CHP’den koronavirüs raporu ve tedbir önerileri

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs nedeniyle şimdiye kadar Türkiye’de 44 kişi hayatını kaybetti. Bu sayının artmasından endişe edilirken, uzmanlar salgının hızının yavaşlaması için yaygın test yapılması gerektiğini belirtiyor. Türkiye’de hükümet hem sağlık alanında hem de salgının derinden etkilediği ekonomik duruma ilişkin tedbir paketleri açıklarken, muhalefet partileri bu kararların yeterli olmadığına dikkat çekiyor.

CHP tarafından koronavirüse ilişkin bir rapor hazırlandı. Raporda, virüsle mücadele kapsamında alınması gereken tedbir önerileri yer aldı.

Raporda “Salgın hastalıkla başa çıkabilmek için ilk yapılması gereken hastalığa yakalanmış hastalar tespit etmek, hastalar ve temas kurduğu kişileri önce izole edip sonra tedavi etmektir. Aksi takdirde salgının yayılmasının önüne geçilemez ve bir felaket ile karşı karşıya kalınabilir. Hastalığı tespit etmenin tek yoluysa test yapılmasıdır” ifadeleri yer aldı.

Raporda “Toplumsal karantina tedbirleri uygulamanın ekonomik, sosyolojik ve siyasi risklerinin farkındayız ancak salgının hızla yayılma tehlikesinin farkında olarak halk sağlığının her türlü kaygının önünde tutulması gerektiğini düşünüyoruz” denildi.

CHP raporunda ayrıca virüsle mücadele kapsamında sağlık çalışanlarının sayısının artırılması ve KHK’lilerin göreve çağrılması gerektiği belirtildi.

Raporun ilgili bölümünde şunlar yer aldı:

“Salgın hastalığı bizden önce yaşayan ülkelerde sağlık çalışanlarının sayısının hastalık bulaşması sebebiyle azalması ve aynı anda hasta sayısının hızla artması sonucunda çok üzücü sahneler yaşanmıştır. Bu tecrübeden hareketle ilerleyen gün ve haftalarda artan sağlık personeli ihtiyacının karşılanması amacıyla öncelikle atanamayan sağlık personelinin hemen atanmasını tavsiye ediyoruz. Ayrıca KHK ile görevden uzaklaştırılan sağlık çalışanlarından haklarında kesin hüküm bulunmayanların göreve çağrılmasında yarar görüyoruz. Salgının çok yaygınlaşması ve hasta sayısının aşırı artması ihtimaline karşı hastalıkla doğrudan ilgisi olmayan uzmanlıklardan (ortopedi, cildiye, göz gibi) olan sağlık personelinin salgın hastalıkla mücadelede görevlendirilmesi için hazırlıkların planlanmasını tavsiye ediyoruz. Ayrıca başımıza gelecek en kötü senaryoya hazırlık olarak son üç yıl içinde emekli olmuş sağlık personelinden çalışmaya uygun olanların da göreve çağrılmasının düşünülmesinde ve bu konuda hazırlık yapılmasında fayda görüyoruz. Hastalığın belirli illerimizde yoğunlaşması halinde diğer illerden takviye sağlık personelin hızla bu bölgelere nakli için gerekli önlemlerin alınmasını tavsiye ediyoruz.”

Raporda sağlık çalışanlarının ve ailelerinin de korunması gerektiği, ayrıca çalışanların çalışma koşulları ve özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiği belirtildi.

Salgına ilişkin en geç şubat ayı ortalarında hastane, yatak ve ekipman kapasitesinin artırılmış olması gerektiği yönünde eleştirilerin yer aldığı raporda, “Zamanında alınması gereken önlemler alınmayarak salgına hazırlık konusunda zaman kaybedilmiştir” denildi.

