Bütçe felaket, servet vergisi gündeme gelebilir

Son iki yıl tek seferlik gelirler ve Merkez Bankası’nın boşaltılan kasasıyla günü kurtarmaya çalışan Türk devlet bütçesi bu kez duvara çarpma sınırında.

Geleneksel olarak yüksek faiz dışı harcama ve ekonomik durgunluk nedeniyle azalan vergi gelirleri etkisiyle problem yaşayan bütçe, daha koronavirüs krizinin etkisi tam hissedilmeden Mart ayında tarihi bir açık verdi.

Şimdi vergi affından, bedelli askerliğe, kamu arsalarının satışından Merkez Bankası’nın yedek akçesine kadar hemen tüm hava yastıklarını tüketen devlet bütçesinin bu yılı nasıl çıkaracağı ekonominin en büyük sorunu haline geldi.

Koronavirüs nedeniyle azalan tüketici harcamalarının, tüketime bağlı dolaylı vergileri, daha da fazla tırpanlayacağı düşünüldüğünde, AKP iktidarının kısa süre içinde bütçe revizyonu yapması olası görülüyor. Bu da devletin sosyal harcamalarında önemli ölçüde kısıtlama ve ülke vatandaşları açısından servet vergisini hatırlatacak ek önlemleri gündeme getirecek.

Geçen yılı milli gelirin yüzde 3’üne yakın düzeyde 123.7 milyar TL’lik bütçe açığıyla kapatan Türkiye bu yıl açık rakamının yüzde 12 gibi hazmedilebilir bir düzeyde artıp 138.8 milyar lira düzeyinde olacağını hesaplıyordu. İlk iki ay Merkez Bankası’ndan saplanan kar payı, vergi ve yedek akçe katkısıyla olumlu sonuçlar verdi. Ancak geçen hafta gelen Mart ayı verileri tüm dengeleri altüst etti.

Geçen ay bütçe açığı 2019’un aynı dönemine göre yüzde 78 artışla 43.7 milyar TL oldu. Söz konusu rakam hem miktar, hem de yıllık bütçe açığının neredeyse üçte birinin tek bir ay içinde gerçekleşmesi açısından bir rekor anlamına geliyor.

Mart ayında bütçeyi bu kadar zorlayan gelişmeler ise sanılanın aksine tek başına koronavirüsün yarattığı tüketim düşüşü kaynaklı bir daralma değil.

Evet, Mart ayında ülkede harcama ve hizmet yani tüketimden alınan vergilerde yüzde 15’lik bir azalma var. Ancak gelir, kurumlar ve veraset gibi diğer vergi çeşitlerindeki daralma oranları daha yüksek. Ülkede nominal olarak azalmayan tek vergi kalemi gümrük vergileri. Bu da Türk ekonomisinin ithalat bağımlılığından kaynaklanıyor.

Ki zaten ithalatta yeterince daralma yaşanmaması nedeniyle Türk ekonomisin bir başka sorunu olan cari açı korkusu da bugünlerde giderek artıyor. Sonuç olarak Türk Maliyesi Mart ayında toplam 37 milyar TL vergi toplamış durumda. Bu rakam Şubat ayında göre yüzde 49, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 10’luk daralmayı ifade ediyor.

Diğer taraftan özellikle iç tüketimden alınacak vergi gelirlerinin Nisan ayında daha da azalacağı şimdiden anlaşılıyor. Tüketici harcamalarının yarısına yakınını oluşturan kartlı harcamalar Mart’ın son haftasında üçte bir oranında düştü. Nisan’ın ilk yarısında da bu eğilim sürüyor. Yani Nisan’da dolaylı vergilerdeki düşüşün daha sert olacağını söylememek için hiçbir neden yok.

Türk bütçesi açısından bir başka problem olan aşırı harcama alışkanlığında ise azalan bütçe gelirlerine rağmen herhangi bir değişim yok. Bu yıl toplam ve faiz dışı harcama artışını sırasıyla yüzde 9.6 ve yüzde 6.3 oranında öngören Türk devletinin bu konuda herhangi bir tasarrufta bulunmadığı anlaşılıyor.

Mart ayında toplam giderler yüzde 15.6, faiz dışı harcamalar da yüzde 18.3 büyüdü. Yılın ilk çeyreğinde toplam harcamalardaki artış oranı yıllık artış ortalamasının yüzde 25 üzerinde seyrediyor. Özellikle faiz dışı harcama artışı taahhüt edilenin iki katına yakın büyüyor. Böylesine yüksek artış, son bir yıldır devlet baskısıyla faiz oranlarında sağlanan düşüşün faiz harcamalarında sağladığı tasarrufu da silip süpürüyor.

Koronavirüsün önümüzdeki dönemde getireceği harcama artışı ve gelir düşüşü etkileri de hesaba katılırsa Türk Hükümeti açısından çıkış kapıları son derece sınırlı. Eğer devlet harcamalarda şok kesintilere gidip siyasal iktidarı da daha zor duruma sokacak kararlar almayacaksa, çözüm ya daha fazla borçlanma ya da servet vergilerini gündeme getirmekten geçiyor.

Borçlanma açısından Türk Hazinesi zaten son aylarda ödediğinden neredeyse yüzde 50 fazla borç alırken bu yoğun finansman talebi bono faizlerini yükselterek, Merkez Bankası faiz oranlarının ekonomi üzerindeki etkisini işlevsiz hale getiriyor. Kuşkusuz bu sürdürülebilir bir durum değil. Ve bu yüzden Türkiye’de daha önce de gündeme gelen servet vergilerinin yeniden gündeme düşmesi çok uzun bir zaman almayacaktır.


© Ahval Türkçe