiğini anlar ve hayatının değerinin farkına varır. Frank Capra başyaptı dünyanın en güzel filmlerinden biridir. Her izleyenin kendisini iyi hissettiği yapım, verdiği pozitif duygular nedeniyle her yılbaşı gecesi Amerikan televizyonlarında gösterilmektedir. Kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden biri.

44- Git Başımdan!

Peter Highman (Robert Downey Jr.) beş gün sonra karısı doğum yapacak ve ilk çocuklarını dünyaya getirecek bir baba adayıdır. Peter Atlanta’dan doğuma yetişmek ve karısının yanında olmak için uçağını yakalamaya çalışırken, birden tüm programı alt üst olur. Sonunda, kendisini Ethan Tremblay’in (Zach Galifianakis) arabasında bulur. Zamanında doğuma yetişebilmek için tüm ülkeyi bir uçtan diğerine bu yeni yol arkadaşı ile aşmak durumundadır. Ethan ve köpeği ile yolculukları, birkaç arabanın hurdaya döndüğü, birçok arkadaşlığın bozulduğu ve Peter’ın sinirlerinin iyice gerildiği bir maceraya dönüşür.

45- Requiem For A Dream

Bir Rüya İçin Ağıt, Hubert Selby’nin romanından uyarlanmıştır. Uyuşturucu bağımlısı bir genç, televizyon bağımlısı annesi ve aralarında günden güne yükselen bir uçurum... Uyuşturucu batağı içerisindeki Harry’nin hayattaki tek amacı daha fazla uyuşturucuyken; umutsuz annesini hayata bağlayan tek şey en sevdiği yarışma programıdır. Bir gün bu yarışmaya katılmaya hak kazandığında tek derdi, ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek olacaktır. Yaşlı ve mutsuz kadın zayıflama hapları kullanmaya başlar... Bu trajik hikaye, ‘Black Swan’, ‘The Wrestler’, ‘Pi’ ve The Fountain gibi kült filmlere imza atmış Darren Aronofsky tarafından yönetilmiş; özellikle de Clint Mansell tarafından yapılan müzikleriyle hafızalara kazınmıştır.

46- My Sassy Girl (Kore yapımı)

Filmin Hollywood versiyonu da çekildi... Kyun-woo sıradan bir akşam üstü evine dönmektedir Metroda güzeller güzeli bir kızla karşı karşıya gelir. Ancak kız çok sarhoştur ve kendi dengesini dahi sağlayamamaktadır. Kyun-woo kızı tren raylarına düşmekten kurtarır ve kızın trene binmesine yardım eder. Trenin diğer sakinleri ikilinin samimi pozları nedeniyle ikiliyi sevgili zannederler. Bu yanlış anlaşılma, ikilinin hayatındaki birçok şeyi değiştirecektir.

47- Citizen Kane

Yurttaş Kane, ölen bir iş adamının ölmeden önce söylediği bir sözün sırrını açığa çıkarmaya çalışan bir muhabirin hikayesini konu ediyor. Tanınmış iş adamı Charles Foster Kane gösterişli bir hayatın barındırdığı her şeye sahiptir; bolca para, şöhret, prestij ve kadınlar... Fakat ani ölümünün ardından, ölmeden önce söylediği son söz olan “Rosebud” bir giz perdesini doğurur. Yakın çevresindeki kimsenin anlamanı bilmediği bu sözcük Kane’in ölümüne ve yaşamına dair bazı sırların varlığını işaret eder. Bu kelimenin anlamını açığa çıkarmaya çalışan gazeteci Jerry Thompson Foster’ın arkadaşları, ailesi ve iş arkadaşlarıyla röportajlar yapmaya başlar. Bu kişiler Kane hakkında hikayeler anlattıkça gazeteci puzzle’ın parçalarını birleştirmeye başlar. Usta yönetmen Orson Welles’in başyapıtı Yurttaş Kane, sinema tarihinin en önemli kilometre taşlarından biridir.

48- Kefernahum

Lübnan & Fransa ortak yapımı dram filmi, Lübnanlı bir çocuk olan Zain'in hikayesini anlatıyor. Film, Zain'in sıradan bir küçük çocuktan, kendisini istismar eden ailesine baş kaldırıp kaçan, zekası ve pratikliği ile sokaklardaki yaşam savaşından galip çıkan ve kendisine yapılan haksızlığın karşısında dimdik duran, 12 yaşındaki genç bir delikanlıya dönüşümünü gözler önüne seriyor. Bu süreçte Zain hayat mücadelesi veriyor, Etiyopyalı mülteci Rahil ve onun bebeği Yonas'a göz kulak oluyor, şiddet suçundan hapse giriyor ve en sonunda mahkemede adalet arıyor. Nadine Labaki'nin yönetmenliğini üstlendiği Kefernahum filminde başrolü, Zain Al Rafeea üstleniyor. Filmin senaryosunda ise yönetmenle birlikte Michelle Keserwany ve Jihad Hojeily'nin imzası var. Prömiyerini Cannes Film Festivali'nde gerçekleştiren film, Toronto, Melbourne, Saraybosna, Zürih, Busan, Londra ve Stockholm gibi uluslararası festivalleri dolaştı. Cannes'dan 3 ödülle dönen film Altın Palmiye ödülü için de adaylık sahibiydi.

