AKP koronavirüsü fırsata çevirme peşinde

Koronavirüsün ekonomiye etkilerini sınırlandırmak için gelişmiş ülkelerin yüzmilyarlar hatta trilyonlarca doları bulan kurtarma paketlerinin yanında Türkiye’nin açıkladığı önlemler ekonomi camiasında büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Devlet bazı alacaklarını ertelemek dışında hemen hiçbir adım atmış gibi gözükmüyor.

Diğer yandan beş yıldan uzun süredir giderek şiddetlenen bir krizle boğuşan Türk kamu otoritesinin, istese de böyle bir krize ne kadar müdahale edebileceği şüpheli. Ülke özellikle Ağustos 2018’de yaşanan derin kur krizinin ardından döviz fiyatları ve enflasyonu kontrol altında tutabilmek için Mekez Bankası’daki dövizleri ve ihtiyat akçesi de dahil hemen tüm emniyet rezervlerini bitirdikten sonra koronavirüs krizine yakalanmış durumda.

Açıklanan son verilere göre Merkez Bankası’nın sadece 17 milyar dolarlık net pozisyon fazlası var ve piyasa ile diğer kaynaklardan sağladığı 26 milyar dolarlık swap borçlarının çıkarılması halinde, bankanın artık son çare olarak başvuracağı 20 milyar dolarlık altın rezervlerini bile yarı yarıya erittiği görülüyor.

Tablo uzun yıllardır iktidarda bulunan ve ekonominin düştüğü kötü durumun baş sorumlusu olarak kabul edilen AKP iktidarı için son derece karamsar. Ancak yine de ülkeyi ve tüm ekonomiyi kendi malı gibi gören, ‘ya olacağız, ya öleceğiz’ anlayışındaki bir iktidar için farklı ve denenmemiş yollara sapma ihtimali her zaman var.

Nasıl ki 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi AKP için demokrasi, hukuk ve kuvvetler ayrılığı gibi temel ilkeleri by pass edip yüzde 100 kendi kontrolünde bir devlet aygıtı yaratma fırsatı doğurduysa, pandemi kaynaklı bu son darbe de Erdoğan iktidarı için bir fırsat olarak kullanılabilir.

Aslında ‘kullanılabilir’ sözü şüpheciliğimizden öte, iktidarın son aldığı kararlardan kaynaklı olası bir yol haritasını anlatmak için kullandığımız bir simülasyonu ifade ediyor. Çünkü son bir hafta içinde alınan bazı kararlar ülkedeki özel sermayenin tamamen devlet kontrolüne girmesi, hatta kamulaştırmanın ilk adımları olmaktan başka herhangi bir anlam taşımıyor.

Bunun için iki önemli ipucuna bakalım…

Birincisi Erdoğan’ın Perşembe günü açıkladığı kriz kararları arasında yer alan ve sadece kamu değil tüm özel bankaları da kapsayan alacakların üç ay ertelenmesi talebi. Saray’dan gelen bu açıklamanın ardından BDDK Cuma akşamı bankalara ‘Güçlü tavsiye kararı’ olarak ‘Krizden etkilenen tüzel ve gerçek kişilerin kredi borç taksitlerinin üç ay ertelenmesi’ni istedi. BDDK’nın uyarı tonu gösteriyor ki, eğer bankalar bunu gönüllü olarak yapmazsa bir sonraki adım zorunlu olacak.

İkincisi ise yine Erdoğan tarafından imzalanan bir kararnameyle özel alacaklar da dahil tüm icra ve haciz kararlarının Nisan sonuna kadar ertelenmesi.

Bu iki karar temelde ülke ekonomisindeki aktif-pasif dengesinin bir anda bozulması ve temel finansal aracı olan bankacılık sisteminin vade riski nedeniyle şoka girmesine yol açacak emirleri ifade ediyor. Mevduat müşterilerinden ya da yurtdışı finansörlerinden para toplayan (pasif) bankalar, şu an için borç yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda. Buna karşın topladıkları parayla açtıkları kredileri (aktif) tahsil ederken elleri kolları bağlanmış durumda.

Burada Merkez Bankası’nın bankalara fonlama yoluyla istediği kadar para sağlayabileceği yönünde itirazlar olabilir. Ancak Merkez Bankası fonlaması kredilere göre daha kısa vadeli. Ve ayrıca Merkez Bankası’nın yaptığı fonlama karşısında aldığı teminatlar likit Hazine kağıtları. Buna karşın bankacılık sisteminin açtığı kredilerin çü aylık aradan sonra ödenip ödenemeyeceği belli değil. Aynı zamanda alınan teminatlar da gayrimenkul, makine ekipman, kullanılmış dayanıklı tüketim eşyaları vb. illikit varlıklar.

Sonuç olarak bu sistem sadece banka sermayedarlarının koyduğu nakit sermayenin erimesi ve bankacılık sisteminin büyük ölçüde donuk aktiflere sahip ve yaşamak için devlet desteğinden başka çaresi olmayan zombi kurumlara dönüşmesinin yolunu açıyor.

Keza bu süreç sonunda artık banka patronlarının da anahtarları birer birer devlete teslim etmesi olağan bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor.


© Ahval Türkçe