Kudüs Müslümanların kırmızı çizgisi mi?

 

ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdı. Hem İslam ülkeleri hem de uluslararası toplumdan bu karara tepkiler yükseldi.

Kudüs'ün yaşayan tek tanrılı dinlerin hemen hepsinin kutsal mekanı olması nedeniyle İsrail'in bu adımı 'provokasyan,' Trump'ın tanıma kararı ise 'sorumsuzluk' olarak değerlendirildi.

Ancak Avlaremoz için konuyla ilgili bir yazı kaleme alan tarihçi Ayşe Hür'e göre, Trump'ın Ortadoğu'da gerilimi tetikleyecek adımlar atması eleştirilmesi gereken bir nokta ancak aynı ölçüde Kudüs'ün Müslüman dünyası için kutsal bir mekan olduğu tezi de eleştirilmeye muhtaç.

Hür öncelikle Kudüs'ün kısa bir tarihini aktarıyor. Buna göre, Kudüs M.Ö. 300-1200 tarihleri arasında Yahudilerin atası olan Sami kavminden Kenaniler tarafından kuruldu ve adını dönemin en yüce tanrısı Salem'den aldı.

Yahudilerce önemli addedilen tüm dini olaylar burada Kudüs'te gerçekleşti. Yahudilerin en mutlu dönemini Süleyman döneminde yaşadığına işaret eden Hür, Yahudi tarihinde dönüm noktasının, Süleyman’ın Tapınağı’nın MS 70 yılında Roma İmparatoru Vespesianus’un oğlu Titus’un askerleri tarafından yerle bir edilmesinin oluşturduğu görüşünde.

Yahudiler'in Kudüs'ünün ardından Hür, Hıristiyanlar için kutsal öneme sahip Kudüs'ü aktarıyor. Bu anlatıya göreyse, Nasıralı İsa, yıkılan tapınağın etrafında Hıristiyanlık dinini yaydı ve bu mekanı kutsal ilan etti. Kent Hıristiyanlaştı. Bu arada İncil'de, Tevrat'takinden daha az sayıda Kudüs kelimesi geçiyor.

Kudüs'ün İslam dünyası için anlamına geçtiği bölümde, Hür şu ifadeleri kullanıyor, "Pek çok kişinin “Müslümanların uğruna canlarını vermeye hazır olduklarını” ilan ettikleri Kudüs şehri için Arapçada kullanılan hiç bir kelime, Kuran’da bir kere bile geçmez. Tefsircilere göre, adı geçmez ama pek çok ayette ondan bahsedilir!

İslam kaynaklarına göre Mescid-i Aksa kutsaldır çünkü inanışa göre Muhammed, Hicret’ten bir yıl ya da 16 ay önceki Ramazan ayının 27. gecesinde önce Burak adlı hayvana bindirilerek Mescid-Haram’dan (Mekke’de Kabe’nin de bulunduğu alandan) alınmış ve Mescid-i Aksa’ya götürülmüştür.

Burada namaz kıldıktan sonra göğe yükselmiş, Allah’la aracısız görüşmüştür. Miraç denilen bu olay İsra Suresi’nde şöyle anlatılır: “Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir.”

Hür, Kur'anda Kudüs adının geçmemesine dikkat çekiyor. 

Kudüs'ün 638 yılında İslam hakimiyetine girdiğine değinen Hür'e göre, Peygamber Muhammed döneminde Mescid-i Aksa olarak anılan bir mescit ya da cami yok. İddia edilen mescit ise 1938'den sonra inşa edildi.