Koronavirüs: 75 milyar dolarlık ihracat tehlikede

Uluslararası alanda adının duyulmasından sonra 40 gün içinde 50 ülkeye yayılan ve 85 bine yakın insana bulaşan koronavirüsün küresel ekonomi üzerindeki faturası giderek ağırlaşıyor.

Dünyanın üretim ve tedarik merkezi konumundaki Çin’de fabrikaların çalışmalarının aksaması ve bu ülkeye ithalat ile ihracatın sekteye uğraması nedeniyle yaşanan tedarik zinciri kırılması şimdiden durgunluk olarak fiyatlanıyor.

Petrol fiyatları ve dev borsalarda hızlı kayıplar yaşanırken, stres göstergesi altın fiyatları da 2011’de gördüğü rekor seviyelere doğru yolculuğunu hızlandırmış durumda. 

Öte yandan çevresindeki ülkelerde çıkan vakalara karşın henüz resmi olarak bir hasta kaydı yapılmayan Türkiye’de ise en azından virüsün kritik durumdaki ülke ekonomisine yapacağı hasar konusunda beklentiler yavaş yavaş değişmeye başlıyor.

Başlangıçta sadece Çin ve çevresindeki Güneydoğu Asya ülkelerine özgü olduğu düşünülen virüsün bir takım ürünlerin ihracatında Türkiye’ye avantaj sağlayacağı yönündeki görüş değişiyor.

Örneğin Çin’deki üretim aksaması nedeniyle tekstilcilere şimdiden Avrupa’dan 2 milyar dolarlık ek sipariş aldığı gibi fırsat haberciliği yapan iktidara yakın medyada bile eski heyecan kalmamış durumda.

Çünkü hastalık beklenenin çok üzerinde büyüyüp Türkiye’nin ihracat pazarlarında tehlike çanları çalmasına neden oldu. Ayrıca daha da önemli olarak, ihracat için gerekli üretiminin neredeyse üçte ikisini ithal aramalı ve makinalarla karşılayan Türk sanayisinin büyük bir tedarik sorunuyla karşılaştığı ortaya çıkmaya başladı.

Bugüne kadar pek çok konuda iktidara açık destek veren İstanbul Sanayi Odası Başkanı (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan’ın konuyla ilgili önceki gün yaptığı açıklamalar bunun somut bir kanıtı sayılabilir. Bahçıvan, hastalık nedeniyle tedarik zincirinde yaşanan aksaklıkların, Çin ile bağları olan sektörlerinin ara malı ve yatırım malı ithalatında sıkıntı yaratabileceğini belirterek şunları söyledi:

“Koronavirüsün Türkiye'yi olumlu etkileyeceği ifade edilse de, virüs nedeniyle tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar Çin ile sıkı bağları olan otomotiv, makine, kimya, plastik, demir-çelik, elektrik ve elektronik sektörlerimizin ara malı ve yatırım malı ithalatında sıkıntı yaratabilir. Ayrıca, koronavirüs gibi tüm dünyada önemli endişe yaratan bir salgını kısa vadeli anlayışla avantaja çevirme yaklaşımını doğru bulmuyoruz.” 

İktidara yakın kesimlerde sevinç yaratan kriz fırsatçılığı furyasının yine iktidara yakın bir işadamı tarafından eleştirilmesi uzun süredir ahlaki çöküntü yaşayan Türkiye için önemli bir etik farkındalık. Ancak Bahçıvan’ın bahsettiği asıl ve daha önemli konu Türk ihracatının küresel tedarik zinciri ve özellikle Çin’e olan bağımlılığı.

Örneğin hastalığın merkezi kabul edilen Çin’in Hubei eyaleti Türkiye’nin yıllık ihracatının yüzde 15’ini tek başına yapan otomotiv sektörü açısından temel tedarik merkezi konumunda.

Türkiye’de her ne kadar gelişmiş bir oto yan sanayi üretimi olsa da pek çok üretici maliyet avantajı veya yerli ikamesi bulunmayan ara malları konusunda Hubei’den ithalat edilecek bu mallara bağımlı durumda. Ve şimdiden parça eksikliği nedeniyle üretim aksaması tedirginliğine ilişkin endişeler sadece ihracat değil, iç piyasadaki oto satıcıları tarafından da dillendirilen bir konu.

Diğer taraftan Çin’den ithal edilen ürünlerin hemen tüm sektörlerde bir üretim girdisi olmasına karşın sadece İSO Başkanı’nın faaliyet alanları bile Türk ihracatı açısından hayati öneme sahip.

Ülke geçen yıl 171 milyar dolar ihracat yaparken, bunun 75 milyar doları doğrudan şu anda tedarik zorluğu hissetmeye başlayan sektörler tarafından  gerçekleştirildi. Üstelik bu koronavirüsün yarattığı sıkıntıların sadece üretim bacağındaki yansımaları. Oysa hastalığın hızlı yayılımı dünya çapında bir ekonomik daralma kaygısını da beraberinde getiriyor.

İthalat ve ihracat için küresel ölçekte alacak sigortası yapan Euler Hermes’in tahminlerine göre Çin’de başlayan salgının dünya ticaretine etkisi şimdiden ayda 100 milyar doları bulmuş durumda. Bu aynı zamanda tekstilden bilgisayara kadar küresel ölçekte tedarik zincirini zora sokan bir salgın ve şu anda tamamen ortadan kalksa bile ekonomiler üzerinde küçültücü etkisi olacak. 

Euler Hermes Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı Avrupa ülkelerindeki büyüme tahminini bugünkü duruma göre yüzde 1’den 0.9’a indirmiş durumda. Elbette bu da ‘koronavirüs Çin’i vurdu bize yaradı’ söylemiyle meşgul olan Türkiye’deki iktidar yanlılarının sevincini törpüleyecek bir gelişme olarak karşımızda duruyor.


© Ahval Türkçe