49- For a few dollars more

Birkaç Dolar İçin'de, Clint Eastwood efsaneleşmiş rolüne devam ederken, ona Lee Van Cliff de katılıyor. Mortimer ve Monco isimli ödül avcıları, suçlu ve kaçakların peşine düşerek, onların kellerine biçilen paraları kazanırken, son ödül azılı bir hapishane kaçkını olan Indio'nun kellesine konulan 10.000 dolardır. Mortimer bu kez paranın değil, intikamın peşindedir ve bu yolda en büyük desteği kendisi gibi intikam peşinde koşan Albay Douglas'tan görecektir.

Sergio Leone, dünya sinema tarihinde bir kilometre taşı haline gelen üçlemesinin bu ikinci filminde de western türünü özgün bir üslupla yorumlamaya devam ediyor.

50- Singin' in the Rain

Singin' in the Rain'de Don Lockwood, kendi yeteneklerini günden güne bileyerek geldiği bu son noktada, nihayet beyazperdenin en çok aranan ve en çok parıldayan yıldızlarından biri haline gelmiştir. Ulaştığı noktada yeri sağlam olan bu ünlü şahsiyetin güvenini kıracak kişi ise aktörleri birer birer reddedecek olan Kathy Selden olacaktır. Don, kendisine yapılanların üstesinden gelir gelmez Kathy’ye aşık olacaktır. Ancak öte yandan da seksi ve bencil Lina Lamont, Don’u kendisi için istemektedir.

Sadece kendi döneminin değil sinemanın da önemli klasikleri alınan film, aynı zamanda filmin başrollerinden birini de üstlenen Gene Kelly tarafından yönetildi.

51- Sully

Sully, 15 Ocak 2009’da arızalanan yolcu uçağını Hudson Nehri’ne indirmeyi, bir nevi imkansızı başarıp kahraman haline gelen pilot Chesley Sullenberger’i konu ediniyor. Kaptan Sully elverişsiz koşullarda uçağı Hudson Nehri'ne indirmeyi başarıp 155 yolcunun hayatını kurtarmıştı. Fakat her ne kadar medya ve halk tarafından usta uçuş yeteneği, cesareti ile gündeme gelse de bazı yetkililer tarafından açılan soruşturma nedeniyle itibarını ve işini kaybetme tehlikei ile yüz yüze gelecektir.

Filmin başrolünde efsane oyuncu Tom Hanks yer alırken filmin yönetmenliğini ise Oscar ödüllü yönetmen Clint Eastwood üstleniyor. Ayrıca filmin hikayesi Sulenberger ve Jeffrey Zaslow'un "Highest Duty" adlı kitabından uyarlandı.

52- Notting Hill

William Thacker Batı Londra'nın değişik bir yöresi olan Notting Hill'de yaşamaktadır. Eşinden boşanmış olan William, evini biraz tuhaf olan Spike adlı biri ile paylaşmaktadır ve Notting Hill'in tam merkezindeki Pazar caddesinde Portobello Road'da bir kitapevinin sahibidir.

Bir gün dünyaca ünlü film yıldızı Anna Scott'un dükkanına gelmesi ile William'ın yaşamının akışı değişir. Birbirini takip eden komik olaylar sonunda Anna ile William çıkmaya başlarlar. 

53- Four Weddings and a Funeral

Dört Nikah Bir Cenaze, doksanlar romantik-film kuşağına dair en sevimli örneklerden biri olarak, bugün birçok sinemaseverin hatırasında hala önemli yerini koruyor. Filmde, ilk başta; Charles adında, kızlarla sadece gönül eğlendirip hiç bir zaman evlilik vaadinin altına girmeyen bir "heartbreaker" tiplemenin maceralarına şahit olacağız. Ancak kötü bir sürpriz onun da peşini bırakmaz: Bir gün bir arkadaşının düğününde hayatının kadınıyla karşılaşınca tüm hesapları alt üst olur. Zira Amerikalı Carrie’ye aşık olmuştur. Ancak Charles yiğitliğe gölge düşsün istememektedir ve işte bu yüzden bir türlü duygularını ifade edemez!

