Kısa çalışma ödeneği, korona mağduru işçilerin sorununa çözüm olur mu?

Çin’de ortaya çıkıp bütün dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını, Türkiye’de de giderek yaygınlaşıyor. Koronavirüs ile mücadele kapsamında bir dizi önlem alınırken firmalar hizmet ve üretime ara veriyor. Bar, kafe, gazino ve kıraathane gibi işyerleri İçişleri Bakanlığı tarafından kapatıldı. Kendi kararlarıyla faaliyetlerine ara veren işyeri sayısı da her geçen gün artıyor. Daha az eleman ve düşük kapasiteyle hizmet ve üretim ise tercih edilen bir diğer yol. 

Üretime ara verilmesi ya da düşük kapasiteyle çalışılması, en çok emekçileri vurdu. Bazı firmalar işçileri zorunlu olarak yıllık izne çıkarırken kimi işyerleri ücretsiz izin veriyor. İşten çıkarmalar da başladı.

Aynı zamanda yarım ücret uygulaması devrede. Zira 4857 sayılı İş Kanunu’nun 40. maddesi, zorunlu nedenlerle işin durması halinde bir haftaya kadar olan süre için yarım ücret ödenmesine imkân veriyor. Zorunlu nedenlerle işin durması bir haftayı aşarsa, ücretsiz izin en çok başvurulan yöntem oluyor. 

Her durumda asgari ücretliler başta olmak üzere özel sektör çalışanları mağduriyet yaşıyor. Çalışırken ay sonunu getirmekte zorlanan ücretli kesim, yarım ücret ya da ücretsiz izin durumunda ciddi bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kalacaklar.  

Peki, koronavirüsle mücadelede işçileri mağdur etmemek için hangi adımlar atılabilir?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan önlem paketinde, kısa çalışma ödeneğinin devreye alınması var. Buna göre İşsizlik Fonu kapsamında yer alan kısa çalışma ödeneği koronavirüs ile mücadele için kullanılacak. Bu müjde olarak sunulsa da esasında yasal bir hak. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na göre; işverenden kaynaklanmayan ve üretimin kısmen veya tamamen durmasına yol açan salgın hastalık durumu, kısa çalışma ödeneğinin uygulanması için yeterli. Dolayısıyla müjde olarak sunulan kısa çalışma ödeneği, Kanun’da var olan bir hakkın duyurulmasından ibaret. 

Esas yapılması gereken ise kısa çalışma ödeneğinden yararlanma şartlarının kolaylaştırılıp ödeme miktar ve süresinin artırılması. 

Kısa çalışma ödeneği, üretimi duran ya da azalan işyerlerinde işçi maaşlarının üç ay süreyle İşsizlik Fonu’ndan ödenmesini öngörüyor. İdari bir kararla bu sürenin altı aya kadar uzatılması mümkün. Şimdiden bu adım atılarak kısa çalışmadan faydalanma süresi altı aya çıkarılmalıdır. 

Ayrıca kısa çalışma ödeneğinden yararlanmada pek çok bürokratik prosedür söz konusu. Bu prosedürler sadeleştirilmeli ve hızlı karar alınarak işçilerin mağduriyeti önlenmelidir. 

İşçilerin kısa çalışma ödeneğinden faydalanabilmeleri için son üç yıl içinde 120 günü kesintisiz olmak üzere en az 600 gün prim ödemiş olmaları da gerekiyor. Bu şartlar esnetilip ücretsiz izne çıkarılan bütün işçilere ödeme yapılabilir. 

Asgari ücretle çalışan bir işçi, 1752 TL kısa çalışma ödeneği alabiliyor. Çalışanların kira, fatura ve gıda gibi zorunlu harcamaları dikkat alındığında bu rakamın en azından asgari ücret seviyesine yükseltilmesi zorunluluk. 

Öte yandan kısa çalışma ödeneği alan işçi, bu sürecin sonunda işsiz kalırsa ödenek aldığı süre işsizlik maaşı hakkından düşülüyor. Örneğin üç ay kısa çalışma ödeneği alan işçi, daha sonra işini kaybederse 10 ay yerine yedi ay işsizlik maaşı alabiliyor. Bir düzenleme yapılarak kısa çalışma ödemelerinin işsizlik maaşından düşülmesine son verilmelidir. 

Kısa çalışma ödeneği, ekonomik kriz nedeniyle son bir yılda yoğun olarak başvurulan bir uygulama. Geçen yıl bu kapsamda 227 bin kişiye İşsizlik Fonu’ndan 181 milyon TL ödeme yapıldı. Ekonomik kriz sürdüğü için 2020 yılı Ocak ayında 24 bin, Şubat ayında ise 17 bin kişi kısa çalışma ödeneği aldı. 

Dolayısıyla zaten uygulanan kısa çalışma ödeneği, mevcut haliyle koronavirüse bağlı gelir kaybına uğrayan işçilerin sorununa çözüm getirmez. Bu düzenlemenin çare olabilmesi, ödeme şartlarının kolaylaştırılıp geçici gelir desteğinin artırılmasına bağlıdır. Bu adımlar atılırsa, bir yandan üretime ara veren firmalarda işçi çıkarmanın önüne geçilirken diğer yandan ücretsiz izindeki işçilerin maaşlarını alması sağlanabilir.

İşsizlik Fonu’nun giderlerine baktığımızda, en büyük kalemi işverenlere yönelik teşvik ödemeleri oluşturuyor. 2019 yılında patronlara 19 milyar TL kaynak aktarıldı. İşsizlik maaşı ödemleri ise 10 milyar TL oldu. Bu rakamlar göz önüne alındığında İşsizlik Fonu’nun işçilerden çok işverenler için kullanıldığı görülüyor. 

İşsizlik Fonu, ana sorumluluk alanı dışında yapılan milyarlarca lira ödemeye rağmen hala güçlü durumda. Şubat ayı itibariyle Fon varlığı 131,5 milyar TL. Ancak bu paranın yüzde doksanına yakını devlet borç senetlerine yatırıldığı için Fon’da nakit para yok. Buna rağmen kaynak yaratılıp, işçilerin zor günler için prim yatırdığı İşsizlik Fonu’ndan daha fazla yararlanmalarının önü açılmalıdır. İşverenler için tepe tepe kullanılan Fon, işçilerin ihtiyacı söz konusu olduğunda da seferber edilebilir. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.