Eyl 20 2018

Erdoğan Doğu Kudüs’ün her yerinde

Bloomberg’te yayımlanan By Jonathan Ferziger ve Fadwa Hodali imzalı yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Doğu Kudüs’teki rolü irdeleniyor. Yazıda, “Filistin davasını savunan az sayıdaki Müslüman liderlerden birisi olarak görülen Erdoğan'ın Kudüs'e odaklanması, Türkiye'yi siyasi İslam'ın en önde gelen savunucusu yapma ve sorunlu bölgedeki tarihi nüfuzunu yeniden canlandırma hedefinin bir parçası” ifadeleri yer alıyor.

Yazı şöyle:

“Kubbet’üs Sahra’nın altın kubbesinden tarihi pazarının tezgahlarına kadar, Erdoğan Doğu Kudüs’ün her yerinde.

Müslümanlar cuma namazlarında onun fotoğrafını taşıyor, lokantalar duvarlarına Türk bayrağı asıyor ve on binlerce vatandaş “Yahudileşmesini” önlemek için İsrail kontrolündeki kutsal şehre gönderiliyor. Arnavut kaldırımlı pazarda bulunan Han al-Zeit sokağındaki Arap tüccarlar, Erdoğan hükümeti tarafından onarılan yapıların taş işçiliğine işaret ediyor ve fakirlere yardım ettikleri için Türkiye'yi övüyorlar.

Filistin davasını savunan az sayıdaki Müslüman liderlerden birisi olarak görülen Erdoğan'ın Kudüs'e odaklanması, Türkiye'yi siyasi İslam'ın en önde gelen savunucusu yapma ve sorunlu bölgedeki tarihi nüfuzunu yeniden canlandırma hedefinin bir parçası. Gittikçe büyüyen etkisi, bu tartışmalı şehirde direkt menfaati olan üç hükümeti rahatsız ediyor: İsrail, Filistin Yönetimi ve Ürdün. Aynı zamanda, petrol zenginliği ve İslam'ın doğduğu yerde kurulmasından dolayı Doğu Kudüs'ün hamisi olan S. Arabistan’a da bir tehdit.

Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudilere göre kutsal olan Kudüs, İsrail-Filistin çatışmasının kalbinde bulunuyor. İsrailliler şehrin bir Yahudi devletinin bölünmemiş başkenti olduğunu savunuyor, ancak Filistinliler ise çoğunlukla Arap olan ve kutsal mekanların bulunduğu Doğu Kudüs’ün gelecekteki devletin başkenti olmasını istiyor. Çoğu ülke, İsrail'in Kudüs üzerindeki egemenliğini tanımıyor, ancak barış görüşmelerinin durması ve Filistinlilerin bölünmesiyle, rakip hükümetler nüfuzlarını savunmaya başladı.

Kudüs Halkla İlişkiler Araştırma Merkezi'nden İsrailli analist Pinhas Inbari “Suudilerin Mekke'si var ve Erdoğan Kudüs'ü istiyor” diyor ve ekliyor:

“İsrail’in, Türkiye'nin Mescid-i Aksa konusunda yetki kullanmaya ve statükoyu bozmaya çalışmadığından emin olmasında ciddi bir güvenlik çıkarı var.”

İsrail'in ateşli bir eleştirmeni olan Erdoğan, sadece bunu yapmaya çalışıyor. Washington Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığında, Filistinlilerin itirazları üzerine, bu mesuliyeti onların adına üstlenen ve Trump yönetimini “kan dökülmesinin ortağı” olarak nitelendiren Erdoğan’dı. Arap tepkisi daha ölçülüydü. Pek çok Arap lideri, Trump’ın bölgesel rakipleri İran’a yönelik tavizsiz politikalarına değer veriyor ve sadece 4 ay önce Filistin davasına üst düzey bağlılığı pekiştiren bir Arap Birliği Zirvesi düzenlemişlerdi.

Erdoğan, Kudüs’ün siluetine hakim olan Kubbet’üs Sahra’nın göz alıcı kubbesindeki hilali restore ettirecek kadar ileri gitti.

Erdoğan geçen ay yaptığı bir konuşmada “Mekke ve Medine'yi koruyun. Bu kutsal toprakları onurunuz olarak koruyun. Kudüs'ü koruyun” dedi.

Pazarda ucuz elektronik ürünleri satan bir dükkanın sahibi olan Salahadin Nasradin “Erdoğan, Filistin'i seven güçlü bir adam” diyor ve ekliyor:

“Bir gün tüm İslam ülkelerine liderlik etmesi için dua ediyoruz.”

Mahmud Abbas'ın yönettiği Filistin Yönetimi, Erdoğan için Doğu Kudüs sokaklarında hissedilen heyecanı paylaşmıyor.

