Salgınların Psikolojisi kitabının yazarı Taylor: Salgınla ilgili tarihten ders almalıyız

Prof. Steven Taylor, British Columbia Üniversitesi Psikiyatri Bölümünde profesör olarak çalışan bir klinik psikolog. 2019’da yayınladığı Salgınların Psikolojisi kitabında, pandemiyi yani salgını ‘dünyaya yayılmış büyük ölçekli salgınlar’ olarak nitelemişti. Taylor kitabında virologların; bir sonraki pandeminin gelecek yıllarda, muhtemelen bir tür gripten, potansiyel olarak yıkıcı sonuçlarla ortaya çıkabileceğini tahmin ettiğini belirtmişti.

Ayrıca bugünü öngörerek “Aşıların ve davranış enfeksiyonun yayılmasını sağlamak için hayati öneme sahiptir” demişti. Pandemik enfeksiyonun yayılmasını ve buna bağlı duygusal sıkıntıyı ve sosyal bozulmayı etkileyen psikolojik faktörlere çok az dikkat gösterildiğini söyleyen Taylor, psikolojik faktörlerin önemine dair şunları sıralamıştı:

“Psikolojik faktörler birçok nedenden dolayı önemlidir. Aşılama ve hijyen programlarına bağlı kalmada etkili olur. İnsanların enfeksiyon tehdidiyle ilgili kayıplarla başa çıkmalarına yardım eder.” 

Kendi ifadesine göre Taylor kitap için yaklaşık iki yıl çalışmış. Kitaptaki son bölüme ‘Gelecek Salgının Bir Portresi’ başlığını koyan yazar, bu bölümde tanımladığı hemen her şeyin gerçekleştiğine dikkat çekiyor. Taylor, kitabın bir kehanet sayılamayacağını, sadece araştırmaya dayandığını söylüyor. Taylor’un uzmanlık alanı eskiden “hastalık hastalığı” olarak adlandırılan, şimdiki adıyla “sağlık anksiyetesi” yani hipokondriyazis. Taylor, hipokondriyazis üzerine çalışırken gazetelerde rastladığı “salgın geliyor” haberleri dikkatini çekmiş.

“Acaba benim hastalarım böylesi bir felaket durumunda nasıl tepki verirler?” diye düşünmüş. Bunun üzerine geçmişteki salgınlar hakkında araştırma yapmaya başlamış ve insanların bu tür bulaşıcı hastalık tehdidi karşısında ne şekilde davrandıklarını, bununla nasıl başa çıktıklarını anlamaya çalışmış. Araştırmaları sonucunda yazar, salgınların esas olarak psikolojik bir olay olduğuna ikna olmuş. 

İşin ilginç yanı Salgınların Psikolojisi kitabını 2019 yılı başında gönderdiği yayınevinin editörü, “bu kitabı kimse okumaz” diyerek reddetmiş. Taylor, insanların sadece önündekilere odaklandığını ve uzun vadeli sorunları göremediğini söyleyerek editörü ikna etmeye çalışmış ama başaramamış. Derken, başka bir yayınevine göndererek, Kovid-19 salgınından birkaç hafta önce yayınlayabilmiş. 

Psikolojik faktörler ile pandemi ile ilişkili toplumsal sorunları anlamak ve yönetmenin önemli olduğunu belirten Taylor; salgın tehditlerinde ortaya çıkan aşırı korku, damgalanma ve yabancı düşmanlığı gibi riskleri de hatırlatıyor. Kitabında pandemi psikolojisinin kapsamlı analizini yapan Taylor; Ahval’in sorularını yazılı olarak yanıtladı…

Koronavirüs çocuklar için daha az risk teşkil etse de, ebeveynler bunu çocuklara anlatmakta zorluk çekiyor. Sizce çocukları bunu nasıl anlatmak gerekir?

Çocuklarınıza Kovid-19 hakkında bildiklerini sorarak başlamalısınız. İnternette ne gördüler, arkadaşlarından, arkadaşlarının ebeveynlerinden, öğretmenlerinden neler duydular? Bu size korkularının temeli hakkında iyi bir fikir verecektir. Belki de ölebileceklerinden korkuyorlardır ya da belki de bir ebeveynin veya büyükanne veya büyükbabanın ölebileceğinden. Korkularının temelini anladıktan sonra, endişelerini gidermek için iyi bir yöntem denemelisiniz. Çocuklarınıza hastalığın çoğunlukla hafif olduğunu ve herkesin ellerini yıkayarak, öksürüklerini kapatarak ve sosyal uzaklaşma önerilerini uygulayarak güvende kalabileceklerini söyleyebilirsiniz. Ayrıca, çocukların internette dolaşan korku uyandıran pandemi görüntülerine veya videolarına bakmak için harcadıkları zamanı da sınırlamalısınız. Düzenli rutinleri korumak önemlidir. Örneğin, çocuğunuzu hastalık nedeniyle tecrit etmeniz gerekiyorsa yemek, uyku saatlerini rutinine uygun planlamalısınız.

