Oca 20 2018

Türkiye ofisini kapatan Fitch, 2012’de bunun işaretini vermiş

Gezi ile başlayan, 15 Temmuz ile tırmanan bir süreçte ülkenin içinde bulunduğu baskı ortamı yabancı yatırımcıyı da etkiliyor. 

Ülkeye gelmeyen yatırımcının yanı sıra peş peşe çıkış yapanlar da dikkat çekiyor. 

Türkiye’deki faaliyetlerini durdurma kararı alan Hollandalı giyim zinciri C&A, İngiliz River Island ve Top Shop, Alman kozmetik zinciri Douglas, Kanadalı iç giyim markası La Senza ve İngiliz devi Debenhams örneklerden bazıları.

Bunlara son eklenen ise de New York merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings oldu. Kuruluş, İstanbul ofisini kapatma ve Fitch Ratings Finansal Derecelendirme Hizmetleri AŞ'yi tasfiye kararı aldığını duyurdu önceki gün. Hemen ardından ise Türkiye’nin kredi notunu verdi; "BB+" seviyesinde "durağan" olduğunu teyit ederek...

Kararın hemen öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kredi derecelendirme kuruluşlarının ideolojik yaklaşımlarından kurtulabilmiş değiliz. Hala Türkiye'nin güven vermediğini söylüyorlar. Bunlara ya bu işi öğreteceğiz ya bu işi öğreteceğiz" diyerek gözdağı vermişti kuruluşa.

Hâlihazırda Brezilya, Şili, Hindistan, Rusya, Meksika, Güney Afrika, Endonezya, Arjantin, Çin ve Tayland gibi 20’ye yakın gelişen ülkede ofisi bulunan Fitch neden Türkiye’de kepenk indirme kararı aldı peki?

Asıl soru şu aslında: Neden G20 içinde sadece Türkiye ofisini kapattılar?

Uğur Gürses, Hürriyet’teki yazısında, temel nedenin Türkiye’de 2011’den bu yana AB değerleri ve çapasından uzaklaşmanın olduğunu söylüyor.

Bu görüşünü bir kaynağına dayandırıyor Gürses. Güçler ayrılığı ve hukukun üstünlüğünden uzaklaşan bir Türkiye fotoğrafının, İstanbul’dan “kredi notuna esas olacak analist raporu yazma” gibi “ifade özgürlüğü” gerektiren bir işi yapılamaz hâle getirdiğine işaret ediyor Gürses’in kaynağı ve ekliyor:

“2012’de analist pozisyonlarının Moskova ve Londra’ya kaydırıldığına işaret ediyordu.”

 

Ancak o dönem Ankara’dan bir hamle olmamış bu girişime. Aksine “İstanbul finans merkezi olacak” konuşmaları devam ediyordu o dönem…

İstanbul’daki finans çevrelerinde, 2012 yılından başlayarak Fitch’in iyiden iyiye “tası-tarağı” toplayarak gitme nedenleri arasında, düzenleyici otoritelerin bağımsızlıklarının kalmaması ve mahkemelerin siyasi gölgenin altında olması gibi nedenlerin etkili olduğunun konuşulduğuna vurgu yapıyor Gürses. 

Ve son dönemde Ülker gibi bazı Türk şirketlerinin de Londra’ya konuşlanmasına dikkat çekiyor Gürses: 

“Şirket ve yatırım sahiplerinin son dönemde Londra merkezli işler yapmaları, şirket merkezlerini ya da ana hissedar şirketlerini Londra’da kurmaları, halka açılma niyeti olan bilinen büyük markaların da Londra merkezli plan yapmaları aynı kapıda buluşturuyor iş kesimini; ticari varlık ve mülkiyet hakları ile kaygılar. OHAL koşulları ve son itiraz merci olan Anayasa Mahkemesi kararları ile ilgili tıkanıklıklar bu kaygıları daha da derinleştiriyor.”