Ara 11 2017

'Kudüs'te atı alan Üsküdar'ı geçti'

İki gün sonra (13 Aralık 2017), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT, eski İslam Konferansı Teşkilatı), dönem başkanı Türkiye’nin davetiyle, özellikle ABD’nin aldığı Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı konusunu görüşmek üzere toplanacak.

ABD’nin kararını “yok hükmünde ve provokasyon” olarak nitelendirilen Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki karşılıklı sert ifadeler tansiyonu iyice yükseltmiş durumda.

En son dün Fransa’da konuşan Netanyahu, “Kendi ülkesinde Kürt köylerini bombalayan, gazetecileri hapse atan, İran'ın uluslararası yaptırımları delmesine yardım eden ve Gazze dahil teröristlerin masum insanları öldürmesine yardım eden bir liderden ahlâk dersi alacak değilim” açıklamasıyla gündem oldu.

Türkiye, tepkileri, İslam İşbirliği Teşkilatı eliyle, sonuç alıcı bir politikaya çevirmek niyetinde.

Gül’e yakın isimlerden Fehmi Koru, Buradan pozitif bir sonuç çıkması ihtimalini “hayli zor” görenlerden. “Hatta ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ mesabesinde zor” diyor Koru.

Irak’ın, Suriye’nin, Libya ve Yemen’in birer ‘çökmüş devlet’ hâline gelmesine dikkat çeken Koru, “Trump ve kararı, ancak şimdiki global zeminde söz konusu olabilirdi” görüşünü dile getiriyor.

Orta Doğu’da kurdukları diktatörlükle tarihe geçen ve birisi idam diğeri de linç edilerek hayatları sonlanan Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi’yi hatırlatıyor Koru:

“Varlıklarını, biraz da Filistin davasına sahip çıkarak sürdürebiliyorlardı. Onların yerini alanların öyle bir dertleri yok; dertler sıralamasında ‘Filistin sorunu’, isteseler bile, ülkelerinin ‘âcil sorunları’ arasında yer almıyor, alamaz.”

Mısır’ın terörist ilan ettiği, Trump’ın da “terör örgütü listesi”ne almayı planlandığı Müslüman Kardeşler’in varlığının bölgede etkili olduğunu söyleyen Koru, Körfez ülkeleri rejimlerinin de İsrail’i sevdikleri için değil, Müslüman Kardeşler’den daha fazla nefret ettikleri için Filistin davasına şimdilerde sağır ve kör davrandıklarını savunuyor ve ekliyor:

"Endişem, Trump’ın Kudüs konusunda attığı adımın İslâm Dünyası’nda sebep olacağı dalgalanmaların ülkemizi daha da yalnızlığa itebilecek bir potansiyel taşıması yüzünden… Batı ile (ABD ve Avrupa ülkeleri ile) yaşanılan sorunlara ek olarak İslâm Dünyası’nın belli başlı ülkeleri ile de yol ayrımına gelebilir Türkiye."

Türkiye’nin, İİT toplantısında istediği türden bir kararı aldıramama ihtimali kapıda duruyor. Orta Doğu uzmanı bazı muhabirlere göre, buradan Türkiye’nin istediği yönde ortak bir kararın çıkması çok düşük ihtimal.

Koru da bunu hatırlatıyor:

"Örnek ülke’ olma iddiasındaki Türkiye, iki gün sonra yapılacak İslam Zirvesi’nde yaşanacaklardan sonra, ‘örnek alınamayacak ülke’ statüsüne dönüşebilir endişesi taşıyorum. Ve, Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapma yolunda attığı büyükelçiliği taşıma adımının bir sebebini de, Filistin sorununu çıkmaza sokması yanında, Türkiye’yi biraz daha yalnızlaştırma hamlesinin yeni bir girişimi olarak görüyorum."

Türkiye’nin Yeni bir Filistin sorununu çözme planını devreye sokması gerektiğini söylüyor Koru ve şu teklii öneriyor:

“Büyükelçiliklerin hepsi ABD ile birlikte Kudüs’e taşınabilir, ama iki devletli çözümün ortak başkenti olarak ilân edilecek Kudüs’e…

O zamana kadar ABD’nin de tek taraflı kararını hayata geçirmeyi ertelemesi istenebilir…

Bunu sağlamak için de, Hamas –ve gerekirse hatta Müslüman Kardeşler– liderleri ile onları ‘tehdit’ gören rejimlerin yönetimleri arasında arabuluculuğu Türkiye üstlenebilir…”