Filistin Yönetimi, Ankara’nın Doğu Kudüs’e yaptığı yatırımları memnuniyetle karşılarken, Türkiye ayrıca Abbas’ın rakibi olan ve Gazze’yi yöneten Hamas ile onun bağlı olduğu Mısır’daki Müslüman Kardeşler’i de destekliyor.

Ramallah'taki Filistin Politika ve Anket Araştırması Merkezi analistlerinden Jehad Harb, “Erdoğan, göreve başladığından beri, bölgede stratejik bir aktör ve Suudi Arabistan gibi Sünni ülkelerin rakibi olarak Türkiye'nin rolünü onarmaya çalışıyor” diyor ve ekliyor:

"Filistin Yönetimi, Türkiye'nin sunduğu mali desteği istiyor, ancak Türkiye'nin Hamas'la olan bağlantılarından dolayı çok temkinli.”

Bir zamanlar Ankara ile olan sıcak ilişkileri Erdoğan döneminde bozulan İsrail, Türkiye'nin artan Kudüs ilgisini şüpheyle izliyor ve İsrail’in kamu diplomasisi bakanı yardımcısı Michael Oren “radikal İslamcı gruplara desteğini hızlandırdığı görülürse, Ankara’nın faaliyetlerini kısıtlayabileceklerini” söylüyor.

TİKA, 2015 yıllık raporunda 81’i Kudüs’te olmak üzere Filistin topraklarında yaklaşık 30 milyon dolar değerinde olan 500’ü aşkın projeye imza attığını belirtti.

Erdoğan’ın oradaki varlığı, sekizinci yüzyıldan kalma Mescid-i Aksa yerleşkesi üzerindeki tarihi vesayetini tehdit edebileceği için Ürdün’de endişe uyandırdı. İsrail, 1967 savaşında Doğu Kudüs’ü Ürdün'den aldıktan sonra, İsrail güçlerinin güvenlik kontrolünü sürdürmesi şartıyla Vakıf olarak bilinen Ürdünlü dini yönetiminin yerleşkeyi yönetmeyi sürdürmesine izin verdi.

Mescid-i Aksa camii müdürü Şeyh Ömer el-Kisvanii “Herhangi bir rekabeti kabul etmeyeceğiz” diyor.

Türkiye'nin faaliyetleri, 2000 yılından bu yana, 285 milyon doları Kudüs için olmak üzere Filistin programına 6 milyar dolardan fazla para akıtan S.Arabistan için de bir tehdit oluşturuyor.

İslam'ın Mekke ve Medine'deki en kutsal camilerinin resmen “koruyucusu” olan Suudi Kralı da, Kudüs'ün İslami mirasını korumaya odaklanarak, Nisan ayında Filistinlilere 150 milyon dolarlık bağışta bulundu.

Türkiye tarafından sahip çıkılan Han al-Zeit sokağı gibi S.Arabistan da, Şam Kapısı'ndan Yahudilerin dua etmesine izin verilen en kutsal bölge olan Batı Duvarı'na giden Al-Wad sokağı boyunca dükkanlar kurdu.

Bitişikteki oyuncak dükkanının sahibi olan 60 yaşındaki Ziad Ghnem “Birkaç ay öncesine kadar, sokaktaki bir bina Suudi Arabistan'ın orayı finanse ettiğini anlatan bir taş plak taşıyordu” diyor ve ekliyor:

“Onu kaldırdılar, çünkü insanlar biraz para alma umuduyla dışarıda sıraya giriyordu.”

İsrail’in Türkiye’deki eski elçisi Alon Liel, “İsrail’in Türk ve Suudi faaliyetlerini kabulünün diplomatik gelişmelerle uyumlu olarak gidip geldiğini” söylüyor.  Erdoğan, İsrail'in Gazze ablukasını tehdit eden bir Türk gemisine yönelik 2010’daki ölümcül baskını konusundaki ayrılıkların giderilmesinden sonra nispeten hareket özgürlüğü elde etti. Ancak, yumuşama Aralık ayında sona erdi.

Liel “Buna karşılık, S. Arabistan'ın Kudüs'e müdahil olmasının, Trump yönetimi ve diğer aracılar vasıtasıyla sağlanan gizli ticari bağlar ve iletişim olarak teşvik edildiğini” belirtiyor.

Trump’ın Ortadoğu barış ekibi Suudilerle yakından görüşürken, Erdoğan Trump’ın en sert eleştirmenleri arasında yer alıyor. Liel “Suudiler artık dostumuz. Muhtemelen bizim inayetimize sahipler” diyerek sözlerini bitiriyor.