Ara 06 2017

'Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etme' tartışmalarının kısa tarihi

Arapça El Kuds, İbranice Yeruşalayim olarak Kudüs, bugün tarihi ama bir o kadar da tartışma yaratan bir güne şahitlik etmeye hazırlanıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıyacak. Açıklama Beyaz Saray’dan geldi.

ABD’nin aldığı bu karar, başta Türkiye olmak üzere birçok ülkenin tepkisine neden oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kudüs için “Kırmızı çizgimiz” derken. “İsrail ile diplomatik ilişkilerin kopma noktasına kadar gidebileceğini” söyledi.

Erdoğan’ın çıkışı, "Bu duruş, Türkiye yönetiminin ve asil Türk milletinin Filistin davasına desteğini temsil eden seçkin bir duruştur" diyen Hamas’ın takdirini kazansa da, İsrail, “Türkiye'nin Cumhurbaşkanından emir almayız” diyor.

Amerika Bülteni’nde yer alan derlemeye göre, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kanunu yeni değil ve 31 Mayıs 1999’dan beri her yıl iki kez ABD başkanlarının önüne imza için yeniden geliyor. Ve bugüne kadar 34 kez sessizce yeniden ertelendi.

Önceki başkanlar Bush ve Obama gibi seçim kampanyasında söz veren ve Aralık 2016’dan bu yana ABD’nin büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma niyetinde olan Trump, bugün bunu resmiyete dökecek.

Üç semavi dinin de Kudüs'te kutsal mekânlarına ev sahipliği yapan Kudüs, Orta Doğu'da sorunların merkezinde yer alıyor. Kentin doğusunu 1967'de işgal eden ve 1980 yılında tamamını başkenti ilan eden İsrail’in bu ilanını, bugüne kadar tanıyan hiçbir devlet olmadı.

Trump'ın bugün atacağı adım tarihi nitelikte.

Türk Dışişleri Bakanlığı eski müsteşarlarından emekli büyükelçi Faruk Loğoğlu'na göre, karar Orta Doğu'da zaten var olan krizi derinleştirme riski taşıyor. Bir başka emekli büyükelçi Tugay Uluçevik de benzer bir gerilimi olası görenlerden.

Peki ABD’nin İsrail Büyükelçiliğinin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınması neden bu kadar önemli?

İsrail’e göre konu net: Kudüs İsrail’in 3000 yıllık bölünemez başkenti. Ancak Filistinliler ve uluslararası toplum bu konuda İsrail ile aynı düşünceye sahip değil. Birleşmiş Milletler, 1948 yılında Kudüs’ü ‘corpus separatum (ayrı beden)’ ilan etti ve doğrudan Birleşmiş Milletler’e bağlı kabul etti. Ancak aynı günlerde İsrail’in bağımsızlığını ilan etmesiyle BM’nin Kudüs planı yaşama geçemedi. 1949 ateşkes anlaşmasıyla Doğu Kudüs’ün yönetimi Ürdün’de ve Batı Kudüs’ün yönetimi İsrail’de kaldı. İsrail, 1967’deki ‘Altı Gün’ savaşı ile Doğu Kudüs’ü de ele geçirdi. İsrail başlangıçta bunun bir işgal değil, belediye bütünleştirmesi olarak savundu. Ancak 1980 Temmuz ayında İsrail Parlamentosu, Kudüs’ü İsrail’in binlerce yıllık bölünmez başkenti olarak ilan etti.

Bundan birkaç hafta sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de 20 Ağustos 1980 günü 478 sayılı ünlü kararını kabul etti. İsrail’in Doğu Kudüs işgali ve Kudüs’ü başkent ilan kanunu kınandı. Kudüs’te temsilciliği bulunan ülkelerden ”temsilciliklerini ‘kutsal şehir’den Tel Aviv’e taşıması’ istendi. Karar, Güvenlik Konseyi’nde oylamaya katılan 14 üye ülkenin oybirliği ile kabul edilirken, ABD oylamaya katılmadı ancak kararı veto da etmedi.

