Dr Murat Ekmez: ‘Türkiye’de aşı yok, ameliyathaneler yoğun bakıma çevrildi, kapanma şart’

Türkiye’de koronavirüs salgınında tablo her geçen gün ağırlaşıyor. Vaka sayıları çok yüksek. Ölüm oranları her geçen gün artıyor. 

Son açıklanan verilere bir günde 61 bin 967 yeni vaka tespit edildi. 362 kişi de hayatını kaybetti.

Türkiye’de hastanelerin dolduğu, özellikle yoğun bakım ünitelerinin kırmızı alarm verdiği belirtiliyor. 

Aşı konusunda da tartışmalar var.

Detayları İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Murat Ekmez ile konuştuk.

“Biz bu ölümleri sosyal cinayet olarak tanımlıyoruz. Ortada aslında önlenebilir ölüm kaynağı var. Bu konuda sorumlu olanlar hiçbir şey yapmadılar, hiç kimseye de kulak asmadılar. 

Filyasyon ekiplerine ilişkin açıklanan tabloda biz yüzde 99,9 gibi komik bir rakam görüyoruz. Bu rakam varken nasıl bu kadar bulaş olabilir? Bu gerçeği yansıtan bir durum değil. İstanbul’da bakanlığın açıkladığı verilere göre her 100 kişiden biri hasta. Bir kişi de 10 kişiye birden bulaştırıyor. Biz sahada virüsün bulaşısıyla ilgili de çalışma yürütülmediğini görüyoruz. Siz işe giden insanları toplu ulaşımlarda bu kadar zorlarken, fabrikalarda yakın temaslı olarak çok sayıda kişiyi çalıştırırken 'biz filyasyon çalışması yürütüyoruz'u anlatamazsınız. 

Topluma özellikle yoksul kesime dönük sosyal desteği artırmalı. En az 14 gün, ideali 28 gün zorunlu alanlar dışında çarkların durdurulduğu, kapalı alanlarda çalışma ve bir araya gelmenin ortadan kaldırıldığı bir yönteme başvurulmalı. 

İnsanlar hastanelerde sıra bekliyor. İstanbul’da şimdi büyük eğitim ve  araştırma hastaneleri dolu. Her sabah servislere yatmak için en az 20-30 kişi sıra bekliyor. 

İstanbul’da pandeminin yükünü çeken hastanelerde yatak olmadığını, yoğun bakım ünitesi de olmadığını söyleyebiliriz. Onun için bakanlık yemekhaneleri açtığı ihalelerle yoğun bakıma dönüştürüyor. Birçok hastane ameliyathanelerini bile yoğun bakıma dönüştürmek zorunda kaldı. Dahili yoğun bakımlarının pandemi için yoğun bakıma dönüştürüyor. Bu yüzden cerrahi müdahale gerektiren ameliyatlar durduruldu. 

Yoğun Bakım Derneği mümkünse bu dönemde kaza bile geçirmeyin diyor.

Türkiye’de aşılama oranları 65 yaş üstünde belli bir noktaya ulaştığı için hastanelere yatan hastaların 60 yaş altı olduğunu söyleyebiliriz. özellikle varyant virüs nedeniyle aşılanmış birçok kişinin virüse yakalandığını biliyoruz. Virüs çeşitli ülkelerde mustasyona uğruyor. Bunların serbest dolaşımı yeniden hastalığa yakalanmak konusunda bir risk barındırıyor. Türkiye’de de varyant virüslerin oranı yüzde 75’inin üzerinde.

Bakanlık aşılanma konusunda etkili bir politika yürütmüyor. 55 yaş üstü randevu alabilir diye duyuru yapıyor sadece. Aşılanmamış kişilere birebir görüşülebilir. Bu konuyu neden böyle yürütmüyorlar? Çünkü aşı yeterliliği konusunda sıkıntı var. Bir salgın yönetiminden çok biz buradan nasıl bir siyasal kazanç çıkarabiliriz düşüncesinde. Toplumda aşı yokmuş gibi bir izlenim bırakmak istemiyor. Aşı sayısıyla ilgili sıkıntı var.

65 yaş üstünde risk grubunda olduğu halde neden bu insanlar aşı yapmadı gibi bir politikaları yok.

Bütün topluma yetecek bir aşı yok. Türkiye’nin en az 120 milyon aşıya ihtiyacı var. 

65 yaş üstündekilerden sonra cezaevine geçmeleri gerekiyordu. Cezaevleri aşılanması konusunda öncelikli gruptu. Bir kişilik koğuşlarda yedi-sekiz kişinin kaldığını biliyoruz. Üç kişilik yerlerde 15-20 kişi kalınıyor. Salgın konusunda çok riskli. Onları atlayıp 65 yaş altına geçtiklerini duyurdular. Riskli grupları öncelikli olarak aşılayalım, aşı olmayanları ikna edelim diye bir dertleri yok maalesef.”