Sağlık çalışanları: En acil talebimiz koruyucu ekipman

Bütün dünyanın gündemi korona ve gözümüz kulağımız, koronayla mücadelede en ön safta olan sağlık çalışanlarında. Hepimiz adına virüsle savaşıyorlar, her akşam onları alkışlıyoruz ancak onların da birer insan ve virüs nedeniyle risk altında olduklarını unutuyoruz. Son açıklanan verilere göre, İtalya’da 4 bin 268 sağlık çalışanı korona kapmış ve bunların 3 bin 200’ünü hekimler oluşturuyor. İran’da resmi verilere göre ölenlerin arasında onlarca sağlık çalışanı var.

Peki Türkiye’de durum nasıl? Adlarını gizleyerek konuşmayı tercih eden hekim ve sağlık çalışanlarına göre çok da iç acıcı değil.

Korona

Bir aile hekimi en önemli ve acil taleplerinin koruyucu ekipman olduğunu şu sözlerle anlatıyor:

“Koruyucu ekipman istiyoruz! Maske istiyoruz, eldiven istiyoruz, koruyucu bariyer gözlük istiyoruz! Farklı illerden koronavirus pozitif aile hekimi haberleri gelmeye başladı. Ve biz bir maske alabilmek için fırsatçılarla pazarlığa oturuyoruz. Sağlık çalışanları olarak bütün maaşımızı, maske eldiven almaya harcıyoruz şu an. Kendimizi koruyamazsak, sizi koruyamayız. Bir doktorun bir hemşirenin pozitif olması demek, halktan yüzlerce insanın pozitif olması anlamına gelir. Hala bize dağıtılmış tek bir malzeme yok, terk edilmiş durumdayız. Fiyatları duysanız şok olursunuz. Soruyorum size asker üniformasını kendisi mi alıyor? Şu anda sağlık çalışanları kaderlerine terk edilmiş durumda.” 

Adının gizli tutulmasını isteyen bir acil servis hekimi de, servislere gelişigüzel başvurulara dikkat çekiyor ve şu uyarıyı yapıyor:

“Acil servislere hala o kadar gelişigüzel başvuruluyor oluyor ki, artık hastalığın yayılma noktaları acil servisler olacak ve biz acil servis çalışanları da ilk hastalık kapanlardan olacağız. Buna rağmen yeterli fiziki ortam ve ekipman temini yok. Ben bir sağlık çalışanı olarak ciddi anlamda korkuyorum. Bütün arkadaşlarımız korkuyor. Neredeyse hiçbir koruyucu ekipman olmadan ise gidiyoruz. İnsanların iki dakika durmaya korktuğu yerlerde 24 saat geçirip eve dönmenin endişesi anlatılabilir bir şey değil. Evde kalmak o açıdan çok önemli, birkaç hafta konforunuzdan vereceğiniz ödün size bir şey kaybettirmez ama binlerce hayat kurtarır.”

Bir başka hekim ise önümüzdeki yıllarda, bir ülkenin ‘biyolojik silah’ saldırısına ne kadar dirençli olduğunu değerlendirmek için, Kovid-19 karnesine bakılacağı görüşünü öne sürüyor:

“Vaka sayısı, mortalite oranı, sağlıkçı gücü vs. İyi mücadele etmiş bir devlete buradan saldıramayacaklar.”

Aynı hekim sağlık çalışanlarının korunmasına dair de gözlemlerini şu sözlerle anlatıyor: 

“Dün acilde nöbetçiydim. İzlenimlerine göre virüsün ciddiyetini henüz anlamayanlar var. Hasta ziyaret yasağının gerekliliğini henüz anlamayanlar var. Triyaj ve hekimler olası vakaları konusunda uyanıklar. Hastanelerdeki maske ve koruyucu ekipman stoku ise şimdilik sınırda. Karantina ilanına gerek kalmadan herkes evinde kalmalı. Sahada çalışan sağlıkçıların motivasyonu yüksek tutulmalı. Maske üreten fabrikalarımız sadece yurtiçinde hastanelere maske üretmeye başlamalı. Bizdeki en büyük tehlike acil servislerin yüzde 90 oranında gereksiz kullanımı! Avrupa'da acil yoğunluğu olmamasına rağmen koronavirüs yayılımı fazla. Salgınla mücadelede en riskli alan olan acil servisler/hastaneler efektif ve sadece zarurî hallerde kullanılmalı! Bir sağlık çalışanı, salgın ile mücadelede bir kuvvet çarpanıdır. Savaşta tank, uçak ne ise odur. İyi korunamayan her sağlıkçı hastalanarak, iş yapamaz hale gelir. ‘Tedavi eden’den ‘tedavi olan’a dönüşür. Sistemi tüketir.”

Görüşlerini bizimle paylaşan bir başka hekim ise, test oranına dikkat çekiyor. Türkiye’de test pozitifliği oranının yüzde 8-9 olduğunu söyleyen bu hekime göre, günlük test sayısı beklenenin çok altında. 

