Ara 09 2017

‘‘Muhafazakârlar’ Kudüs ile ruhlarını temizliyor’

 

ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasından sonra tüm dünyada gösterilen tepkilerden Türkiye de nasibini aldı. Dün -- Filistinlilerin ‘Öfke Cuması’ olarak adlandırdıkları gün -- cami avlularında, meydanlarda, hatta ABD Başkonsolosluğu önünde toplanan kalabalıklar ellerinde Filistin ve Türkiye bayraklarıyla ABD’nin bu kararını protesto etti. Böyle bir haksızlığa sessiz kalmayan kalabalıklar neden kendi ülkelerindeki haksızlık ve yolsuzluklara destek veriyor?

‘’Yolsuzluklar, rüşvetler ve Kudüs’ün kudsiyeti’’ başlıklı yazısında Artı Gerçek köşe yazarı Eser Karakaş, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınmasının ardından sokağa dökülen ‘sözde muhafazakarlar’a bir çift lafı var.

Karakaş, yolsuzların ve rüşvetçilerin bu denli arkasında duran kalabalıkların kendi ruhlarını temizlemek için sokaklara döküldüklerini savunuyor.

Karakaş, yolsuzluk ve rüşvet skandallarının 17-25 Aralık’ta AKP ile başlamadığını ancak AKP döneminde ivmesinin çok artmış olması olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca sosyal medya üzerinden bilgi paylaşımının yapıldığı bir dönemde yaşadığımız için olanlar daha görünür kılındı.

Kamu ihalesi ve kupon arazi yolsuzlukları ve bu konulara mündemiç rüşvet süreçleri merkezi devlette ve yerel devlette paradoksal bir şeklide sözde muhafazakarların güçlenmesi ile daha da arttı.  Karakaş’a göre bu aslında çok da paradoks olmayabilir çünkü, ‘’ülkemizde dindarlık, muhafazakarlık meselesinin payandasının ahlak, iyi amel değil, dini ritüellere uymak, yerine getirmek olduğunu ortaya koyuyor zaten.’’

Problem şu ki, Türkiye’nin ‘sözde muhafazakarları da yolsuzluk yaptıkları, rüşvet aldıkları söylenen, hatta artık bilinen kişilerin arkalarında durmaya devam ediyor; bunda hiçbir problem görmüyorlar.

‘’TBMM’de dört bakanın Yüce Divana gönderilmesi konusunda olumsuz oy kullanan muhafazakarların (!) da başı secdeye değiyor hala değil mi?’’ ifadesini kullanan Karakaş, konuyu ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’e ilişkin açıklamasının yansımalarına getiriyor. Karakaş şöyle diyor;

‘’Bizim muhafazakarlar (!) da bu süreçte büyük tepki gösteriyorlar. Bizim muhafazakarların (!) ABD Büyükelçiliğinin Tel-Aviv’den Kudüs’e taşınması konusunda gösterdikleri tepki kanımca siyasi olmaktan öte psikolojik bir tepki, açacağım. Ben insanlardan, bizim muhafazakarlardan bile, ümidimi kesmem.

Yolsuzluk ve rüşvet meselelerinde yolsuzlar ve rüşvetçilerin bu kadar arkasında durabilen bizim sözde muhafazakarlar Kudüs konusunda büyük ve haklı tepkiler vererek kanımca ruhlarını, mümkünse, temizleme derdindeler.

Bizim muhafazakarlar bile yolsuzluklar ve rüşvet konusunda aldıkları bu tavır sonrası muhtemelen geceleri rahat uyuyamıyorlardı.

Kudüs meselesinde gerçek kudsiyeti hatırlamaları bizim sözde muhafazakarların geceleri uyumalarına yardımcı olacak ise, ne mutlu onlara.

Ve, yatsınlar, kalksınlar Trump’a dua etsinler.’’

Karakaş, son olarak Kudüs konusunda ayağa kalkan sözde muhafazakarların kaçının evinde Kudüs tarihi konusunda ciddi bir eseri, sloganlaştırdıkları Selahaddin Eyyubi konusunda bilgisi olduğunu soruyor.

Bu soruların cevabını hepimiz biliyoruz.