Kriz çanları Rusya için çalıyor

Sadece yiyecek ve temel ihtiyaç maddelerini stoklayarak uzun süre dışarı çıkmamak üzere evlerine kapanan yüzmilyonlarca insan, sokağa çıkma yasakları, hızla gerileyen ticaret hacmi ve daralan talep… Yeni tip koronavirüsün küresel çapta etkisi giderek daha fazla hissedilmeye başlanırken, ekonomiler de yokuş aşağı hızla gerilemeye başladı. Bunu öncelikle son bir haftadır tarihi düşüşler yaşayan hisse senedi piyasalarından görmek mümkün.

Ancak hasar bununla da sınırlı değil. Azalan insan aktivitesine bağlı olarak pek çok sektörde talep koşulları hızla gerileyip durma noktasına yaklaşıyor, buna bağlı olarak fabrikalar kapanıyor ve nihai olarak medeniyetin temel değeri olan enerji tüketiminde şok bir düşüş yaşanıyor. 

Bütün bu karamsar manzaraya rağmen koronavirüs krizinde şu anda azalmayıp artan tek şey ise petrol üretimi. Tıpkı paniğin büyümesi gibi küresel çapta petrol üretimi tuhaf şekilde hızla yükseliyor. Bunda en önemli neden önceki hafta sonunda Rusya ile OPEC üyelerinin üretim anlaşmazlığının ardından ortaya çıkan fiyat savaşı olarak görünüyor. 6 Mart’ta yapılan toplantıda Suudi Arabistan’ın başını çektiği OPEC, Rusya’ya petrol üretiminde yeni bir kesintiyi kabul ettiremeyince savaş ilan etti. Hem fiyat iskontosu hem de tüm üretim kapasitesini sonuna kadar kullanma yönünde hamle yaptı.

Suudi Arabistan günlük üretimini 9.7 milyon varilden 13 milyon varile çıkarma kararı alırken, diğer OPEC ülkeleri de ister istemez bu trende uymuş durumda. Keza Rusya da bu atağa karşı benzeri bir angajmanla cevap veriyor. Kapasitesinin tamamına kapsayacak şekilde günlük üretim miktarının 10.5’ten 11 milyon varile çıkardı.

Gelinen noktada OPEC artı Rusya’nın günlük petrol üretimi 50 milyon varile dayanırken, bu rakam küresel petrol talebinin yarısına eşit. Ancak burada asıl sorun günde 100-105 milyon varil düzeyinde olan küresel petrol talebinin durumu. Çin’de aylardır kapalı bulunan fabrikalar, Avrupa ve ABD’de yavaşlayan üretim ve tüketim toplam petrol talebini beklenenin çok üzerinde düşürüyor.

Bu nedenle fiyatlar Suudi Arabistan’ın piyasada 45 dolarlık varil fiyatları varken bunu iskontoyla 35 dolara indirdiği 9 Mart’taki seviyenin bile altına gerilemiş durumda. Brent türü petrolün varil fiyatı bugün itibarıyla 29 dolara kadar gerileyerek sadece 1 hafta içinde yüzde 35 ucuzladı. 

Diğer taraftan bir başka sorun da üretilen petrollerin anında alıcı bulunamayıp üreticiler tarafından stoklanması. Ya da alıcı ülkelerin düşük fiyatlardan yararlanarak stoklarını mümkün olduğunca şişirmesi. Yine de bu sonsuz bir talep içermiyor. ABD ve dünya ekonomisinde koronavirüs tehlikesiyle yüzde 5’lik küçülmelerin konuşulduğu bugünlerde petroldeki talebin şişen stoklar nedeniyle bıçak gibi kesilmesi tehlikesi de var. Bu da petrol fiyatlarını daha önce, ya da kısa bir zaman dilimi içinde görmediğimiz seviyelere kadar indirmesi söz konusu olabilir. Petrolün varil fiyatı 1997-98 krizinde 9 dolara, 2001’deki 11 Eylül saldırıları sonrasında 20 dolara kadar inerken, koronavirüs salgınıyla ortaya çıkan sonuçlar o dönemki şoklardan daha hafif değil.

 

Sonuç olarak virüs salgının etkileri bir süre daha devam ederse petrol piyasasında fiyatların artık bir varil petrolü 8 dolara mal ederek dünyanın en ucuz üretimini gerçekleştiren Suudi Arabistan için bile şartları zorlaştırabilir.

Tabii böyle bir durum Rusya gibi ortalama 42 dolarlık üretim maliyetine sahip bir ülke için çok daha ağır sonuçlar üretecek cinsten. Rusya her ne kadar ulusal petrol fonundaki 172 milyar dolarlık birikimi gösterip, Suudi Arabistan’ın petrol savaşı nedeniyle fiyatların 25 dolara inmesi halinde bile 10 yıl dayanabileceğini ilan etse de, hesaplar farklılık gösterebilir. Çünkü temelde Rusya’nın petrol fonundaki birikime ilişkin hesapları koronavirüs gibi pandemik bir riskin petrol talebinde uzun süreli bir düşüşe neden olması felaketini içermiyor. Bu hesaplamalar aynı miktarda talep ve satışın daha düşük fiyatla da olsa devam edeceği ilkesine dayalı.

Nitekim Kremlin’in başlangıçtaki soğukkanlı propagandasına karşın ulusal para birimi Ruble’nin bir hafta içinde yüzde 13’ten fazla değer yitirmesi Moskova’daki hesapların yanlış yapıldığının bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu da Putin yönetiminin başlangıçtaki rahat tavırlarından uzaklaşarak Suudi Arabistan’a karşı sesini yükseltmeye başlamasının nedenini önemli ölçüde açıklıyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir