HRW'den Türkiye'ye cezaevleri için acil çağrı

Türkiye'de koronavirüs vakalarının artmasıyla birlikte en büyük kaygılardan biri de cezaevleri. Son günlerde hükümete yapılan çağrılar infazların ertelenmesi.  

Bu konuda bir çağrı da Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından yapıldı. HRW, "Türkiye tüm mahkumları dünyayı saran salgından korumalıdır. Erken tahliye programı, koronavirüs tehdidini tüm mahkumlar için azaltabilir" dedi. 

Konuyla ilgili Özgürlükçü Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi de soysal medya hesabından bir kampanya başlattı. ÖHD, tanınmış kişilerin kısa görüşlerine yer verdiği videolarla konuya duyarlılık çağrısında bulundu. Bu videolardan biri de eski HDP'li vekil Sırrı Süreyya Önder'e ait. 

Önder, “İnfazda eşitlik ilkesi bir bahşiş ya da lütuf değildir, en temel haklardandır” ifadelerini kullandı. 

HRW'den yapılan açıklama şöyle: 

"Tüm dünyayı saran koronavirüs salgınının Türkiye’nin çok aşırı ölçüde kalabalık hapishanelerindeki personelleri ve mahkumları maruz bıraktığı risk karşısında, hükümet hapis cezalarını, erken tahliye ve ev hapsi gibi alternatiflerle ikame etme planlarını hızlandırdı. Bu olumlu bir adım ancak şiddet içeren suçlardan mahkum olmamış, sadece siyasi görüşleri nedeniyle hapiste tutulan kişilerin de bundan yararlanması önem taşıyor.

Bildirildiğine göre, Türkiye hapishanelerinde bulunan 300 bine yakın mahkumdan 100 binine yakını bu hafta meclis tarafından gündeme alınan kanun tasarısından faydalanacak, ancak terörle mücadele kapsamındaki veya devlete karşı işlenmiş suçlardan yargılanmakta olan veya mahkumiyet almış binlerce tutuklu veya mahkum bu düzenlemeden yararlanamayacak.

Terörle mücadele kapsamındaki suçlar, kulağa en ağır suçlar gibi gelebilir; ancak Türkiye hükümeti bu kapsamdaki suç isnatlarını siyasi amaçlarla, kötüye kullanıyor. Çok sayıda insan ya çok uzun süreler tutuklu olarak hapiste tutuluyor ya da şiddet eylemlerine karıştıklarına, şiddet eylemlerini kışkırttıklarına veya yasadışı silahlı gruplara lojistik destek sunduklarına ilişkin hiçbir kanıt olmamasına rağmen, bu tür suçlardan hüküm giyebiliyor. Bunların arasında Ahmet Altan gibi gazeteciler, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi siyasetçiler, Osman Kavala gibi insan hakları savunucuları ve Fethullah Gülen hareketi ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle cezalandırılan, kamu görevinden çıkartılmış binlerce devlet memuru, öğretmen ve diğer meslek mensupları da bulunuyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), toplanma özgürlüğünün mahkemeler tarafından terörle mücadele kapsamındaki suçlardan biri olarak görülmesi ve medyanın, siyasetçilerin ve avukatların bu kapsamdaki suç isnatlarıyla hedef alınmaları başta olmak üzere, Türkiye’de terörle mücadele yasalarının kötüye kullanılması konusunda uzun yıllardır çalışıyor.

Hükümetin erken tahliye kanun tasarısı, cezalarının en az yarısını tamamlamış mahkumların erken tahliye edilmelerine izin veren düzenlemeler içerdiği gibi, hamile kadınların ve 60 yaşın üstündeki, sağlık sorunu olan mahkumların ev hapsine çıkartılabileceklerini ya da denetimli serbestliğe tabi tutulabileceklerini de hükme bağlıyor.

Bu noktada hapishanelerdeki mahkum sayısını azaltmaya yönelik bütün çabalar olumlu karşılanmakla birlikte, bu tür önlemler siyasi mahkumları hedef alan birer araç olarak kullanılmamalıdır. Meclis, terörle mücadele kapsamındaki suçlardan yatan mahkumlar ve hükümlerinin ertelenmesi için başvurmuş hasta mahkumlar için getirilecek her türlü ayrımcı istisnaya karşı çıkmalıdır. Meclis, yaşları ve altta yatan sağlık sorunları nedeniyle riskli durumdaki mahkumlar başta olmak üzere, tüm mahkumların sağlıklarını koruma gerekliliğini göz önünde tutarak, mahkumların, erken tahliye edilmeleri halinde başkaları için tehdit oluşturup oluşturmayacaklarına dayanan, ayrımcılık içermeyen ve nesnel kararlarla erken tahliye edilmelerini sağlamalıdır."