Dr. Cem Keçe: Karantina günlerinde sanal seks arttı

“Evde kal” çağrısı ile aileler kendi içlerine döndüler, insanlar evlerine kapandı ancak kavgalar, sorunlar ve şiddet arttı. Bu dönemde ruh sağlığımızı korumanın yollarını Doktor Cem Keçe gösteriyor. Evde geçirilen zorunlu saatlerin çocukluk korkularımızı ortaya döktüğünü anlatan Keçe, bu dönemde yaşanan aşkların da aynı yaz aşkı gibi gelip geçici olduğunu söylüyor.  

Cinsel Sağlık Eğitim Derneği Başkanı Psikoterapist Doktor Cem Keçe Korona günlerinde aşk, seks ve evliliklere dair sorularımızı yanıtladı: 

“Evde kal çağrısı” ile evlilikler ilişkiler yara mı alıyor, kadına gerçekten şiddet artıyor mu yoksa birliktelikler onarılıyor mu?

İnsanların olduğu her yerde çeşitlilik var. Online terapi yaptığım evli çiftlerde büyük bir artış oldu. Hepimizin ihtiyacı olan şey, hayalimiz evde vakit geçirmekti ama buna mecbur olmak hoş değil. Aynı evin içinde kalmak ve buna mecbur bırakılmak insanları geriyor. Hayat koşturmacasının içindeyken çocukluk travmalarımızın üzerini kapatıp hayata devam edebiliyorduk. Çocukken annesi, babası terk edilmiş, ihtiyacı olan sevgiyi alamamış insanlar biriyle çok yakın olduğunda yaralar ortaya çıkar. Evlilik problemlerinin çoğunun temelinde işte bu yakınlık korkusu vardır. Korona bizi yakınlık korkumuzla yüzleşmeye doğru itti. Koronadan dolayı yaşanan anksiyete çocukluk travmalarımızın hortlamasına neden oldu. Bu nedenle evlilikler büyük bir risk altında. 

Koronadan sonra boşanmalar nedeniyle avukatların, çocuk yapanlar nedeniyle jinekologların, kilolar nedeniyle diyetisyen, spor salonlarının ve güzellik salonlarının işlerinin artacağı yönünde yapılan esprilerin altında aslında büyük gerçekler yatıyor.  

Dünya Sağlık Örgütü bile uzun süredir online terapiye izin veriyor, sizce bu dönemde gerçekten işe yarıyor mu, siz hastalarınızla böyle mi görüşüyorsunuz?

Bu dönemde online terapi alan çiftler çok arttı, Dünya Sağlık Örgütü de online terapiye uzun süredir izin veriyor. Ancak halkımızı buradan uyarıyorum çok fazla şikayet alıyoruz insanları terapistim diye kandırıp ücretsiz terapi yapıyorum diye aldatan, kişisel-özel en mahrem bilgilerini öğrendikten sonra şantaj yapan çakallar sürüsü var. Hiç tanımadığınız birine sırlarını açıyorsunuz ve bu insanlar sizi tehdit edebiliyorlar. Sırrınızı anlatacağınız kişinin ehil olup olmadığını sorgulamanız gerekli. Bu etik kural ihlalidir bunu kim yapıyorsa bilin ki şarlatandır. Bedava terapi diye bir şey yoktur bu terapinin ruhuna aykırıdır az ücret alınabilir ama mutlaka bir ücret karşılığı yapılır.

Ölüm korkusu aşkı kolaylaştırır mı? Bu dönemde kurulan ilişkiler yürür mü, yoksa yalnızca yara bandı olup yaz aşkı gibi birden biter mi?

Bir insan boşandıktan sonra onunla hemen ilişkiye girmeyin derler ki bu çok önemli bir uyarıdır, çünkü ilişkilerin en az altı ay yasının tutulması gereklidir. Biten bir ilişkinin ardından başlayan bir ilişkinin sağlıklı olduğunu ben görmedim. Olağan üstü yoğun dönemlerde kurulan ilişkiler de çok sağlıklı olmaz. Çünkü gerçeklik algımız bozulur, insanlar oldukları gibi değil, karşı tarafın istedikleri gibi davranmaya çalışırlar bu da ilişkilerin temeline zarar verir. Ancak şu bir gerçek evlerde kalın çağrısı ile birlikte partneri olmayanlar büyük bir yalnızlık hissine kapılıp ilk can simidi olarak buldukları sanal ortamlarda ilişki arayışına girdiler. İlişkisinden mutlu olmayanlar da yine sanal ilişkilere kaçıyorlar. Sanal seks fazla miktarda arttı hatta seks işçileri şu dönemde yeni bir sektör yarattılar. CİSED’e bu konuda çok fazla problem geliyor. Korona bizim seks alışkanlıklarımızda, partner alışkanlıklarımızda ciddi değişiklikler yaratacak gibi görülüyor.

Virüsle yıllarca yaşamamız gerekirse seks bitecek mi, dünya sanal evliliklere mi geçecek, sanal seks patlayacak mı?

Ben iyimser bir insanım ve bir yıl içinde hayatın normalleşeceğine inansam da yeni bir dönem başladığını düşünüyorum. Ekonomik kriz bizi bekliyor, bütün dünyada bir dalga hareketi başlayacak. Dünyada aşırı sağ ve otoriter rejimlerin hâkim olduğu dünyamızda daha özgürlükçü bir dönemin başlayacağını öngörüyorum. Ekonomik kriz insanların alışkanlıklarını da değiştirir. Seks bizim varlık nedenimiz. Sanal seks bir seçenek değil, mecburiyettir, ne kadar seçenek olur işte o zaman ben korkarım. Evde kal çağrısı nedeniyle ben dokuz ay sonra doğum oranlarında artış bekliyorum. Hayatta kalmak ilk hedefimiz, mültecilere bakın Türkiye’ye geldiklerinde çok fazla doğum yaptılar. Evsiz, yurtsuz, vatansızken çok üremelerinin nedeni ilkel düşünce yapısının ortaya çıkmasıdır. Nerede savaş varsa, terör açlık varsa orada üreme fazladır. İçgüdüsel bu davranış nedeniyle bu dönemde de doğumlarda patlama olacağına inanıyorum.   

Çapkınlık artık demode mi olacak tek eşlilik mi, yalnızlık mı tercih edilecek? Korona ile birlikte geç ergen çağı bitti mi, yaşlılığın sınırı yeniden aşağılara mı çekildi? Azgın teke sendromu artık tarih mi olacak?

Eskiden evlilik kurumu çok daha sağlamdı ancak boşanma oranlarındaki artış da bize gösteriyor ki ilişkiler ciddi yaralar aldı. Sosyal medyanın yayılmasıyla aldatmalar çok arttı. Kadınlar aldatma sorununda erkeklerle yarışmaya başladı. Her inanç sisteminden insan da buna bir kılıf bulmaya başladı. Eskiden insanların siyasi anlamda kendilerini ifade edecekleri bir düşünceleri vardı şu anda bunlar bitti. İnsanlar sıra dışı cinsel deneyimlere kaymaya başladı. Aldatmak artık moda gibi yayıldı. İşte böyle bir dönemde korona virüs hayatımıza girdi. Bir şeyleri kökten değiştireceği kesin.  

Azgın teke sendromu “yıkılmadım ayaklayım” düşüncesiyle özellikle andropoz döneminde kendilerinden çok gençlerle ilişkiye yönelmeye itti. Viagra bu dönemi besledi. Ancak artık sınırların alışkanlıkları da akımları da trendleri de yerle bir edildiği günler yaşıyoruz, mutlaka ilişkiler de başka noktalara doğru evrilecektir.  

Korona günlerinde karamsarlık bu dönemde hayatımızı mı kurtarır, haberler yerine müzik dinleyip duyarsızlaşmak bizi rahatlatır mı?

Korona günlerinde karamsarlık da, aşırı duyarsızlık da bizim psikolojimize hasar verir. Bu dönemin keyfini gerçeklikten çıkmadan çıkartmayı başarmamız şart. Ailece güne başlamanın farklılığını yaşayın… Hafife almayın, aile oyunları bu dönemde kurtarıcıdır. Mutfakta hep birlikte yemek hazırlayıp, ailece sofra kurmak bu dönemde bir ritüele dönüştürülebilir. Evin iç dekorasyonunu değiştirmek ve arınmak için çok önemlidir, ruhumuza da iyi gelir. 

Gardıroplarınızı da sadeleştirin, rahatlayın, fazlalıkları başkaları ile paylaşın. Evinizi eşyalarınızı derleyip topladığınızda düşüncelerinizi de toplayabilirsiniz. Doğa bize bir sarı kart gösterdi, bundan sonrası kırmızı karttır. Bu dönemden ders çıkartmak ve sorgulamak önemli.  Paronoyak olmadan yaşamayı başarmamız gerekli, kurallara uyacağız ancak bunların esiri de olmayacağız. Ne yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.