Hastane ve yatak kapasitesinin hızla artırılması gerektiği belirtilen raporda, “Bu kapsamda şehir hastaneleri nedeniyle yakın zamanda kapatılan hastaneler tekrar devreye alınmalı, kamu ve özel sektör hastaneleri tek merkezden koordine edilerek maksimum kapasite ile çalışılması planlanmalıdır. Vaka sayısında hızlı artış ihtimaline karşı askerî hastaneler tekrar açılmalı ve gerektiğinde hızla sahra hastaneleri kurmak amacıyla planlamalar yapılmalıdır” ifadeleri yer aldı.

Sağlık personelini koruyucu ekipmanlarla birlikte solunum cihazlarına ilişkin yerli üretiminin planlanması için üretici firmalarla görüşülmesi ve satın alma planlarının yapılması gerektiği ifade edildi.

CHP’nin raporda dikkat çektiği bir diğer nokta da cezaevleriyle ilgili. Salgının en hızlı yayılacağı yerlerden biri olan cezaevlerine ilişkin “Adalet ve eşitlik duygusu incitilmeden, toplum güvenliği riske atılmadan ve cezasızlık algısı yaratılmadan bir infaz erteleme yasası çıkarılmalıdır. Hastalığın yayılma riski açısından en riskli gruplardan birisi olan göçmen ve mültecilerde bu süreçte koruma ve sağlık hizmetlerinden yararlandırılmalı, temel gıda ve hijyen ihtiyaçları karşılanmalıdır” denildi.

Türkiye’nin ekonomik kriz içerisinde salgın hastalığa yakalandığına dikkat çekilen raporda şu öneriler yer aldı:

“Kamu bütçesinden tasarruf amacıyla salgın hastalıkla mücadele için gereken zorunlu hallere ve stratejik sektörlere öncelik verilmelidir.

Kamu özel işbirliği kapsamında yapılan projelere verilen hazine garanti ödemeleri TL’ye çevrilmeli ve bir yıl süreyle ertelenmelidir.

Hazine'nin ve bankaların acil nakit ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Merkez Bankası emisyon hacmini yükseltmek, zorunlu karşılık oranlarını düzenlemek, ters repo işlemleri yapmak gibi gerekli para politikası araçlarını devreye almalıdır.

Salgın hastalıkla mücadele süresiyle sınırlı kalmak üzere Merkez Bankası’nın Hazine’nin devlet iç borçlanma senetlerini (DİBS, bono, tahvil) almasına izin verilmesi düşünülmelidir.

Yine kredi kanallarını canlı tutmak için TBMM’den ‘Sicil Affı Yasası’ çıkarılmalı ve Merkez Bankası’nın bankalara likidite sağlama mekanizmaları güçlendirilmelidir.

Bankaların çalıştığı düzenleyici ve denetleyici çerçeve, kriz nedeniyle borcunu ödeyemeyen aileleri ve şirketleri ayakta tutmak için esnetilmeli bu durumun bankaların mali yapısına olumsuz etkileri gerektiğinde Hazine tarafından üstlenilmelidir.

Salgınla mücadele kapsamında yerel yönetimlere çok ağır sorumluluklar düşmektedir. Yaşanan ekonomik kriz dolayısıyla önemli miktarda gelir kaybı yaşayacak olan belediye bütçelerinin desteklenmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda bir yıl süreyle Hazine ve Maliye Bakanlığı ve İller Bankası’nca belediyelere yapılan aktarımlardan kesinti yapılmaması, belediyelerin borçlanma limitlerinin artırılması ve belediyelerin iç ve dış borçlanmalarında Hazine garantisi verilmesi çok önemlidir.

Parasal ve mali gevşemenin döviz kuru üzerinde baskı yaratmaması için döviz rezervleri güçlendirilmelidir.

Hem rezervlerin güçlendirilmesi hem de sağlık harcamalarının finansmanı için ülkemizin uluslararası piyasalardan veya uluslararası kuruluşlardan uzun vadeli ve düşük maliyetli dış finansman sağlaması gerekmektedir.”

CHP'nin raporuna buradan ulaşabilirsiniz