Tabip Odası üyesi Öztürk: ‘Koronada gerçek ölüm rakamları 100 bin’

Koronavirüs salgınında mart ayında hükümetin aldığı kısmi normalleşme kararının ardından vaka ve can kayıplarının yaşandığı Türkiye, endişe yaratan bir tablo sergiliyor. Türkiye günlük vaka ve can kayıpları açısından dünyada ilk sıralarda geliyor. ABD, vaka sayıları patlayan Türkiye için vatandaşlarına “seyahat etmeyin” uyarısında bulundu.

Vakaların patlamanın ardından kısmi kapanma kararları alan Türkiye’de uzmanlar bu önlemlerin yetersiz kalacağı konusunda uyarılarda bulunuyor.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Osman Öztürk, açıklanan resmi verilerin gerçeği yansıtmadığını belirterek gerçek ölüm rakamlarının 100 bin olduğuna dikkat çekti.

Öztürk, “Resmi ölüm rakamları 36 bini geçti ama gerçek rakam ise 100 bin. Böyle bir şey olur mu? Bu bir katliam” dedi.

Son kısıtlamaların pozitif değil negatif etkilere neden olduğunu belirten Öztürk, gerekli tedbirler alınmadığı müddetçe hastalığın seyrinin bu şekilde devam edeceğini söyledi.

Salgının seyrinin düşmesi için zorunlu üretim dışında tüm üretimlerin durması gerektiğini vurgulayan Öztürk, “Bu tedbirlerin bu yangını söndürmesi mümkün gözükmüyor. Açıkçası işimiz virüse kalmış durumda. Virüs nasıl hareket ederse biz de onun kurbanları oluyoruz” dedi.

Öztürk, önerilerini şöyle sıraladı: 

“Bizim önerimiz öncelikle aşı çok hızlı yapılmalı. İsrail aşıyı hızlıca yaptı, şimdi maskeyi atıyorlar. İngiltere de hızla aşıları yaptı ve ölüm sayıları diplere kadar indi. Test hızlıca yapılmalı. Test yapılan insanları da öyle eve göndermemek gerekiyor. İmkanları varsa gönderilsin ama kamu kurumlarında, yurtlarda, otellerde insanlar karantinaya alınmalı. Mutlaka ekonomik ve sosyal destekli kapanma gerekiyor. Üretimin kapanması, insanların ekonomik ve sosyal olarak desteklenmesi gerekiyor.”

Özel hastanelerin koronavirüs hastalarını çok yüksek ücretler karşılığında kabul ettiğini ifade eden Öztürk, şunları söyledi:

“Özel hastaneler eğer bu şekilde davranacaksa Sağlık Bakanlığı’nın orayı mutlaka kamulaştırması gerekiyor.  Özel hastaneler aynı eski alışkanlıklarını devam ettiriyorlar. Yani amiyane tabirle kadayıfın hem altını hem üstünü kızartıyorlar. Hem SGK’dan para alıyorlar hem de yasa dışı bir şekilde vatandaştan para alıyorlar. Aldıkları para da gerçekten ortalama geliri olan bir vatandaşın bile ödemeyeceği kadar büyük. Geceliği 5, 10, 15 bin TL gibi değişen aralıklarda ücretlerle hastaneye alıyorlar. Parası olmayanı almıyorlar. İnsanlar başka hastaneleri dolaşıyor ve bu arada da hayatını kaybeden insanlar oluyor.”

Aşı hızının kesildiğine dikkat çeken Öztürk, aşılama oranının 60, 65 yaşa arası gruplarda yüzde 60’a bile ulaşılamadığını belirtti.

Öztürk, “Biz yıllarca çok daha ilkel koşullarda köylerde aşı yaptık. Aracımızla giderdik, bazen at ile giderdik aşımızı yapardık. Mahalleleri gezer, imama söylerdik, anons yapılırdı. Köy ebeleri vardı. Onlar hangi evde hangi çocuk aşısız bilirdi. Yoksa E-Devletten randevu al, sıraya gir, böyle olmaz. Kişi aşı olmak istemeyebiliyor. Ama ben aşı olmayacağım deme gibi bir özgürlük yok. Aşı olmadığın zaman başkasını hasta ediyorsun. Böyle aşı politikası olmaz” ifadelerini kullandı.

 

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz