Nazar Büyüm
Ara 14 2017

Birkaç karede: O manzara, bu manzara

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da olağanüstü toplantıya çağırdığı İslam Ülkeleri Konferansı’nın kapanışında dün, 13 Aralık’ta, duygulu, duyarlı, haklı, ateşli sözlerle İsrail’i takbih etti.

İsrail halkını tenzih etmeden söyleyelim, çünkü böyle bir yönetimi onyıllardır başlarında tutuyorlar, haklıydı, İsrail bir terör devletidir, İsrail bir istilacıdır, dedi, harita gösterdi.

Haritada 1939’da Filistin’in durumu, bir de bugünkü durum gösteriliyordu; roller değişmiş, 1939’daki Musevilerin yerini bugün Filistinliler almıştı.

Fotoğraflar da gösterdi: İşgalci, istilacı İsrail güçlerinin Filistinlilere karşı zorbalığı, acımasızlığı, insanlık dışı davranışları.

 

Bir bakalım, işgalci, istilacı İsrail Devleti Filistin halkına nasıl davranıyor:

Sabra ve Şatilla Katliamı
Sabra ve Şatilla Katliamı: İsrail yanlısı aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milisler, Batı Beyrut'ta Sabra ve Şatilla adındaki Filistin mülteci kamplarını basarak çocuklar dahil yüzlerce (750 ile 3500 arasında) kişiyi katletti.
İsrail güçleri taş attıkları iddiasıyla çocukları gözaltına alırken...
İsrail güçleri taş attıkları iddiasıyla çocukları gözaltına alırken...
İsrail güçleri taş attıkları iddiasıyla çocukları gözaltına alırken...
İsrail güçleri taş attıkları iddiasıyla çocukları gözaltına alırken...
Gazze...
Gazze... Duvardaki grafiti, dünyaca ünlü grafiti sanatçısı Banksy’e ait.
Filistin
Filistin
İsrail'in 51 gün süren Gazze saldırıları sırasında en fazla sivil ölümün gerçekleştiği bölgelerden Şucaiyye Mahallesi...
İsrail'in 51 gün süren Gazze saldırıları sırasında en fazla sivil ölümün gerçekleştiği bölgelerden Şucaiyye Mahallesi. (2014)
İsrail'in 51 gün süren Gazze saldırıları sırasında en fazla sivil ölümün gerçekleştiği bölgelerden Şucaiyye Mahallesi. (2014)
İsrail'in 51 gün süren Gazze saldırıları sırasında en fazla sivil ölümün gerçekleştiği bölgelerden Şucaiyye Mahallesi. (2014)
Filistin
Filistin

 

 

Ve bakalım, işgalci, istilacı olmayan devletimiz kendi halkına nasıl davranıyor:

 

Diyarbakır Sur
Diyarbakır Sur: 3 Ayda yaşanan yıkım. (Üstteki fotoğraf yıkımdan 3 ay önceki hali)
Cizre
Yıkılan Kürt kentleri: Cizre...
Yıkılan Kürt kentleri: Cizre
Yıkılan Kürt kentleri: Cizre
Yıkılan Kürt kentleri: Diyarbakır - Sur
Yıkılan Kürt kentleri: Diyarbakır - Sur
TSK'ya ait savaş uçakları, Roboski'de 34 sivili bombalayarak katletti.
TSK'ya ait savaş uçakları, Roboski'de 34 sivili bombalayarak katletti.
Şırnak'ta 3 Ekim 2015'te yaralı halde öldürülen ve ardından bedeni akrep tipi zırhlı aracın arkasına bağlanarak sürüklenen Hacı Lokman Birlik...
Şırnak'ta 3 Ekim 2015'te yaralı halde öldürülen ve ardından bedeni akrep tipi zırhlı aracın arkasına bağlanarak sürüklenen Hacı Lokman Birlik...

Denilebilir –ve denecek- ki, Güneydoğu’da biz teröristlerle savaşıyoruz.

Denilebilir –ve denecek- ki, bu bölücü teröre karşı bir bölünmeme savaşıdır.

Ne var ki, İsrail de Hamas’ı terör örgütü sayıyor.

İsrail İndifada’yı ayaklanma, başkaldırı sayıyor.

Ama biz “Beyrut Kasabı”nı hatırlıyoruz.

Sabra ve Şatilla’yı unutmuyoruz…

İsrail devletinin ölçüsüz zulmü, yeni örnekleriyle, karşımızda duruyor.

İsrail’in yaptıkları nasıl hiçbir akla, izana, vicdana sığmazsa; İsrail’in yaptıkları Filistinlilerin haklı –ve uluslararası her platformda kabul edilmiş- taleplerini ortadan kaldırmaz, tam tersine, İstanbul’daki 13 Aralık Konferansı’nın da ortaya koyduğu gibi, Filistin direnişini güçlendirir, ona daha da yaygın bir meşruiyet kazandırırsa, Türkiye Devleti’nin tutumu da amaca uygun sonuç vermez, yüreklerdeki acıyı artırır, bölünme arzusu yoksa bile uyandırır, teşvik eder.

Kendi savaş uçaklarınızla kendi halkınızı, küçüğü büyüğü genci yaşlısıyla bombalayıp yok ederseniz…

Bir annenin cansız bedenini günlerce sokak ortasında bırakırsanız…

Kendi kasabalarınızı, mahallelerinizi haftalarca sokağa çıkma yasağıyla yaşanmaz hale getirirseniz…

Kim olursa olsun, öldürülen bir insanı zırhlı aracınıza başlayıp yerlerde sürüklerseniz…

Sur’u, Cizre’yi, Nusaybin’i taş taş üstünde bırakmamacasına yer ile yeksan ederseniz…

Siyasetçileri, gazetecileri, yazarları hapislere tıkar, barış ve diyalog yollarını tıkarsanız…

Bunlar, tüm bu tutum ve davranışlar, yalnız muhatap alıp sorumlu tuttuğunuz yöre halkında değil, tüm ülkede ve bütün dünyada nasıl algılanır, nasıl karşılanır?

İsrail’e karşı –bir kez daha söyleyelim- son derece haklı infial, kendi ülkemizde olup bitenler karşısında ne ölçüde itibar görür?

Ve, nihayet, bir ve beraber olma, bölünmeme, ortak vatanda ortaklaşa bir yaşam kurma hedefine tüm bunlar nasıl, ne ölçüde hizmet eder?

Yalnız ülkemizden değil, dünyanın dört bir köşesinden yükselen uyarılar yerinde, sorulan sorular meşru değil midir?

Devlet tutumunu bir daha, yeniden gözden geçirmenin zamanı gelmedi mi?