'Gözümüzü kapatsak da Moody’s’in darbesinden kaçamayız'

Kredi derecelendirme kuruluşları 2008 küresel krizinin en büyük günah keçileriydi. Kendilerinden bekleneni yapmamış, yatırımcıları paralarını yatırdıkları enstrümanların risklerine karşı uyarmamış, üstüne üstlük iyi para verenin notunu yüksek göstermişlerdi. Bu yüzden güvenilirlikleri oldukça zedelendi. Bu yüzden özellikle Moody’s, S&P ve Fitch’in domine ettiği rating piyasasının kuralları sıkılaştırıldı, üzerlerindeki gözetim artırıldı. 

Tartışmalı da olsalar küresel bir derecelendirme ihtiyacı olduğu için yollarına devam etmeleri karar verildi. Bu yüzden hala yatırımcılar üzerinde oldukça önemli etkileri var. Zaten nasıl olmasın? California ya da New York’tan dünyanın başka bir köşesine yatırım yapacak bir fon yöneticisinin her şeyi yerinde inceleme şansı yok. Bu yüzden inceleyenlere danışmak zorunda. Hal böyle olunca da mecburen ilk baktıkları adres hazırda raporları olan kredi derecelendirme kuruluşlarının verdiği hap şeklindeki notlar oluyor. 

Türk kamuoyunda ‘sıfırcı hoca’ olarak da tanınan Moody’s önceki akşam Türkiye’nin kredi notunu aniden düşürüp Yunanistan’la aynı seviyeye getirince içeride de bir şaşkınlık oldu. Piyasaların pek de beklemediği bu değişikliğin ardından kamudan ilk tepki dün öğleden sonra Maliye Bakanı Naci Ağbal’dan geldi. Bakan Moody’s’in notunu ‘siyasi’ olarak değerlendirdi, zaten piyasaları da etkilemediğini belirterek ‘Bizim için yok hükmündedir’ dedi. AKP’li ekonomi yöneticilerinin ‘Bize bir şey olmaz’ tavırlarını dövizdeki çıkışa karşı verdikleri genel tepkilerden bildiğimiz için bu açıklama sürpriz olmadı. Ancak not indiriminin etkisi ilk günden öyle keskin şekilde hissedilmese de, Ağbal’ın dediği gibi ‘etkisi olmadı’ demek de doğru değil. Piyasadaki modu bozduğu bir gerçek. Örneğin Euro’nun 3.74 TL’ye çıkıp TL karşısında rekor kırması yabana atılır bir gelişme değil.

Hürriyet’ten Uğur Gürses de Moody’s’in not değişiminin piyasalar üzerindeki etkisinden bahsediyor. Gürses, Türkiye’de sokaktaki insan için döviz kurunun ekonominin barometresi olduğunu kaydederek, ‘Dünkü tablo şöyleydi; ‘yarım dolar + yarım Euro’dan oluşan “döviz sepeti” 4.27’de idi. Bu seviye, 30 Kasım tarihindeki zirve değeri olan 4.31’in sadece yüzde 1 altında’ diyor.

Dolarla ölçenlere de bir kerteriz vermek gerektiğini kaydeden yazar, Euro dolara karşı güçlendiği için, doların o tarihe göre yüzde 4.4 düşük olduğunu belirtiyor. ‘Eğer o günkü parite (1.18) geçerli olsaydı; bugün dolar kuru 3.98-4 seviyesinde olacaktı’ diye yazıyor.

Moody’s bize değil, elinde yatırım yapılabilecek fonları olanlara “kılavuzluk” yapan bir kredi dereceleme kuruluşu olduğunu da ifade eden Gürses şunları söylüyor: 

 ‘Borçlulara yardım cemiyeti’ değil. Bu yüzden içeride siyasi klişe halini alan “bizi yıkmak istiyorlar”, “Türkiye’ye operasyon çekiliyor” bakışı, aynı şeyleri yapmaya devam etmekten başka bir şey değil.’

Moody’s, son not indirimine gerekçe olarak iki açı verdiğini hatırlatan Uğur Gürses, bunlardan birinin kurumların çöküşü diğerinin ise dış şoklara karşı artan risk olduğunu vurguluyor.

Moody’s’in kurumsal güç kaybına örnek olarak Merkez Bankası’nın etkisiz para politikasındaki giderek artan erozyon ve temel ekonomik reformların ertelenmesini gösterdiğini anlatıyor. ‘Moody’s “kurumsal güç kaybı” sözüyle, aslında temel olarak güçler ayrılığı ve hukukun üstünlüğünden uzaklaşmaya işaret ediyor’ diyor.

Yazar ayrıca, derecelendirme kuruluşunun yükselen küresel faizler ve artan politik risk ortamında, yüksek cari açık ve yüksek dış borcun finansman ihtiyacı nedeniyle dış şok riskinin arttığına dikkat çektiğini söylüyor. 

Yazar köşesini ‘Geldiğimiz yer şurası; bunlara gözümüzü kapasak da inkâr ederek “siyasi karar”desek de sonuçlarından kaçamıyoruz’ sözleriyle bitiriyor.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ugur-gurses/kredi-notundan-kacabiliriz-ama-sonuclarindan-asla-40766011
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.