Ara 08 2017

Trump ve Amerika’yı protesto Cuma’sı

ABD Başkanı Donald Trump’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdıklarını açıklaması, İstanbul’daki Fatih ve Beyazıt Camii’lerinde Cuma namazı sonrası binlerce vatandaş tarafından protesto edildi.

Protesto gösterisi kılınan Cuma namazının ardından Saraçhane parkı'na yürüyüşle devam etti. İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı öncülüğünde, Huda Par, AKP Gençlik Kolları, Mazlum Der, Kudüs Der, Memur-Sen üyeleri, 15 Temmuz Derneği üyeleri, Anadolu Gençlik Derneği ve çok sayıda sivil toplum kuruluşları üyelerinin de organize ettiği protestonun öncülüğündeki kalabalık Saraçhane parkına yürüdü.

Kudüs

Yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı eylemde bir araya gelen kalabalık, tekbir getirerek, “Kudüs islamındır”, Müslümanlar birleşin”, "Katil İsrail Filistin'den defol", "Cenk, cihat, şahadet", "Katil İsrail, işbirlikçi ABD", "Kudüs bizimdir, bizim kalacak", "İslami direniş engellenemez", “Mehmetçik Aksaya”, "Kudüs'e selam, direnişe devam", şeklinde sloganlar attı.

Kudüs

Eyleme katılan İHH Başkanı Bülent Yıldırım, ABD'nin kararıyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

Trump, dünyayı kana bulamak istiyor. Müslümanlara savaş açtı. Bizler de meydanlara çıkarak bu kararı kabul etmediğimizi göstermek zorundayız. Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmak zorundayız. Bu bir iman meselesidir.

Bütün sivil toplum kuruluşlarını, cemaatleri, cuma namazından sonra bütün şehirlerde protestoya, yürüyüşe davet ediyoruz. Binlerce insanla gencimizle ihtiyarımızla kadınımızla çocuğumuzla İsrail'e, Amerika'ya gereken dersi vereceğimizi, bu işin uzun soluklu bir iş olduğunu, Mescid-i Aksa'yı asla bırakmayacağımızı meydanlara çıkarak göstereceğiz.

Filistin’de gerginlik aralıksız tırmanırken, kamuoyunda Trump’ın yaptığı açıklama ile belli kesimleri tahrik etmek ve belki de sahaya çekmek maksadıyla ve Irak, Suriye ve Lübnan üzerinde bazı projelerin uygulanmaya konulduğu bir zamanda, Kudüs hassasiyetiyle oynamak düşünülmeden yapılmış bir hareket olmadığı ve zamanlama açısından da önemli olduğunu görüşü hakim.

Kudüs

Konu ile ilgili Ahval’e konuşan AK Parti'nin kurucu isimlerinden ve ilk Dışişleri Bakanı emekli diplomat Yaşar Yakış, Trump’ın seçimde Yahudilerden aldığı destekten dolayı onlara verdiği sözü yerine getirdiğini ifade ediyor.

Trump’ın açıklamaları Filistin’de meydana gelecek intifadadan başka devletlerarası herhangi bir gerginliğe sebep olamayacağını savunan Yakış, şu değerlendirmelerde bulundu:

Trump seçim kampanyası sırasında Yahudilerden destek beklediği için onlara söz vermişti. Anlaşılan o ki şimdi o sözü yerine getiriyor. Ortalık da buna müsaittir diye düşündü anladığım kadarıyla.  

Ortadoğu’daki ülkeler tepki veriyor ama fiilen bir şey yapacak bir ülke yoktur. Onun için Trump, ortalık karışmışken zaman elverişlidir diye düşündü ve bu kararı uygulamaya karar verdi.

Tabii buna tepkiler de olacaktır. Mesela önümüzdeki hafta Tayip beyin davetiyesi üzerine İslam Konferansı Teşkilatı İstanbul’da toplantı yapması söz konusu.

O toplantıda üslubun son derece ağır olacağını düşünüyorum. Ama onun ötesinde bir şey olacağını hiçbir ülkenin eyleme geçeceğini zannetmiyorum.

Eylem ancak Filistin’de Gazze’de ya da batı yakasında intifada benzeri bir durum olma ihtimali var. Benim anladığım kadarıyla ABD ile İsrail, “Filistin’de ortaya çıkacak oyları polis ve askerle bastırabiliriz” kanaatindeler.

Büyük ihtimalde Trump ile Netenyahu bu kararı almıştır. Bu meselenin Filistin dışına taşınacağını sanmıyorum.  Bunun dışında bölgedeki ülkelerin İsrail ile ABD çıkarlarına yönelik tepkiler olabilir.

Yoksa ülkelerin birbirine girmeleri yok. Çünkü bu karara karşı çıkacak birkaç devlet vardı. Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır… Şimdi Arabistan, İran tehdidinden dolayı İsrail ile işbirliği yapıyor. Bu yüzden Arabistan’ın sesini fazla yükselteceğini ihtimal vermiyorum.

