Korona salgınında işçiler, çalışmaktan kaçınıp ücretlerini tam alabilir

Koronavirüs salgını, hem doğrudan hem de dolaylı etkileriyle en çok emekçi kesimi vuruyor. Milyonlarca işçi, salgın hastalık korkusuna rağmen çalışmak zorunda oldukları için işe gitmeyi sürdürüyor. Ücretsiz izne gönderilen çalışanlar ise zorunlu giderlerini nasıl karşılayacağının telaşında. 

Türkiye’de hükümetin devreye soktuğu kısa çalışma ödeneği sınırlı bir ekonomik koruma sağlıyor. Mal ve hizmet üretimine ara veren işyerlerinde, üç ay süreyle işçi maaşlarının yüzde 60’ı kısa çalışma ödeneği olarak İşsizlik Fonu’ndan karşılanacak. Asgari ücretle çalışan bir işçinin eline kısa çalışma ödeneği olarak bin 752 TL geçecek. 

Meclis’te kabul edilen son düzenlemeyle kısa çalışma ödeneği alabilmenin şartları bir miktar esnetildi. Ödenek için gerekli olan 600 gün prim ödeme şartı 450 güne, son 120 gün kesintisiz çalışmış olma kuralı ise 60 güne indirildi. Bu şartları taşımayan işçilerse kısa çalışma ödeneği alamayacak. Dolayısıyla iyileştirmeye rağmen işçilerin sadece bir bölümü kısa çalışma ödeneği alabilecek. Ödenek rakamının yetersizliği de ortada.

Ayrıca pek çok meslek grubu, korona salgını nedeniyle ciddi mağduriyet yaşıyor. Örneğin Milli Eğitim Bakanlığı’nda ders ücreti ile çalışan yaklaşık 80 bin ücretli öğretmen, okullar tatil edildiği için ders ücretlerini alamıyor. Kadrolu öğretmenlere tam maaş ödenirken ücretli öğretmenler, asgari ücretin de altında kalan gelirlerini kaybetmiş durumdalar. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, mevzuat elvermediği için ücretli öğretmenlere maaş ödenemediğini açıkladı. Bakan Selçuk, telafi eğitimi yapılması durumunda ücretli öğretmenlerin bu dersler karşılığı maaş alabileceğini belirtti. 

Korona salgını nedeniyle işsizliğin de önümüzdeki aylarda ciddi artış göstermesi bekleniyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), koronavirüsün dünya genelinde işsizliği 25 milyon artırabileceği uyarısında bulundu. 

Ücretlerde düşüş, çalışan yoksulluğu ve eksik istihdam, virüsün yol açtığı diğer sorunlar. ILO’ya göre istihdamdaki düşüş, çalışanlar için 2020 sonuna kadar 860 milyar ile 3,4 trilyon dolar arasında gelir kaybına yol açacak. Dünya genelinde 8,8 ile 35 milyon insanın, çalışan yoksulluğuna düşeceği tahmin ediliyor.
Türkiye’de ise yaklaşık 1,5 yıldır etkisini sürdüren ekonomik kriz nedeniyle tarihin en yüksek seviyelerinde olan işsizlik, korona salgınının yol açacağı küçülmeye bağlı olarak çok daha yukarılara tırmanabilir. Zira her gün binlerce işçi ya işten çıkarılıyor ya da ücretsiz izne gönderiliyor. 

Madalyonun diğer yüzünde ise virüs korkusuyla işe gitmek istemeyen ancak işyerlerinin çalışmaya zorladığı yüzbinlerce çalışan var. 

Peki, işçiler koronavirüs riskine rağmen işe gitmek zorunda mı? 

Esasında işçilerin, çalışma mevzuatında az bilinen önemli bir hakları söz konusu. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işçilere ‘çalışmaktan kaçınma’ hakkı tanıyor. Kanun’un 13. maddesine göre; ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya kalan çalışanlar, işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebiliyor. İşverenin de derhal ciddi ve yakın tehlike durumunu tutanakla tespit etmesi gerekiyor. Bu durumda gerekli tedbirler alınıncaya kadar işçiler çalışmaktan kaçınabilir. İşçilerin çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücretleri ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklı. 

Aynı kanun maddesinin devamındaki hükümler, işçiye daha önemli bir hak tanıyor. Çalışanlar, ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda işverene başvurma prosedürüne uymadan işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk edebilirler. Çalışanların bu hareketlerinden dolayı hakları kısıtlanamaz. İşçi ayrıca, söz konusu yakın tehlike nedeniyle isterse iş sözleşmesini feshedip tazminatını alabilir. 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından salgın hastalık olarak ilan edilen koronavirüsün çalışanlar açısından ciddi ve yakın tehlike olduğu tartışmasızdır. Dolayısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun işçilere tanıdığı ‘çalışmaktan kaçınma’ hakkı, koronavirüs salgınına karşı otomatik olarak devreye girecektir. 

Özetle koronavirüs tehdidine rağmen çalışmaya zorlanan işçilerin, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. Maddesine dayanarak, bu tehlike geçene kadar çalışmaktan kaçınma hakları bulunuyor. Bu hakkını kullanan işçilerin ücretinin tam ödenmesi de gerekiyor. 

Öte yandan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesiyle işçilerin uzaktan çalışma hakkı düzenlenmiştir. Buna göre işçi, iş görme borcunu evinden yerine getirebilir. Nitekim koronavirüs nedeniyle birçok firma uzaktan çalışmaya geçmiş durumda. Uzaktan çalışan kişilerin maaş ve diğer özlük haklarında da herhangi bir kesintiye gidilmemesi gerekiyor.  


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.