Koronavirüs sınavından kalanlar kimler?

Küresel bir salgına dönüşen ve 20 binden fazla can alan koronavirüsle ilgili hem uluslararası hem de ulusal düzeyde alınan önlemler yetersiz kalırken, uzmanlar böylesi bir krize hazırlıksız yakalananın bilim değil devletler olduğu görüşünde.

Helmholtz Topluluğu ve Dresden Teknik Üniversitesi'nden genetik bilimci Doç. Çağhan Kızıl, koronavirüs (Kovid-19) ile mücadelede bilim insanları ve sağlık çalışanlarının üzerlerine düşeni yaptığını ancak sistemin salgına hazırlıksız yakalandığını yazdı.

Gazete Duvar'daki yazısında Kızıl, krizde yeterli hazırlı olmayanlar için, "Devletler, piyasa odaklı yönetimler, yatırım yapılmayan sağlık sistemleri, gerçek dışı yalan bilgileri yayan medya kurumları, halk sağlığını tehlikeye atan sözde uzmanlardır" ifadelerini kullandı.

Çinli bilim insanlarının ocak ayında yaptıkları çalışmalarda, virüsün genetik dizisini bulduğunu, bir koronavirüs olduğunu ve uluslararası bilim camiasıyla bu bilgileri paylaştığını hatırlatan Kızıl, o günden bu yana işleyen süreci şu satırlarla aktardı:

"NCBI gibi birçok veri tabanında virüsün genetik sekansları paylaşılmış, bu bilgiler kullanılarak test ve tanı kitleri geliştirilmeye başlanmıştı. Bunun ötesinde farklı coğrafyalardaki vakalardan alınan virüs örneklerinde de benzer dizi analizleri yapılmış, virüsün hareket rotası, enfeksiyon dinamikleri ve epidemiyolojik genetik analizleri hızlanmıştı. Şubat ayı sonunda veri tabanlarında 500’den fazla hastadan alınan virüs örneklerinin genetik dizinlerine dair bilgiler mevcuttu. Bu bilgiler özellikle şeffaflıkla kamuoyu ve bilim camiasıyla paylaşılıyordu."

Kızıl, virüsün daha çok genç nüfusu enfekte ettiğinin (enfekte kişilerin yüzde 70’e yakınını 60 yaş altı nüfusun oluşturması), çocukların da enfekte olmalarının, semptom göstermeyen kişilerin de virüsün taşıyıcısı olabileceklerinin ve bunu başka insanlara yayabileceklerinin tespit edildiğini hatırlattı.

Bu tespitlerin ardından virüsü engellemenin en önemli yolunun toplumsal temasın en aza indirilmesi olduğu bilgisinin de elde edildiğine işaret eden Kızıl, bu çerçevede ilaç geliştirme çalışmalarının da hızlandırıldığını kaydetti. 

Bilimin tüm bu uyarı ve bulgularına rağmen, devletlerin gerekli adım atmadıklarını ifade eden Kızıl, eleştirilerini şu satırlarla sürdürdü:

"Bilim bunları söylerken, karar alıcı mekanizmalar devletler olduğundan neredeyse tüm ülkelerde bir atalet kendisini gösterdi. Çin, ilk aşamada süreci şeffaf yürütemediği için yayılımı önleyemediği konusunda eleştirilirken, Avrupa ülkeleri de seyahat sınırlamalarını zamanında alamadıkları için eleştirilere hedef oldular. Örneğin İtalya’da karantinanın ilk önce sınırlı bir alana uygulanması ve insanların seyahatinin de engellenememesi ülkede yaşanan felaketin nedenlerinden biri. İspanya ve Fransa bazı gecikmeler yaşasalar da sokağa çıkma yasakları ile devam ettiler.

Almanya’nın stratejisi biraz daha farklıydı. Enfekte kişileri bulup, temas ettikleri insanları öğrenip, yaygın test yaparak virüsün yayılımını kontrol altına almak. Almanya, Avrupa içinde bu mekanizmayı hem kurumsal kriz yönetimi hem de uygulama açısından en iyi götüren ülkelerden birisi. Salgınla mücadele yasası kapsamında Robert Koch Enstitüsü’ne (14) geniş yetkiler vererek sürecin bilimsel ilerlemesine katkıda bulundular.

Çok geç kalmadan, her günün bu tarz enfeksiyon hastalıklarında önemli olduğunun bilinciyle radikal önlemleri yaşama geçirmek gerekiyor. Bunları yaparken de krizin faturasını çalışanlara, emekçilere, toplumun dezavantajlı kesimlerine çıkarmamalı. Hak kaybına uğramadan her çalışan evlerinde oturma şansına sahip olmalıdır. Sağlık personelimizin güvenliği en ön planda sağlanmalıdır. Sahra hastaneleri kurularak acil plan önlemleri kapsamında enfekte hastalar diğer hastane çalışanları ve hastalardan tamamen ayrılmalıdır. Tanı testleri günde 20 binin üzerine çıkartılmalı, mask eve ekipman ihtiyacı hemen temin edilmelidir. Vakaların yerleri açıklanmalı ve acilen sokağa çıkma yasağı ilan edilmelidir. Bu noktada yerel yönetimler de üzerine düşeni yapmalı, zaten gelmekte olduğunu bildiğimiz bu felakette kendi bilim kurullarının ışığında sürece aktif olarak katılmalı. Artık çok vaktimiz yok. Bu önlemlerin alınmadığı her gün daha fazla yurttaşımızı kaybedeceğimiz anlamına geliyor."

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz