Korona zammı en çok hangi ürünlere yansıdı?

Koronavirüs salgını pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de panik halini tetikledi ve binlerce kişi marketlere akın ederek alışveriş yaptı.

Vatandaşlar evlerine makarna, şeker, pirinç, yağ, un gibi uzun ömürlü tüketim malları stoklarken kimi alışveriş siteleri ve marketler fiyatları artırarak fırsatçılık yapınca tepkiler de gecikmedi.

Dünya Gazetesi yazarı Şeref Oğuz, "Korona virüsü yandaşları ortalığa döküldü bile" başlıklı, 12 Mart tarihli yazısında, Türkiye'ye virüs gelmeden önce zamların ulaştığını belirtti ve Çin'den gelen elektronik ürünlere yüzde 20, siyah ayçiçeğine ise yüzde 5 oranında zam yapıldığını ifade etti.

Oğuz, yarı mamul ve hammadde fiyatlarına da korona zammı yapıldığını hatırlattı ve ekledi:

"Doğrudan sağlık tedbirlerine yönelik, maske, kolonya, ıslak havlu, her türlü aşı ve benzeri koruyucu sağlık ürünlerini, yüzde 20’den başlayan oranda zamlayanlar... Marketlerde dayanıklı gıda maddelerinde etiketler hızla değişmeye başladı. Bu gidişle virüs, fiyat endekslerine de bulaşacak gibi görünüyor."

Temel gıda maddelerindeki fiyat artışı sosyal medyada da pek çok tepkiyi beraberinde getirdi. 

Bu arada Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), gıda, hijyen ürünler ve tıbbi malzemelerde haksız fiyat artışı ve stokçuluk yapan firmalar hakkında inceleme başlattı.

Yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Başkanlığımızca 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 231/c maddesi uyarınca koronavirüs hastalığı gerekçe gösterilerek bazı gıdalar, temel ihtiyaç maddeleri, hijyen ürünleri ve bazı tıbbi ekipmanlar ile ilgili olarak haksız fiyat artışı ve stokçuluk yapmak suretiyle haksız kazanç elde eden firmalar hakkında re’sen inceleme başlatılmıştır."

Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu da stokçuluk ve vurgunculukla ilgili bir dizi uyarıda bulundu:

"Biz koronavirüs tehdidiyle marketler hücum eden Almanları ayıplarken bizim milletimizin aynı davranışı göstermesini ben kabullenemiyorum. Bizim ülkemizin insanı asildir ve ihtiyaçtan fazlasını da almaz. Bunların çoğu israf olacak, belki de çöpe atılacak. Bu aşırı taleple yaptığımız iş birebir stokçunun, vurguncunun ekmeğine yağ sürmektir. Biz rafları boşaltınca, stokçu elindeki malları daha pahalıya piyasaya sürecek. Aslında bu suç. Bizim hem cezai kanunumuza hem Türk Ticaret Kanunu'nda stokçuluk, vurgunculuk, karaborsacılık yasak. Girdi maliyetlerinde artış olmadan ya da döviz fiyatlarından etkilenmediği halde fiyatları yükseltmek, haksız ticari uygulama kapsamındadır ama asıl görev tüketiciye düşüyor. Tüketici, tüketmemekten gelen gücünü kullanmalı."

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz