İhtiyaç olan öteleme değil -Çetin Ünsalan

BDDK, bireysel ve ticari krediler için, 2020 yılı sonuna kadar olan borçların ötelenmesiyle ilgili bir çağrı yaptı. Çağrıya destek Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’tan geldi ama sınırlı. Nasıl sınırlı? Aranızda halledin kıvamında...

Çağrının detayına baktığınızda BDDK’nın bir ifadesi çok ilginç. Diyor ki: “Mevcut kredi limitlerine haklı ve somut gerekçeler olmaksızın bloke konulmamalı ve limitlerin kullanıma hazır halde tutulmasına özen gösterilmeli.”

Düz mantıkla baktığınızda iyi niyetle gözüküyor ama, detay üzerinde biraz akıl yürüttüğünüzde sorunu değerlendirme biçiminin, ödenmekte güçlük çekilen borçlar değil, yeni kredi vermenin önündeki engellerin kaldırılması olduğunu görüyorsunuz.

Yani Türkçesi şu: Alacaklarınızı öteleyin ve bu borçlu kişilere yeniden kredi kullandırmaya engel teşkil edecek gerekçeleri ortadan kaldırın. Bu bakış açısı, halen problemin anlaşılamadığını, borçla bir ekonomi yürütmeye çalışıldığını bize gösteriyor.

Çünkü muhtemelen bilhassa konut piyasasının hareketlenmesini istiyorlar. Reel sektörden anlaşılan ekonomi yönetimi nezdinde bu olunca, birinin borcunu ödeyemez hale gelmesini sorun görmek bir yana, onu daha da borçlandırıp, eldeki konutların satılmasını sağlayacak bir yaklaşım ortaya çıkıyor.

Oysa Türkiye’de gerek devlete olan vergi, prim gibi borçlar, gerekse enerji gibi girdi maliyetlerindeki kamu alacakları, gerekse de bankalara olan yükümlülükler nezdinde sorun ‘konkordato’ aşamasındadır.

Yani bu haliyle gerek şirketlerin gerekse de tüketicinin borcu ödenebilir olmaktan çıkmıştır. Meselenin köküne inmeksizin, borç batağına batmış şirketleri ve bireyleri daha da borçlandıracak bir yaklaşım, zerre kadar ders alınmadığının da en net kanıtıdır.

2002 yılında tüketicinin bankalara toplum borcu 6,5 milyar TL idi. 26 Haziran 2020 tarihli verileri dikkate aldığınızda ise borç 700 milyar TL’yi geçmiş vaziyette. Yani 100 milyar doların üzerinde. Bunun da sadece 113,5 milyar TL’si kredi kartı borcu.

Özel sektöre gelirsek dış borç Şubat 2020 itibariyle 180 milyar doları aşmış halde. Bu borcun yüzde 62’sini de dolar oluşturuyor. Sadece yüzde 2,8’i TL cinsinden. Borçlulara baktığımızda ise büyük problemin, bilhassa kısa vadeli borçlarda yüzde 76 pay ile finansal kuruluşlarda olduğu dikkat çekiyor. Yani onlar da borçlu...

Son yıllarda uygulanan kredilendirme yöntemlerini de düşünürsek, içte de hatırı sayılır bir borçları var. Pandemi sadece kırılmayı büyüten bir faktör. Virüs dönemi öncesinde de ekonominin de, borç sorunun da büyük ve döndürülmesi güç noktada olduğunu biliyorduk.

Üstüne bir de ekonomide donma mevsimini ortaya çıkaran pandemi süreci gelince, işleri alt üst oldu. Şimdi bu borçların ödenebilmesi için akıl yürütülmesi gerekirken, daha çok borçlanmalarına olanak sağlayacak bir çağrının telaşı BDDK açıklamasında kendisini gösteriyor.

Oysa Türkiye’nin hem bireyler, hem de şirketler düzeyinde, gerek finans sektörüne, gerekse de kamuya karşı yükümlülüklerinde çare öteleme değil. Her ötelemenin daha büyük bir batağa ve şüpheli alacağı doğru bizi sürüklediği bir fotoğrafın içerisindeyiz.

Bu alacakların, gecikmelerden kaynaklanan aşırı faiz gibi yüklerinden kurtarılarak yapılandırılması ve uzun vadeye yayılması, hatta bir bölümünün de silinmesi, özetle ödenebilir kılınması gerekiyor. Olmaz demeyin. Bakın İngiltere açıkladığı pakette 9 milyar sterline mal olacak, işe her dönene bin sterlin, yaklaşık bin 250 dolar bonus veriyor ve bu bütçeden karşılanacak.

Sürecin en başından beri ekonomi yönetimi hiçbir fedakarlıkta bulunmadı. Sadece kredi vaat etti ve zaten borca batmış bireylere, firmalara, daha büyüyecek bir borçlanmayı hizmet diye anlattı. Fakat ne alacağından vazgeçti, ne hibe niteliğinde yardım yaptı; ne de dolaylı vergilerinden ödün verdi.

Buna rağmen, ortadaki bütçe açığı da akıl alır gibi değil. Şimdi BDDK üzerinden teklif edilen de kredi kartı borcunu, diğer kredi kartıyla ödeme olanağı sağlamaya çalışmaktan başka bir anlama gelmiyor. Onun da sonu hüsrandır.

Tüm bu borcu ödenebilir kılmalıyız. Yoksa bugünden söylüyorum, filmin sonunda bütün borç kamuya kalır. Bunu da dünya iktisat tarihi, görece büyüklük esas alındığında, tarihin en büyük borç kamulaştırması diye yazar. Benden söylemesi...

 

Bu yazı Reel Piyasalar'dan alınmıştır