Ara 07 2017

“Orta Doğu'da barışı öldürmek için mükemmel zamanlama”

Kudüs, dün tarihi ama bir o kadar da tartışma yaratan bir güne şahitlik etti. ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs'ü resmen "İsrail'in başkenti" olarak tanıyan karara imza attı. ABD’nin büyükelçiliği artık Tel Aviv’den Kudüs’e taşınmış oldu.

Önceki başkanların cesaret edemediğini yaptı Trump. 31 Mayıs 1999’dan beri her yıl iki kez ABD başkanlarının önüne imza için yeniden geliyordu aslında bu tanıma kanunu ve bugüne kadar 34 kez sessizce yeniden ertelenmişti. Trump’ın aldığı karar, başta Türkiye olmak üzere birçok ülkenin tepkisine neden oldu.

Ortaya çıkan tabloda, ABD tek başına kalmış gözüküyor. Kudüs için “Kırmızı çizgimiz” diyen Erdoğan, “İsrail ile diplomatik ilişkilerin kopma noktasına kadar gidebileceğini” söylemişti. Bugün ise “Ey Trump sen yapmak istiyorsun? Şu anda sayın Trump’ın bu açıklamaları mikser görevi görmeye yöneliktir. Karıştırmaya yöneliktir, barıştırmaya değil” diye konuştu.

Orta Doğu uzmanı Fehim Taştekin, BBC Türkçe için kaleme aldığı makalesinde, önceki başkanların yasayı dondurmalarının nedenini “Amerikan çıkarlarının tehlikeye gireceği, Arap-İslam dünyasıyla ilişkilerin bozulacağı ve barış sürecinin sekteye uğrayacağına yönelik kaygılar” olarak yorumluyor.

Trump’ın kendi Dışişleri ve Savunma Bakanlarının da bu karara karşı çıktığın söylüyor Taştekin ve “Bu adımın sıra dışı liderliğin ötesinde 'delilik' ya da 'çılgınlığa' tekabül eden tarafları var” görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:

“İsrail'e Doğu Kudüs dahil 1967'de işgal ettiği topraklardan çekilmesi çağrısı yapan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararlarını hiçe sayan bu adım kuşkusuz BM dahil uluslararası aktörler nezdinde bir dirençle karşılaşacaktır.”

Birleşmiş Milletler, iki devletli çözüm planından yana. Bölgede vatandaşlığı bulunmayan 300 bin Filistinli var ve bu kararla, kaderleri bir belirsizliğe bırakılacak gibi gözüküyor. Bu tür bir umutsuzluk ve çaresizlik ortamında Hamas’ın  “Cehennemin kapılarının açıldı” çıkışını hatırlatıyor  Taştekin, “Filistin lideri Mahmud Abbas'ın dediği gibi 'radikal örgütlere zemin sunulması' ve geniş coğrafyalarda şiddetin kışkırtılması gibi yakıcı ve yıkıcı sonuçları olabilir” diyor.

Son dönemde Trump, başta eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn olmak üzere yakın ekibinin Rus yetkililerle ilişkileri yüzünden başı belada ülke için politikasında zor durumda sayılabilir. Taştekin’e göre, Trump, Kongre'de etkili olan bazı çevrelerin desteğini sağlama almak ve üzerindeki bulutları dağıtmak için bu manevrayı yapmış olabilir:

“Kararın arifesinde Temsilciler Meclisi'nde başkanın azledilmesini öngören tasarı oylandı ve 58'e 364 oyla Trump kurtuldu.”

Bir diğer yandan Trump’ın yönetimde etkili olan damadı Jared Kushner’in rolüne dikkat çekiyor Taştekin. ABD basınında da, alınan bu kararın arkasında damat Kushner’in olduğuna dair bazı yorumlar var. Kushner, özel temsilci Jason Greenblatt aracılığıyla bir süreden beri Orta Doğu'da yeni bir barış girişiminin altyapısını hazırlıyor. Taştekin, bu plana ilişkin şunları söylüyor:

Müzakerelerden önce hedef Kudüs'ün statüsü üzerindeki tartışmayı bitirmek, Arapların daha azına razı olacağı bir çetrefil yaratmak ve böylece koşulları İsrail lehine değiştirerek masayı kurmak olabilir. İsrail ile çok özel bağları olan Kushner ve Greenblatt'ın Trump'ı nasıl yönlendirdiği meçhul. İkisinin de Orta Doğu barışı gibi binbir dengeyi barındıran bir sürece hakim olmadığı biliniyor. Bu ikilinin bir barış masası kurabileceğine dair inanç son derece zayıf. Acaba barış sürecini diriltmek yerine kabul edilemez koşullar karşısında Arapların masadan tamamen uzaklaşacağı, böylece İsrail değil Filistinlilerin suçlanacağı, barışın unutulup fiili durumun kalıcı hale geleceği yeni bir ortam mı hedefleniyor? Kushner ve Greenblatt'ın Orta Doğu'da ne çevirdiklerini ABD Dışişleri bile bilmediğinden bu konuda yorum yapmak güç.

Hamas, bugün "Siyonist düşman karşısında, yeni intifada başlatmak için çalışma çağrısında bulunmalıyız" çağrısı yaptı. Taştekin de yazısında, “Bu öfkeden yeni bir intifada çıkar mı çıkmaz mı, şimdiden kestirmek zor” diyor ve şu notu düşüyor:

“Ama bildiğimiz şey şu: Bu adım İslam ülkelerinin birbirine girdiği, mezhep gerilimlerinin tırmandırıldığı, Filistinli direniş unsurlarının zayıfladığı, Gazze'yi tekeline alan Hamas ile Batı Şeria'ya hükmeden El Fetih arasında gerçekleşen zoraki barışa rağmen Filistin Yönetimi'nin kadük olmaktan kurtulamadığı ve İsrail'in Arap dünyasından müttefikler bulduğu bir süreçte geldi.”

Trump’ın, Arap-İslam aleminin bir araya gelmesi imkânsız halinden cesaret aldığını söyleyen Taştekin, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Trump tepkilerin köpük gibi bir süre sonra sönümleneceğini düşünüyor olabilir. Fakat burası Orta Doğu; asla söylenmemesi gereken şey ‘Yok, bu olmaz’ sözüdür. Burası bütün senaryolara açık bir coğrafya. Epey zamandan beri hakim örgüt ve liderlerden bağımsız olarak kendini gösteren bir dip dalga var. Başsız ve örgütsüz gençler ve çocuklarla köpüren bu dalganın nasıl çarpacağını öngörmek zor.”