İlginçtir, Charles ile Carrie sonradan bir cenazede ve üç nikahta daha karşılaşacaklardır. Her seferinde arkadaşlıkları bir kez daha yenilenecek ancak birbirlerine itiraf edemedikleri ilgilerine rağmen başka başka insanlarla nişanlanacaklardır. Bu nikahlardan iki tanesi Charles ve Carrie’nin olacaktır. En sevilen romantik komediler arasında olan bu film, belki de her zamanki formülün dışına çıkmıyor ama içerdiği mini hikaye örgüleri ve mutlu sonu çok da fazla gözümüzün içine sokmadan sunuvermesi açısından üzerine çektiği ilgiyi fazlasıyla hakediyor. TV kökenli Mike Newell’in beyazperdedeki ilk zaferlerinden biri. Yakışıklılığının zirvesindeki hovarda Hugh Grant ve gerçekten güzelliğinin doruğundaki Andie MacDowell ise büyüleyici bir performans sergilemekte...

54- State of Play

Amerikan Kongresi’nin yakışıklı, soğukkanlı ve temkinli üyesi Stephen Collins (Ben Affleck), bağlı olduğu siyasi partinin geleceğini temsil eder. Savunma harcamalarını denetleyen komitenin başkanlığı gibi bir görevi vardır. Yaklaşan başkanlık seçimleri için partisinde tüm gözler onun üzerine çevrilmiştir. Onun araştırma asistanının ve metresinin vahşice öldürülmesi üzerine o güne kadar derinlerde bir yerde gömülü duran sırlar birer birer ortaya çıkmaya başlar.

Araştırmacı gazeteci McCaffrey’nin (Russell Crowe) bu olaya ilgi duymasının iki sebebi vardır. Birincisi Collins onun eski arkadaşıdır, ikinci sebebi ise acımasız editörü Cameron Lynne'dan (Oscar ödüllü Helen Mirren) bu olayı araştırma görevi almıştır. Çaylak gazeteci partneri Della Frye (Rachel McAdams) ile birlikte katilin kimliği üzerindeki esrar perdesini kaldırmaya çalışan McAffrey, ülkenin güç dengelerini sarsacak bir komployu ortaya çıkartacak adımları atmaya başlar.

Sahte doktorların ve yozlaşmış zengin politikacıların var olduğu bir kentte çok önemli bir gerçeği öğrenecektir: Milyar dolarlar tehlikeye girmişse hiç kimsenin sadakati, güvenirliliği, sevgisi ve hayatı güvence altında değildir.

55- Conspiracy Theory

Jerry Fletcher, mesleğini New York’ta icra eden bir taksi şöförüdür. Bunun yanısıra Jerry’nin tuhaf bir uğraşı vardır: İnternette gezinirken edindiği bilgilerle, tamamen kendi yazdığı komplo teorilerini birilerine anlatmak… Jerry’nin bu atılganlığını fark eden bir FBI ajanı, kendisinin bu uğraşını bir an önce bitirmesini tavsiye eder. Jerry ise ajanın söylediklerini hiçbir şekilde dikkate almaz. Adalet Bakanlığı’nda çalışan Alice ile tanıştıktan sonra başına geleceklerden haberi olmayan Jerry, kendisini açıklanması zor bir oyunun içerisinde bulur. Mel Gibson ve Julia Roberts gibi isimleri bir araya getiren Conspiracy Theory’nin yan rollerinden birini de Patrick Stewart üstleniyor. Filmin yönetmeni ise Mel Gibson ile daha önce Lethal Weapon serisinde de birlikte çalışmış olan Richard Donner.

56- The Last King of Scotland

Nicholas Garrigan, mesleğinde mükemmeliyetçi yapıya sahip ve geleceğe dönük idealleri olan genç bir doktordur. Mesleki açıdan bir misyonla Uganda’ya gelir. Bu idealist doktor, katı ve barbar bir yönetimle hüküm süren Idi Amin’in emirleri karşısında fazla bir adım atamaz. Ancak bu doktorun, kriz anlarını kusursuz yönetebildiğini ve bu alanda başarılı olduğunu fark eden Idi Amin, onu sağ kolu yerine koyar. Garrigan, başlangıçta bu durumdan gururlansa da çok geçmeden ne tür bir barbarlığın içinde olduğunu kavrar. Geri dönüşü pek de kolay olmayacaktır. Altın Küre’de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü alan Forest Whitaker, mükemmel bir oyunculuk sergilerken film, festivallerde bol bol ödül almıştır.

57- Lord of War

Film, Yuri Orlov’un hem yükselişini hem de inişini anlatıyor. Ailesi ile birlikte henüz küçük bir çocukken Amerika’ya göç ederler. Bir gün hesapta olmayan şeyler yaşanır ve Yuri’nin hayatı tamamen değişir. Dünyaca bilinen bir silah taciri olarak büyük ordulara ve diktatörlere silah pazarlamakla sürdürür yaşamını. Bu işte başlangıçta yalnız değildir, kardeşi Vitaly de yanındadır ancak uluslararası boyutta tanınır hala geldikten sonra kardeşi bu işi bırakır. Kendisi için ağır bir göreve dönüşmüştür. Yuri ise asla vazgeçmez ve hatta gönlünce göre bir aile bile kurar. Ancak ailesi onun bu işi yaptığını bilmez. Bir nakliye şirketinin sahibi zannederler.

