Prof Fincancı: 'Koronada kısır döngüye girildi, sağlık sistemi çökebilir'

Türkiye, koronavirüs salgını döneminin vaka sayısı ve ölüm oranları açısından en ağır sürecini yaşarken, sağlık sistemi de giderek çökme noktasına doğru ilerliyor.

Pandeminin birinci yılı geride kalırken, salgında ‘üçüncü dalga’ olarak adlandırılan dönemi yaşayan Türkiye’de son 24 saatte, 63 bin 82 kişinin testi pozitif çıkarken, 289 kişi ise hayatını kaybetti.

Amerika'nın Sesi'ne konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof Şebnem Korur Fincancı, “Hızla yükselen vaka sayıları resmi rakamlarla bile dehşet verici. Salgınla mücadele edememe hali ve önlemlerin alınmaması sonucu sağlık sistemi Türkiye’de kısır bir döngüye girmiş durumda” diyor.

Artan vaka sayılarından dolayı yoğun bakım ünitelerinin dolduğuna dikkat çeken Prof Fincancı, bu durumun sağlık çalışanlarında bir tükenmeye, sağlık sisteminde ise çökmeye neden olacağını belirterek, şunları kaydediyor:

“Sağlık sahasındaki meslektaşlarımızdan derlediğimiz verilerde yoğun bakımların dolu olduğunu görüyoruz. Yoğun bakımlara ek yatak açmak zorunda kalıyorlar. Başka nedenlerde kullanılan yoğun bakım servisleri Covid-19 yoğun bakımına dönüştürülmek durumunda kalınmış.Bunun yanı sıra özellikle meslektaşlarımızın, sağlık çalışanlarının bu yoğunlukta çalışıyor olmaları zaten tüketici ve ağır bir süreç. Çünkü sağlık çalışanları bu süreçte dur durak bilmeden çalışmak zorunda kalıyor. Biz salgının başında da birinci basamağında korunmanın ne kadar önemli olduğunu söylemiştik. Ama birinci basamak çöktüğü için ikinci ve üçüncü basamakta hastanelerde karşıladık vakaları. Hastalandıktan sonra müdahale edebildik dolayısıyla da hastalananlar da özellikle İngiltere varyantı ile birlikte daha ağır bir tablo ile karşılaştık ve bu tablo oldukça hızlı bir şekilde kötüleşiyor. Biz hekimler, sağlık çalışanları olarak yaşamı kurtarmaya çalışıyoruz. Ve bu çaba içinde başarılı olamadığımızda zaten ağır bir yükle yoğun çalışırken bir de bunun verdiği bir tükenmeyle karşı karşıya kalıyoruz. O yüzden bu tabloyu iyileştirmek, hastalanmaları engellemek gerekiyordu.’’

Bilimin ışığında pandemiyle doğru mücadelenin mümkün olduğunu ancak iktidarın TTB ile iletişim dahi kurmadığını ifade eden Prof Fincancı, “Biz başından beri söyledik, yetkililer zorunlu üretim dışında üretimi durdurabilirlerdi. Kapalı ortamlarda çalışan sayısının az olması için dönüşümlü çalışmayı da zorunlu üretimde uygulayabilirlerdi. Ama bunların hiçbiri gerçekleşmedi" ifadesini kullanıyor.

Fincancı sözlerine şöyle devam ediyor:

"Büyük bir hızla vaka sayıları yükseldi. Resmi rakamlar bile çok dehşet verici noktada. Bu doğrudan sağlık kurumlarına yansıyor. Sağlık çalışanları da istifa ve emeklilik yasağıyla, izinlerinin askıya alınmasıyla çalışmaya zorlanıyor. Oysa tükendikten sonra sağlıkçıların sağlık sistemine faydası olmayacak. Salgınla mücadele edememe hali ve önlemlerin alınmaması nedeniyle Türkiye’de sağlık sistemi bir kısır döngüye girmiş durumda. Bu süreci yönetebilmek ancak hızlı bir önlem, vakaları azaltmak ve çok hızlı bir aşılama ile mümkün."

"Biz zaten TTB olarak salgının başında da 'sürece dahil olmaya talibiz' dedik. Epidemiyoloji bilim ışığında bizim meslektaşlarımız bu kurguyu oluşturabilir ve sonrasında bu önlemlerle hızla yürütebilirler bu çalışmaları ama tabii ki bizimle iletişim dahi kurmayan bir iktidarla karşı karşıyayız. O nedenle çok zor zamanların olacağını ön görmek mümkün. Yetkililerin çözüm dedikleri akşam 7’den sonra sokağa çıkma yasağın konulması ama büyükşehirlerde çalışan insanlar saat 19.00’da evine bile ulaşmamış oluyor zaten" diyen Fincancı, "Bir diğer çözümleri de pidelerin çıkış saatlerini bir saat erkene almak. Parkları, sahilleri kapatmak, açık alanları kapatmak ama AVM’leri açık tutmak. Böyle akıldan yoksun bir durumla karşı karşıyayız. Hani maske, mesafe, hijyen diyorlar ya; akıl, fikir, izan diyorum ben de onlara. Bir üçlüye ihtiyacımız olacaksa akıl, fikir ve izan diyorum ben de onlara’’ şeklinde konuşuyor.