Dr Murat Ekmez: ‘Aşıda öncelikli olan cezaevleri atlandı, ağır hasta mahpuslar risk altında’

Türkiye’de yüksek koronavirüs vakaları nedeniyle 17 günlük tam kapanma süreci yaşandı. Ancak buna rağmen koronavirüste günlük vakalar 10 bin seviyesinde. Sağlık Bakanı Fahrettin koca, vakaların iki buçuk ay sonra ilk defa 10 binin altına düştüğünü açıkladı. Aşılama konusunda halen hızlı bir ilerleme sağlanamıyor.

Vaka sayısında beklenen düşüş yaşanmazken, cezaevlerinde yaşananlarla ilgili kaygılar da var.

Adalet Bakanlığı, 21 Şubat’tan bu yana cezaevlerindeki Covid-19 vakalarına ilişkin açıklama yapmıyor. 

Kaç kişi virüse yakalandı, kaç kişi tedavi altında, kaç kişi salgın nedeniyle hayatını kaybetti bilinmiyor. Tutuklu ve hükümlü yakınları bu anlamda tedirgin.

Sivil toplum örgütleri bakanlığı acilen kamuoyu bilgilendirmeye çağırdı. 

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Murat Ekmez ile cezaevlerindeki son durumu konuştuk.

Murat Ekmez şunları anlattı:

“Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü şeffaf olmayan bir politika ne yazık ki cezaevlerinde de kendisini gösteriyor. Cezaevlerinde şeffaf bir politika izlemedi. Bize gelen bilgilere göre 15 Mayıs’ta Çankırı cezaevinde 120’yi aşkın mahpusta Covid-19 testi pozitif çıktı. Ama bununla ilgili bir açıklama yapılmadı. Diyarbakır Kadın Tutukevi’nde 12 kişide korona tespit edildi. Silivri Cezaevi’nde Covid vakaları oldu. Covid pozitifliği nedeniyle ölen ama sanki Covid değilmiş gibi yansıtılan ölümler de oldu bu dönemde. Cezaevleri çok sıkıntılı olan yerler. Hem sağlığa erişim konusunda sıkıntılar var hem de kalabalık. Cezaevlerinde doluluk oranı çok yüksek. Beslenme imkanları zayıf, mimarisi kötü. Güneş girmiyor hiç. Pandemi döneminde Elbistan cezaevinde bir mahpus nefes alamadığını söylediği halde cezaevine götürüldü ve yaşamını yitirdi. Covid negatifmiş gibi bir raporla defnediliği kamuoyuna yansıdı.

Cezaevlerinde Covid pozitifliği devam ediyor.

ABD kaynaklı yayınlarda toplum ortalamasının neredeyse sekiz kat üstünde görülmüş cezaevindeki Covid’in sıklığı.

Türkiye’de 200 binin üzerinde mahpus var. 

Pandeminin başında bir çağrıda bulunmuştuk. Salgına karşı en etkili yöntem tahliye edilebilecek kişilerin bırakılmasıydı. Bu anlamda devletin attığı bazı adımlar oldu fakat burada eşitlik ilkesini de ihlal etmiş oldu. Topluma tehdit oluşturmayacak kişilerin serbest bırakılması, açık cezaevlerinde kalınması yönünde araştırmalar var.

Ama Türkiye’de adli mahpuslar bırakıldı, politik mahpuslar bu haktan yararlandırılmadı.

Bize yapılan başvurular oldu. En kritik grup hasta mahpuslardı. Türkiye cezaevlerinde kendi başına yaşamını idame ettiremeyen, ileri derecede kanser ve kronik hastalığı olanlar var. Bunların en azından serbest bırakılması yönünde adımlar atılmadı.

Cezaevlerinde bulaş riski çok yüksek. O yüzden pandemi döneminde aşılamanın da belli bir orana çıkmadığını düşünürsek yapılması gereken bırakılması gerekecek mahpusların bir an önce bırakılması, başta ağır hastalar ve Covid risk grubundaki kişiler öncelendiği bir yöntemin devreye sokulması gerekiyor.

Cezaevleri aşılama konusunda ikinci gruptaydı. 65 yaş üstü riskli grupların aşılanmasından sonra cezaevlerindekilerin aşılanması gerekiyordu. Mahpusların ve cezaevi çalışanlarının aşılanması gerekiyordu. Ama orayı atladı devlet. Sağlık Bakanlığı aşıyı biz artık daha düşük yaş gruplarına ulaştırdık algısını yaymak için öncelik sıralamasını ortadan kaldırdı.”