58- All the President's Men

17 Haziran 1972... Nixon'ın da bir üyesi olduğu Cumhuriyetçi Parti'nin birkaç mensubu, seçimi kazanması beklenen Demokrat Partinin merkez binasına sızarak dinleme cinayeti yerleştirir. İki gazetecinin durumun farkında olması, Amerikan tarihinin en büyük skandallarından birini su yüzüne çıkaracaktır. Bu gazetecilerin isimleri ise Carl Bernstein ve Bob Woodward'dır.

Amerikan tarihinde istifaya zorlanan tek başkan olan Nixon'ın öyküsüne odaklanan filmin dört Oscar'ı var.

59- Wag The Dog

Amerikan başkanlık seçimlerine iki hafta kalmıştır... İsmi verilmeyen Amerikan başkanı, odasında küçük yaştaki bir kızla arasında geçenler nedeniyle büyük sansasyonlara neden olmuş, yeniden seçilebilme şansını sıfıra indirmiştir. Olaylar geniş çevrelerce duyulmadan önce önlem almak isteyen Beyaz Saray halkın dikkatini başka bir yöne çevirmek için medya cambazı Conrad Brean'ı görevlendirir. Halkın ve medyanın dikkatini dağıtma konusunda eşsiz bir yeteneğe sahip olan Brean, sahte bir savaş haberi çıkaracak, ardından gelen destekleyici sahte haberlerle de tüm ülkeyi gerçekte var olmayan bir savaşa inandıracaktır.

60- A Separation

Bir Ayrılık'ta boşanmak üzere olan Nadir ve Simin, çocuklarının velayeti konusunda ikileme düşüp kadıdan yardım istemektedir. Bir çok festivalden büyük övgüler alarak ayrılan film, özellikle başrol oyuncularının başarılı performanslarına sırtına dayıyor.

Simin, kocası Nader ve kızı Termeh’le birlikte İran’ı terk etmek istemektedir. Nader’in Alzheimer hastası babasını bırakmayı reddetmesi üzerine boşanma davası açan Simin, dava talebi reddedilince anne babasının evine gider. Termeh ise babasıyla kalmaya karar vermiştir. Nader kızına ve babasına bakması için hamile bir genç kadını tutar; ama bu durum daha fazla soruna yol açacaktır.

61- Wall-E

Vol.i, günümüzden çok uzak bir gelecekte geçmektedir. Filmde, insanoğlu aşırı kirlenme sebebiyle Dünya’yı terk edip başka bir gezegende yaşamaya başlamıştır. Çöplerle çevrili dünyayı temizleme görevi sevimli bir robota, Vol.i’ye verilir. İnsanoğlunun bıraktığı çöplerden kendine yeni bir dünya yaratan yalnız Vol.i’nin yalnızlığı, başka bir robot olan Eve’nın gelmesiyle son bulur. İki sevimli robotun arasında filizlenen dokunaklı ilişki türlü zorluklara rağmen direnmeye ve ayakta kalmaya çalışır. 

Film tüketim çılgınlığına ve insan türünün kendi yaşadığı doğal çevreye verdiği zararlara dair önemli yorumlar yaparken geleceğin insanlığını teknolojinin esiri olmuş, tembellikten tükenmiş bir profilde çizer. Pixar stüdyolarından çıkan Oscar ödüllü Vol.i sinema tarihinin en önemli animasyonlarından biri olmanın yanısıra önemli bir bilimkurgu filmi olarak kabul ediliyor.

62- UP

Yukarı Bak'ta rastlantı eseri yolları kesişen iki çocuk, yıllarca sürecek tatlı ve dokunaklı bir hikayenin başkahramanlarıdır. Maceracı doğan ve hayattaki her şeye dair çocuksu saf meraklar barındıran Ellie’nin tek hayali dünyayı gezebilmektir. Carl ise sessizliği ve dinginliğiyle örttüğü maceraperestliği ve kocaman kalbiyle Ellie’nin tek isteğini gerçekleştirebilmeyi dilemektedir. İki küçük çocuk büyür, evlenir, yaşlanır... Ölüm Ellie’nin kapısını çalar, Carl ise sevdiğinden kalan tek şeyi, bu çocuksu hayali gerçekleştirmeye koyulur.

Pixar stüdyolarının yaratıcılığın zirve yaptığı anlardan biri olan film, animasyonun her yaştan izleyiciye hitap ettiği gerçeğini bir kez daha kanıtlıyor. Her haliyle masum ve dokunaklı olabilen bu öykü, senesinin en iyi animasyon Oscar’ına layık görülmüştü.