Hekimler olarak ilk defa bir hastalığı yaşayarak öğrendiklerini söyleyen kaynak, virüsle en iyi mücadeleyi veren Almanya'da günlük 20 bin, Güney Kore'de günlük 15 bin test yapıldığını hatırlatarak, çalışırken yaşadıkları trajikomik Türkiye hallerine dair de şunları anlatıyor:

“Her bir vatandaşımız önce kendinden sonra bir diğerinden sorumludur. Ancak yalan yanlış bilgilerle kendini olası vaka sanan insanlar test yaptırmak için yurtdışından geldiğine dair yalanlar söylüyor. Bu durum gerçek vakaların tanısını geciktirebilir. Hastanelerden dezenfektan çalan hasta yakınlarıyla karşılaşıyoruz.”

Aynı hekim halkın sorumluluk duygusuna ve salgının önemine dair de biraz öfkeyle şu sözleri sarf ediyor:

“Anlaşılamadığımızı düşünüyorum, insanlar olayın vahametinden bihaber. Bu şekilde devam edilirse sağlık kapasitemiz kısa sürede aşılacağı için belki eşinize, annenize, evladınıza ventilasyon cihazı bulamayacağız ve boğularak ölecek, sırf bu sorumsuzluğunuz yüzünden? Niye anlamıyorsunuz? Hızlı tırmanış sürecek ama sağlık kapasitesinin aşılmaması için tırmanan eğrinin ivmesini düşürmeliyiz. İhtiyacımız olan etkin bir sokağa çıkma yasağı, izolasyon ve daha hızlı testler.”

Aynı hekim “bu süreçte doktor olmaktan pişmanlık duyduğunuz oldu mu” şeklindeki sorumuzu ise şöyle yanıtlıyor:

“Doktor olmak istediğimi söylediğimde herkesin ilk tepkisi, emin olup olmadığımı sormak olmuştu Ben okulun bahçesinde, kolumda Kızılay kolu arması, yanımda tentürdiyot teneffüste düşen olursa diye hazırda beklediğim o günlerden beri emindim. Gecemi gündüzüme katarak çalıştığım her günün gecesinde "Allah'ım insanlara yardım edebileceğim yerlere gelebilmem için yardım et bana" diyerek uykuya daldım. Sağlık çalışanı olmak bir meslek değildir, bir adayıştır! Hekim olmak bir görev değil, yürekten bir aşktır! Bugün bu safta olduğum için şükrediyorum.”

Her gün saat 21.00’de yapılan alkış kampanyasını ise “En son Hipokrat yemini ettiğimde böyle hissetmiştim” sözleriyle mutlulukla karşıladığını söylüyor.

Son konuştuğumuz ise, acil nöbetinde muayene ettiği hastalardan biri Kovid 19 pozitif çıktığı için, şu anda evinde kendi test sonucunu bekleyen bir hekim. Sözü ona bırakalım:

“Birkaç gün önce muayene ettiğim hastamın test sonucunun pozitif çıktığını ilk öğrendiğim beynime kaynar sular dökülmüş gibi hissettim. Çünkü içerde az önce kızımla uyuyordum, eşim ise mutfakta bize bir şeyler hazırlıyordu. Ben o hastadan kaptım ise eşime ve kızıma bundan sonraki süreçte benden bulaşmaması nerdeyse imkânsızdı. Oturdum ve sakinleşene kadar kendime gelene kadar olduğum yerde bekledim. Durumu yavaş bir şekilde eşime anlattığımda onun daha soğukkanlı olması beni rahatlattı aslında. Ben bu anı yaşayana kadar bu virüsü gerçek anlamda tanımıyormuşum meğer. 

Henüz testimin sonucu gelmedi, kendimi diğer vatandaşlardan izole ettim ve onlara bulaşı önledim. Testin sonucunu beklemek, pozitif olduğunu öğrenmekten daha can sıkıcı. Şu an bende, eşimde ve kızımda herhangi bir semptom yok. Genel durumumuz çok şükür iyi. Evde nasıl mı zaman geçiyor? Kitap okuyoruz, egzersiz yapıyoruz, kızımla oyun oynuyoruz, film izliyoruz; kısacası birbirimize daha çok zaman ayırıyoruz.”

Test sonucunu bekleyen hekim son olarak “Bu dönemde önemli olan bağışıklık sistemi düşük olan veya çeşitli hastalıklardan dolayı bağışıklık sistemi tedavi ile baskılanan kişilerin bu hastalığa yakalanmamaları. Çoğumuz bu hastalığa belki yakalandık belki yakalanacağız. Yapmamız gereken basit bir burun akıntısı, boğaz ağrısı,  öksürük gibi durumlarda evimizde hastalığı atlatana kadar istirahat etmektir” tavsiyesinde bulunuyor.

Korona
@Ahval Türkçe