Koronavirüs, Ortadoğu’da Türkiye’nin başına ne işler açacak?

Artan vaka ve ölüm sayılarıyla Türkiye Covid-19 salgınının şiddetini en derinden hissediyor. Siyasi yansımaları da zaten görülüyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun beklenmedik istifası ve hızlı bir şekilde geri adım atması, iktidarın zirvesi hakkında spekülasyona neden oluyor. Ancak koronavirüs sadece Türkiye'nin iç politikasını etkilemeyecek. Dış politikada da sonuçları olacaktır.

Türkiye enfeksiyonu kontrol altına almakta çaba gösteriyor olabilir, ancak Orta Doğu'daki komşuları çok daha savunmasız bir durumdalar. Virüs büyük sayıda ölüm, kırılgan ekonomileri daha fazla zarara uğratma, sosyal hoşnutsuzluğa neden olma ve Türkiye'nin sınırlarına yakın daha fazla çatışma ve istikrarsızlık yaratmakla tehdit ediyor. Bunun zincirleme etkileri şüphesiz ülke içinde hissedilecek.

Savaşın yıktığı Suriye sözü edilen sorunlardan biridir. Üç milyon insanın üst üste yaşadığı İdlib’de, Esad rejimi ve Rus hava kuvvetleri tarafından sistematik bombardıman nedeniyle tıbbi tesisler ağır hasar gördü veya yıkıldı. Özellikle yerlerinden edilen yüzbinlerce insanın barındığı kamplarda halk sağlığı önlemlerini uygulamak için sınırlı bir kapasite mevcut.

Raporlar, muhaliflerin kontrolündeki bölgede testleri gerçekleştirebilecek tek bir makine bulunduğunu gösteriyor. Esad tarafından kontrol edilen bölgelerde yetkililer sokağa çıkma yasağı uyguladı, işletmeleri kapattı ve uçuşları iptal etti. Bununla birlikte, savaş sayesinde son yıllarda daha da yolsuzluklar göz önüne alındığında, bu tür politikalar çok etkili olmayabilir. 

Bildirilen az sayıdaki vaka sayısı, 15 Nisan itibariyle beşi ölüm olmak üzere açıklanan toplam 29 vaka kuşkuyla karşılanmaktadır. Covid-19 salgınının erken görüldüğü İran'la yakın bağlantılar, virüsün haftalar öncesinden çok daha yaygın bir şekilde görülmüş olabileceğini düşündürüyor. Virüsün kontrol altına alınamaması dramatik bir etkiye sahip olacaktır. 

Örneğin, mevcut temel sosyal güvenlik ağlarını baltalayacaktı. Hükümet, hem rejim tarafından yönetilen bölgelerde hem de Kürtlerin kontrolündeki bölgelerde buğday fiyatlarının artmasından dolayı gıda fiyatlarını düşük tutamayacak gibi görünüyor.

Türkiye'nin diğer komşusu Irak da aynı şekilde zor durumda. Petrol fiyatlarındaki düşüş, ülkeyi iflasın eşiğine getirdi. Başbakanlık koltuğu, Kasım ayında Adil Abdul-Mehdi'nin istifası sonrasında hala boş durumda. Politika her zamanki gibi gergin olduğundan, birbiriyle kavgalı taraflar uzlaşma sağlayamıyorlar. Protestocular Covid-19’den dolayı evde kalsalar bile, siyasi yapıya yönelik hoşnutsuzluk hala yaygın. 

Yabancı güçler zaten korkunç olan durumu daha da kötüleştiriyor. Geçen ay İran destekli milislerden Kataib Hizbullah'ın ABD ordusuna karşı saldırıları misillemeleri provoke etti. General Kasım Süleymani suikastı ile tetiklenen düşük yoğunluklu çatışma kolaylıkla ateşlenebilir. Bu, kendi hilafetini ilan eden, çöküşten sonra tekrar toparlanmaya çalışan IŞİD’in ekmeğine yağ sürecektir. Bağdat'taki yönetim boşluğu, ekonomik kriz, koronavirüs patlaması ve şiddetin sürmesi ile üst üste geldiğinde, Eylül 2017 referandumundan sonra durdurulan Kürtlerin bağımsızlık talepleri de yeniden masaya gelebilir. IŞİD'in yeniden canlanması, Kürt Yönetimi’nin Washington DC'deki elini daha önce olduğu gibi güçlendirecektir.

Yakın komşuların istikrarsızlaştırılması Türkiye için kötü bir haber anlamına geliyor. Ancak Türkiye’nin izlediği politika şimdilik çalışıyor. Putin ve Erdoğan'ın yürürlüğe koyduğu 5 Mart’taki İdlib anlaşması yürüyor. Libya'da Ankara destekli Ulusal Anlaşma Hükümeti Halife Hafter güçlerine karşı ilerleme elde ediyor. 

Ancak Irak'taki büyük bir kriz, tamamen farklı bir durum meydana getiriyor Koronavirüsün gittikçe daha fazla insana bulaşmasından dolayı sıkışan Türkiye buna karşılık vermekte zorlanacak. Benzer şekilde, Suriye'deki bir Covid-19 tsunamisi de Türk hükümetini zor durumda bırakacaktır. Çünkü ülkenin kuzeyinin bir kısmını aktif bir şekilde yönetiyor. Büyük bir askeri konuşlandırmaya gittiği İdlib de Türkiye’nin görüş alanına giriyor. Ankara sırtını dönüp küçük yerleşim bölgelerindeki Suriyelileri kendi cihazlarıyla baş başa mı bırakacak? Ya da kendi kaynaklarının yurtdışında tüketildiğini düşünen kendi vatandaşlarının duygularını görmezden gelerek adım atıp sorumluluk mu alacak?

Koronavirüs henüz Orta Doğu'yu sert bir şekilde vurmadı, ancak vurduğunda sonuçları uzun ömürlü olabilir. Sosyoekonomik ve politik kırılganlığa işaret eden bazı analistler, 2011 Arap Uyanışı’nı anımsatan ayaklanmalar olabileceğini öngörüyor. O zamanlar Türkiye'nin yaşananlardan fayda elde etmek için sağlam nedenleri vardı. Şimdi durum böyle değil. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.