63- Green Book

Yeşil Rehber, ünlü bir piyanist ve konser turu kapsamında onun şoförü olarak çalışan Tony’nin hikayesini anlatıyor. Tony Lip, Bronx’taki bir İtalyan Amerikan mahallesinde yaşamaktadır. Ünlü Afro-Amerikalı piyanist Dr. Don Shirley ise konser turu için hazırlanmaktadır. Ünlü müzisyen tur kapsamında Manhattan’dan güneye doğru birçok yere gidecektir. Kendisi ile şehir şehir gezecek bir şoför arayışında olan Shirley, bir süredir işsiz olan Tony’yi işe alır. Tony, yolculuk sırasında Afro-Amerikalılar için güvenli olan güzergahları kullanabilmek için “The Green Book” isimli kılavuzdan yardım alır. Dr Shirley ve Tony çıktıkları bu yolculukta ırkçılıkla, tehlikeyle ve beklenmedik nezaketle karşılaşır. İkili bu zorlu yolculuklarında farklılıklarını bir kenara bırakmak zorundadır.

En İyi Film Oscar'ının sahibi olan Viggo Mortensen ile Ay Işığı filmi ile Oscar’ı kazanan Mahershala Ali’nin başrolünü üstlendiği dram türündeki filmin yönetmen koltuğunda Peter Farrelly oturuyor. Senaryosunu yönetmen Farrelly, Brian Hayes Currie ve Nick Vallelonga’nın birlikte kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda Linda Cardellini, Don Stark, David An, Sebastian Maniscalco gibi isimler yer alıyor.

64- Judgment at Nuremberg

Nürnberg Davası, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan gerçek olaylara odaklanıyor. Film hükümet tarafından işlenen suçlara alet edilen vatandaşları konu alır. Nazi rejimi döneminde yaptıkları insanlık suçlarının görüşülmesi için mahkemeye çıkan dört hakim, dönemin meşhur kurumu Nürnberg Mahkemeleri’nde yargılanmaktadır. Mahkeme esnasında ortaya çıkan kirli çamaşırlar hem kurumların hem de insanların güvenirliğini sarsacak cinstendir. 

Son derece başarılı bir mahkeme filmi olan yapıt, özellikle oyuncu kadrosunun kusursuzluğuyla dikkat çekiyor. Usta yönetmen Stanley Kramer tarafından yönetilen film ayrıca, en iyi uyarlama senaryo da dahil iki dalda Oscar kazanmıştır.

65- Birkaç iyi adam

Donanma avukatı Daniel Kaffee oldukça rahat kişiliği ve henüz hiçbir davaya çıkmamış olması ile tanınmıştır. Mahkeme salonuna çıkmaktansa taraflar arasında anlaşmaları tercih eden Kaffe müvekkillerine her zaman ceza indirimi için yapılan teklifi kabul ettirir. Ta ki bir gün Küba sınırındaki bir askeri birlikte erlerden biri öldürülüp iki er cinayete sebep vermekten önüne müvekkil olarak gelene kadar?

Kaffee sorunu kendi tarzıyla halletmek ister ve erlere, suçlarını kabul edip az bir cezayla ordudan ayrılmalarını tavsiye der. Ancak askerler kesinlikle cinayeti kabul etmez ve verilen emri uyguladıklarını iddia ederler. İşin içine bir de suçlanan erlerden birinin teyzesi tarafından kiralan başka bir avukat, JoAnne Galloway girince işler daha da karışır. 

Yeni avukat erlerin söylediğine inanmakta ve ne olursa olsun mahkeme ile anlaşmayı kabul etmemektedir. Durumu kabullenmek zorunda kalan Kaffee'nin yapabileceği tek şey diğer avukatla beraber Küba sınırındaki birliğe gidip yaşanan her şeyi tanıklardan yerinde öğrenmektir. Ancak karşılarındaki en büyük sorun, erin ölümüne neden olduğu iddia edilen kırmızı kod emrini veren Albay Nathan R. Jessup'tır ve albay birliğin komutanıdır.

66- Gone with the Wind

Rüzgar Gibi Geçti'de Amerikan Sivil Savaşı'nın arifesinde, Georgia eyaletinin kırsal bir bölgesindeyiz... Scarlett, Suellen ve Careen ile birlikte İrlanda göçmeni bir ailenin kızlarından biridir. Güzeller güzeli Scarlett, Brent ve Stuart isimli iki kardeşle konuşmaktadır. Bu iki kardeş Scarlett'tan bir şeyi gizlemektedirler. Genç kızı gizlice sevdiği Ashley Wilkes isimli adam Scarlett'a aşık olsa da kuzeni Melanie ile evlenecektir. Henüz kimsenin bilmediği bu gerçek, yakın bir zamanda duyurulacaktır. Daha sonraları Scarlett, gönlünü Rhett Butler'a kaptırsa da Ashley'i aklından atamayacaktır.

Sivil savaşın gölgesinde yaşanan çok kahramanlı bir aşk hikayesini konu alan efsanevi film hem dönemin Amerikası hem de aşk halleri üzerine önemli şeyler söylüyor. Efsaneleşmiş müzikleri ve oyunculuklarıyla da ayrı bir ilgiyi hak eden film sekiz dalda Oscar ödülü kazanmıştır.

67- Vanilla Sky

David Aames'in yaşadığı hayat, herkesin hayal ettiği türden bir yaşamdır. Bir gün bir anda hayatının kadınıyla tanıştığına emin olur. Sorun şudur ki, tanıştığı bu kadın, kendi kız arkadaşının en yakın arkadaşıdır. Bir süre sonra kız arkadaşı nedeniyle karıştığı bir kazada yüzü tamamıyla deformasyona uğrar. David bir süre sonra kendi hayatına sırt çevirecek ve her şeyden uzaklaşacaktır. Karşısına aniden bir doktor çıkar ve David'i eski haline döndürebileceği konusunda telkinlerde bulunur. David, tehlikeli bir yolculuğa çıkmak üzere bir karar alır.

68- Hotel Rwanda

Hotel Rwanda filminde, kaosun Rwanda’nın günlük yaşamının başrollerinden birini oynadığı günlerde, Paul Rusesabagine, Kigali’de oldukça pahalı bir otel yönetmektedir. Onun için ırk kategorize edilmesi gereken bir insan özelliği değildir. Bir Tutsi olan Tatiana ile mutlu bir evlilikleri vardır. Tutsi isyankarlarının öldürülmesiyle biten barış süreci sonucunda katliama başlayan Hutu milisleri, şehri bir kan gölüne dönüştürmektedirler. Paul, hem kendi ailesini hem de masum insanları korumak üzere bir şeyler yapmak zorundadır.

69- Organize İşler: Sazan Sarmalı

Organize İşler Sazan Sarmalı, Asım Noyan ve çetesinin maceralarını konu ediyor. İstanbul şehrinde organize işler tam gaz devam etmektedir. Asım Noyan, yıllardır söylediği yalanlar ve çevirdiği oyunlarla insanları dolandırmaktadır. Kimsenin yakalamayı başaramadığı Asım Noyan ve çetesi, bu kez de “sazan sarmalı” olarak adlandırdıkları bir üç kağıda bulaşır. Dolandırıcılar kralının biricik kızı Nazlı dolandırılınca, Asım Noyan ve ekibi hemen harekete geçer. Nazlı, her ne kadar babasını organize işlerden vazgeçirmeye çalışsa da, kendisini birden sazan sarmalının içerisinde bulur. 

70- Olanlar Oldu

Zafer ve annesi Döndü Hanım Ege’nin bir kıyı kasabasında birlikte yaşamaktadır. Yaşı geçmekte olan oğlunun kasabanın güzeli Mehtap’tan ayrılmış olmasına ve hala evlenmemiş olmasına üzülen Döndü, bu gidişata son vermek için harekete geçer. Bu esnada mütevazı teknesinin sorunlarıyla boğuşan Zafer’in yaptığı mavi turda olanlar olur! Zafer ünlü dizi oyuncusu Aslı ile tanışır ve ikili arasında önüne geçilemez bir çekim başlar. Ancak Aslı Döndü Hanım'ın ideal gelini olabilecek midir? Mehtap'ın babası İbrahim'in sinsi planları da Zafer ve ailesinin peşini bırakmayacaktır. Tüm bunların üstüne Aslı'nın eski sevgilisi dde tatile dahil oluverir! Bu tatilde aşk, komedi ve talihsizlikler birbirini kovalayacaktır!

71- Hedefim Sensin

Hedefim Sensin, çiğ köfte satarak geçimini sağlayan Zekeriya Taştan’ın hikayesini konu ediyor. Genç bir adam olan Zekeriya Taştan, İstanbul sokaklarında çiğ köfte satarak geçimini sağlar. Oldukça geveze bir adam olan Zekeriya’nın başına ne gelirse çenesinden gelir. Bir gün konuşmaması gereken bir yerde ve zamanda yine kendisini tutamaz. Ama bu sefer başına büyük bir dert alır ve İstanbul’u terk etmek zorunda kalır. Artık onun yeni yuvası ilk defa ayak bastığı Gökçeada olur. Burası Zekeriya’nın hayatı için adeta bir dönüm noktası olur. Gökçeada’ya gelmesi ile hayatı değişen sadece Zekeriya değildir. Onun gelişi ile birlikte Hafize’nin, Leyla’nın ve Yarım Hasan’ın hayatı da bambaşka bir hal alır. Yönetmen koltuğunda “Kocan Kadar Konuş”, “Görümce”, “Arif v 216” gibi filmlere imza atan Kıvanç Baruönü'nün oturduğu "Hedefim Sensin" filminin başrolünü Ata Demirer üstleniyor. Senaryosunu Demirer’in kaleme aldığı komedi türündeki yapımın oyuncu kadrosunda Demet Akbağ, Tarık Ünlüoğlu, Gonca Vuslateri, İlker Aksum, Erkan Can gibi isimler yer alıyor.