Küçük çocukların hijyen kurallarını iyi uygulamaları zor olabilir. Bunun için evde kendisine bir rol model göstermenizi öneririm. Kendisinden daha büyük kardeşi ya da ebeveyni gibi. Çocukların, diğer çocukları dinleme ve taklit etme olasılıkları daha yüksektir.

Herkes en çok sağlık çalışanlarının hastalanmasından korkuyor. Sizin görüşünüz ne?

Sağlık çalışanlarının yaşayabileceğin en önemli sorun, tükenmişlik sendromu ve elbette Kovid-19 ile enfekte olma riski. SARS salgını sırasındaki karantina uygulamaları sağlık çalışanları için özellikle stresliydi ve bazı travma sonrası stres bozukluğu semptomları yaşandı. Ancak öte yandan, araştırmalar çoğu insanın strese karşı dirençli olduğunu göstermektedir. Mevcut pandemide, çoğu sağlık çalışanlarının bundan kötü etkileneceğini söyleyebiliriz. Ön cephedeki sağlık çalışanlarını korumak için destekleyici bir çalışma ortamı zorunlu olmalı.

Salgına dair komplo teorileri hakkındaki ne söylemek istersiniz?

Komplo teorileri, insanların tehdit edici olayları anlamadığı belirsiz zamanlarda ortaya çıkar. İnsanların komplocu düşünmeye katılmasının çeşitli nedenleri vardır. Araştırmalar komplo teorilerinin, önemli konularda doğruluk veya anlam arayan, ancak bilişsel kaynaklardan yoksun olan veya sorulara daha akılcı bir şekilde cevap bulmalarını engelleyen başka problemleri olan insanlara hitap ettiğini göstermektedir. Örneğin, komplo teorilerine güçlü bir şekilde inanan insanlar, sahte haberlere inanma eğilimi gösterir, çünkü haber öykülerinin kaynağını ve içeriğini eleştirel olarak analiz etme yeteneğine sahip değillerdir. 

Sizce dünyalılar olarak korona salgınına aşırı tepki mi veriyoruz?

İnsanlar hakkında çok endişeli. Ama toplumlar olarak, aşırı tepki gösteriyor muyuz? Bence hayır. Gördüğüm kamuoyu araştırmaları, çoğu insanın endişe duyduğunu ancak panik yapmadığını gösteriyor. Okulları kapatmak veya konserleri iptal etmek gibi sosyal mesafeli stratejiler dramatik görünebilir, ancak enfeksiyonun yayılmasını sağlamanın iyi bir yoludur.

Tarihte de benzer salgın örnekleri yaşandı. Tarihten nasıl bir ders almamız gerekir insanlık ailesi olarak?

Bu gerçekten iyi bir soru. Tarih bize geçmişten ders almak konusunda çok da iyi olmadığımızı öğretti. Geçmişteki dersleri çok çabuk unutuyoruz. Mevcut pandemide gördüğümüz her şey önceki pandemilerde gerçekleşti - korku, ırkçılık, panik satın alma, öz izolasyonla ilgili sorunlar gibi. Sorun şu ki, bir pandemi bittiğinde, insanlar bunu unutuyor ve hayatlarında hemen eski düzene geçiyorlar. Bu sefer farklı şeyler yapmamız gerekiyor. Bir sonraki salgına hazırlanmak için Kovid-19'dan öğrenilen dersleri kullanmamız gerekiyor. Bununla birlikte, tarih bize şu anki salgın için bazı önemli şeyler öğretti. En önemli şeylerden biri aşı tereddüdüyle ilgilidir. Geçmiş pandemilerde ve salgınlarda, birçok insan çeşitli nedenlerle aşı olmayı ihmal etmişti. Aynı şeyin, bir aşı hazır olduğunda Covid-19 için de gerçekleşmesini bekleyebiliriz. Yani proaktif olmalıyız; bir aşı mevcut olduğunda hemen önlem almalıyız. 


© Ahval Türkçe