Kudüs’te sadece 13 ülkenin (Kosta Rika, Bolivya, Şili, Kolombiya, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Guatemala, Haiti, Hollanda, Panama, Uruguay ve Venezuela) elçiliği vardı. BM Güvenlik Konseyinin İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgalini kınayan kararı(UNSCR 478) kabul etmesinin ardından bu ülkeler de elçiliklerini Tel Aviv’e taşımaya başladı. 2006 yılında El Salvador ve Kosta Rika’nın da elçiliklerini Kudüs’ten Tel Aviv’e geri taşımasıyla Kudüs’te hiçbir büyükelçilik binası kalmadı.

‘Kral Davut’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi’nin 3000’nci yılı kabul edilen 1995 yılında Amerikan Kongresi, Kudüs’ün, İsrail’in başkenti olarak kabul edilmesini ve Tel Aviv’deki Amerikan büyükelçiliğinin 31 Mayıs 1999’dan geç olmamak üzere Kudüs’e taşınmasını içeren bir yasayı büyük oy çokluğuyla kabul etti (yasanın İngilizce tam metni aşağıda).

ABD Anayasasına göre, bir bölge üzerinde yabancı bir gücün egemenliğini tanıma konusunda ABD başkanı yetkili. Gerek Bill Clinton ve halefi George W. Bush ve gerekse de mevcut başkan Barack Obama, başkanların bu konuda yetkili olduğu, Kongre’nin bu konuda sadece tavsiye kararı alabileceği gerekçesiyle bu yasaya itiraz edegeldiler.

Bu üç başkanın 1995 tarihli yasayı uygulamama konusundaki gerekçeleri ise yasanın yedinci maddesinde, başkanlara, ”yasanın uygulanmasının ABD’nin çıkarları ve güvenliği konusunda risk oluşturduğuna kanaat getirirse 6 aylığına askıya alabilir’ yetkisi vermesi. Başkanlar bu maddeden yararlanarak altı ayda bir önlerine gelen yasanın uygulanmasını ‘ihtilaf çözülünceye’ kadar altı ay daha erteliyorlar.

Yani ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kanunu yeni değil ve 31 Mayıs 1999’dan beri her yıl iki kez ABD başkanlarının önüne imza için yeniden geliyor. Ve bugüne kadar 34 kez sessizce yeniden ertelendi.

Kudüs’ün başkent statüsünü kendisi açısından hayati ve tarihsel önemde gören İsrail, ABD, elçiliğini Kudüs’e taşımadıkça başka hiçbir ülkenin taşımayacağını gördüğünden ABD’de bu konuda yıllardır büyük lobi çalışması yapıyor. Amerikalı politikacılar ise, bugüne kadar sürekli olarak seçim dönemlerinde elçiliği Kudüs’e taşıma sözü verdiler.

George W. Bush ve Barack Obama, seçilmelerinden önce Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan yasayı imzalayacakları vaadinde bulundular ancak ikisi de başkanlığa başladıktan sonra bu vaatlerini rafa kaldırdılar. Donald Trump da seçim kampanyası boyunca aynı sözü verdi. Trump’ın diplomatik statükoları çok da önemsemeyen tavırları, İsrail’de kısmen daha umutlu bir beklentiye yol açmıştı.

Nitekim Donald Trump’ın, ABD’nin İsrail Büyükelçisi olarak atadığı David Friedman’ın,  ‘İsrail’in ebedi başkenti Kudüs’teki görevime başlamayı dört gözle bekliyorum’ şeklindeki açıklamasını da ABD’nin bu kez elçiliği Tel Aviv’de tutma politikasından vazgeçebileceğinin işareti olarak değerlendirenler vardı.

ABD Büyükelçiliği 1948 yılında beri Tel Aviv’de görev yapıyor. Halen ABD’nin Kudüs’te üç diplomatik temsilciliği görev yapıyor. Batı Kudüs’te ve Doğu Kudüs’te birer konsolosluk ile Doğu ve Batı Kudüs’ün ortasında kalan ve kimseye ait kabul edilmeyen Arnona’da 2010 yılında açılan bir ofis.

2011 yılında başkanların 1995 tarihli yasayı askıya alma yetkisini sona erdiren yeni bir yasa tasarısı Kongre’ye sunuldu ancak Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’ndan bile geçemedi.