72- Müslüm

Müslüm, arabesk müziğinin efsane ismi Müslüm Gürses'in hayat hikayesini beyaz perdeye taşıyor. Unutulmaz ses sanatçısının iniş ve çıkışlarla dolu yaşamının anlatıldığı filmde, Müslüm Gürses’in milyonları etkileyen müziğine, çocukluğundan ölümüne kadar geçen zamanda yaşamına etki eden kişilere, çok sevdiğini her fırsatta dile getirdiği eşi Muhterem Nur’a odaklanılıyor. Timuçin Esen’in Müslüm Gürses’i canlandırdığı filmde, Muhterem Nur'a Zerrin Tekindor, Müslüm Gürses'in babasına ise Turgut Tunçalp hayat veriyor. Yönetmenliğini, Türkiye'nin geçen yılki Oscar yarışı için aday adayı olarak gönderdiği Ayla'nın yönetmeni Can Ulkay ve "Romantik Komedi" filminden 8 yıl sonra tekrar yönetmen koltuğuna oturan Ketche’nin (Hakan Kırvavaç) üstlendiği filmin senaryosunu Hakan Günday ve Gürhan Özçiftçi kaleme alıyor.

73- Aykut Enişte

Aykut Enişte, yalnızlığından şikayetçi olan ve aile özlemi çeken bir adam olan Aykut'un hikayesini konu ediyor. Aykut, evlenip yuva kurmanın hayali ile yaşayan genç bir adamdır. Sevgili Nurhan ile hayallerini gerçekleştirmeye adım adım yaklaşan Aykut, beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalır. Düğüne bir hafta kala dükkanına hırsız giren Aykut, tüm birikimini kaybeder. Dükkana hırsızın girmesi, sadece Aykut’un maddi kaybına neden olmaz aynı zamanda başına türlü işler açılmasına da neden olur. Dükkana bakmak için sigortadan gelen Gülşah'ın, Aykut’tan küçük bir iyilik istemesi hepsinin hayatının değişmesine neden olur. Kendi halinde kimsesiz bir adam olan Aykut, bir anda kendisini iki ailenin damadı olarak bulur. Aykut, içine düştüğü bu karışık durumdan kendisini kurtarmayı başarabilecek midir?

74- Düğün Dernek - 2

İlk filmde oğlunun düğününü yapan İsmail bu kez torununun sünnet düğünü için kolları sıvarken ekip tekrar bir araya gelir ve işler iyice karışır! Eski takım bir araya geliyor, başını olmadık belalara sokuyor, sünnet düğünü şehir çapında bir hadise halini alıyor. İşler karışacak, acele düğüne aşk bile karışacak ve o sünnet illa ki yapılacak! İlki 2013'te seyirciyle buluşan ve gişe rekorları kıran Düğün Dernek'in devam filmi olan yapımın yönetmenliği yine Selçuk Aydemir'e ait. Filmin başrollerini ilkinde de olduğu gibi Murat Cemcir ve Ahmet Kural paylaşırken kadroda kendilerine eşlik eden diğer isimlerse Rasim Öztekin, İnan Ulaş Torun, Devrim Yakut, Barış Yıldız ve Şinasi Yurtsever.

75- İstanbul Kırmızısı

Orhan travmatik bir kayıptan sonra her şeyini kaybetmiş ve vahşi bir yaşama yönelmiş eski bir yazardır. Her şeyi bırakarak Londra’ya yerleşir ve editör olarak çalışmaya başlar. Yıllar sonra İstanbul’a geri döner. Bu geri dönüşün nedeni zamanını Paris, Londra ve Berlin’de geçirmiş ünlü yönetmen Deniz Soysal ile tanışmaktır. Deniz hem tarihi aile köşkünden annesini taşımak hem de yeni filmi için hazırlık yapmak için İstanbul’dadır. Deniz doğup büyüdüğü şehirdeki çocukluk anıların anlattığı bir kitap yazmıştır. Orhan’ın İstanbul’daki işi, yayınlanmadan önce kitaba son dokunuşları yapmaktır. Uzun yazışmalardan sonra İstanbul’da buluşurlar. Ancak ertesi sabah Deniz ortadan kaybolur. Orhan’ın gelişi ve Deniz’in ortadan kayboluşu ilginç bir rastlantıya işarettir. Gizli bir soruşturma başlatılır. Herkes Deniz’in bir daha geri dönmeyeceğinden endişelidir. Bu sırada, Orhan, Deniz’in kitabında anlatılanların gerçeğin gösterişli bir kopyası olduğunu fark eder. Görünen odur ki Deniz’in gizemli yaşamı ortadan kayboluşuyla birlikte aydınlatılmanın eşiğindedir.

76- Öldür Beni Sevgilim

Öldür Beni Sevgilim, birbirlerini öldürmeye karar veren bir çiftin hikayesini konu ediyor. Okan ile Demet, 5 yıldır evli olan bir çifttir. Ancak birlikte geçirdikleri senelere rağmen ilişkileri pek de iyi değildir. İkilinin aşkı masal gibi başlamış, büyük heyecanlarla devam etmiş ve mutlu sona ulaşmıştır. Ancak evliliğin ardından hayatları sıradanlaşmaya başladıkça, çiftin içindeki o heyecan duygusu da ölmeye başlamıştır. 5 yılın sonunda ikili adeta birbirinden bunalmış hale gelir. Farklı hayatlar isteseler de bunu dile getiremeyen ve ses çıkarmadan, içten içe birbirlerine sinir olmaya başlayan genç çift, evlilik yıldönümlerinde büyük bir yanlış anlamanın kurbanı olur. Yaşanan yanlışlık sonucunda 5 yıllık karı-koca birbirlerini öldürmeye karar verirler. Bunun için uygun yollar arayan çift, kendilerini birbirinden komik ve tehlikeli durumlar içerisinde bulur... 

77- İncir Reçeli 2

Metin, sevdiği kadını, Duygu'yu kaybettikten sonra uzun süreli bir yas dönemine girer. İncir Reçeli filmini çekmiştir ama hayata karşı hiçbir arzusu kalmamıştır. Barda akşamları programa çıkan ve kendi şarkılarını söyleyen Metin'in yolu beklenmedik bir anda Gizem'le kesişir. Çaldığı barda barmen olarak işe başlayan Gizem, Metin'in duvarlarını aşabilecek midir? İkisi de geçmişinde benzer şeyler yaşamış bu iki insan arasında yeni bir hikaye mümkğn müdür?

78- 12 Maymun

Ölümcül bir virüs tüm dünyayı tehdit etmektedir. 1996'da 5 milyar kişinin ölümüne neden olan bu virüs, 2035'te dünya nüfusunun yalnızca yüzde birini hayatta bırakmıştır. Bu virüsün etkilerinden korunabilmek için insanlar yer altında koloniler kurarak yaşamaya başlar.

Bu virüsün üstesinden gelebilmek için mahkumlardan James Cole, zaman makinesiyle geçmişe gönderilir. Yanlışlıkla 1990 yılına gönderilen Cole, bilimadamları için virüs hakkında araştırma yapar. Daha sonra zaman yolculuğunu sürdüren Cole, 1996'da akıl hastanesine alınır. Burada Dr. Kathryn Railly ile tanışan Cole, onu içinde bulundukları duruma inandırmaya başlar.

79- I am legend

Robert Neville başarılı bir bilim adamıdır ve insanlığı yok edeceğine inanılan,önüne geçilemez tehlikeli virüs ona bulaşmamıştır. Virüs çok kısa bir zamanda insanların ölümüne sebep olmuş, sonuçta Neville New York'ta hayatta kalan tek insan olmayı başarmıştır. Ancak Neville'in durumu çok zordur çünkü belki de dünya üzerindeki tek insan kendisidir. Üç yıl boyunca dolaşmakta, yaydığı radyo mesajları ile hayatta kalan insanlara ulaşmaya çalışmaktadır.

Herhangi bir canlıya rastlayamayan Neville aslında yalnız değildir ve her hareketi izlenmektedir. Salgından sağ kurtulan eski insan-yeni mutantlar Neville'in ölümcül bir hataya düşmesini beklemektedirler.

80- Dünyanın durduğu gün

Washington D.C'de sıradan bir gün yaşanırken,içinde uzaylı Klaatu ve onun birçok güce sahip robotu Gort'u taşıyan bir UFO şehrin tam ortasına iniş yapar.UFO'nun içinde çıkan Klaatu ve Gort,yeryüzüne barış getirmek için görevlendirilmişlerdir.Ancak gezegenler arası bir barış için belki de yeryüzünü yok olması gerekmektedir.Klaatu,yeryüzü için hala umut olduğunu düşünürken,ordu tarafından yok edilir.Bu nedenle robotu Gort,daha sert ve agresif tedbirler almak zorunda kalır.Filmde Reeves Klaatu'yu canlandırırken,Jennifer Connelly ise onun yeryüzünde tanışacağı bilim insanlarından Helen Benson'ı oynuyor.