Eski Washington Büyükelçisi ve CHP Eski Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, bakan Yakış’ın aksine Trump’ın açıklamaları bölgede yeni sorunların çıkmasına sebep olacağını savunarak şunları söylüyor:

Trump’ın aldığı bu karar, siyasi, hukuki, dini, atik ve her açıdan yanlış bir adım. Çünkü siyasi açıdan Kudüs’ün Birleşmiş Milletler tarafından alınan karar teşkil edilmiş, uluslararası toplumun hemen hemen hepsi tarafından benimsenmiş özel bir statüsü var.

Bu anlayışa göre, Kudüs’ün nihai statüsü İsrail ile Filistin devletlerinin anlaşması var olduğunda, Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olacağı kararı var.

Uluslararası anlayış da böyle görüyor. Hukuki açıdan da yanlıştır. Çünkü Kudüs 1967’den beri İsrail’in işgali altındadır. O bakımdan hiç bir ülke işgal altında olan bir toprak hattında böyle bir karar alamaz. Alırsa Hukuka aykırı hareket etmiş olur.

Dini açıdan da doğru bir karar değil, çünkü Kudüs’ün üç semavi dinin beraber benimsendiği manevi bir değeri var. Şimdi sadece bir dinin tekeline bırakmak da yanlıştır. Trump’ın Kudüs ile ilgili aldığı karar Ortadoğu’da yeni olayların ve yeni bir krizlerin çıkmaması için kimsenin şüphesi olmasın.

Ben bu kararın en az 2-3 türde krizin ortaya çıkacağını düşünüyorum. Bunlardan birincisi; İslam ülkelerinde büyük çaplı gösteriler yapılacak. İkincisi; İslam dünyasında radikal eğilimli akımların güçlenmesine yol açacak. Üçüncüsü; Hamas Gazze’de intifada çağrısında bulundu.

Ayrıca barış sürecini de sabote etmiş olacak. Bölge bir ateş çemberi zaten var. Dolaysıyla bu adım mevcut gerginlikleri daha da arttıracaktır.

Trump’ın açıklamalarını değerlendiren emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz de Loğoğlu ile aynı fikirde.

Çeviköz, Filistin sorununun bütün İslam dünyanın meselesi olduğunu ifade ederek, Trump’ın açıklamaları bölgede yeni gerginliklerin çıkmasına sebep olacağını savunuyor:

ABD’nin Kudüs ile ilgili almış olduğu karar çok yanlış bir adım. Bu karar böyle bir dönemde alınması Uluslararası konjonktürün tırmanmasına yol açacak.

Bölgedeki bütün barış çabalarını tehlikeye sokacak bir gelişme. Çünkü uluslararası toplum buna karşı tepkili. ABD’nin içerisinde de bu konuda fikir birliği olduğunu görmüyorum. Orada da bu kararın yersiz olduğuna dair sesler çıkmaya başladı.

Bunun dışında Avrupa Birliği, Avrupa ve bütün dünya ülkeleri bunun Birleşmiş Milletlerin kararlarını ihlali anlamına geldiğini düşünüyor. Bu yüzden Trump’a karşı tepkilerini dile getiriyorlar.

Filistin meselesi tüm İslam alemi için önemli olduğu için bu kararın yansıması çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Umarım büyük bir gerilimle karşılaşmayız.

Gloria Center öğretim üyesi ve Ortadoğu uzmanı İsrail’li gazeteci Jontahan Spyer de, ABD Başkanı Trump’ın Kudüs'ü İsrail’in başkenti olarak açıklamasını önemli bir adım olarak görüyor.Spyer’ın yorumu şöyle:

Trump’ın açıklamaları dünya gündeminde uzun süre kalabilir ama bölgede herhangi bir gerginlik ve çatışmaya sebep olmayacaktır. Trump’ın bu açıklamaları bölgede bazı devletlerin tepkisine yol açması doğaldır.

En büyük tepki İran’dan geldi. İsrail’e karşı düşmanlar da artabilir. Hatta bu kararlar Türkiye ile İsrail ilişkilerinin dondurulmasına yol açabilir.

Yazar Yakup Aslan, Trump’ın kararını şöyle değerlendirdi:

Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak ilan edilmesi tarihi 1980’dir. Birçok ülke bunu resmen kabul etmemiş olsa bile, pratikte zımnen bunu kabul ettiklerini görüyoruz.

Hata son dönemin en popüler eylemi olan ve iktidarın savaşma tehdidiyle savunma altına aldığı Mavi Marmara’da dokuz gencin hayatını kaybetmesinin ardından, geçmişte Gazze kuşatmasının kaldırılması şartına rağmen Türkiye ve İsrail arasında süren kan parası görüşmelerinin devamında imzalanan belgede de toplantının birinin Ankara ve diğerinin Kudüs’te yapılması kararı imza altına alınmıştı.

Bu İsrail başkentinin Kudüs olduğunu resmen kabul etmenin dışında nasıl bir anlam ifade ediyor! Birçok lider gibi Trump da iktidarının uygulamaya koyacağı bazı projeler için, kamuoyunu bu tür gündemlerle yönlendirmektedir.

ABD, fiili durumu resmileştirmeyi düşünüyor.. Veya bazı dengeleri bozmak, Türkiye, İran veya Lübnan’da yerleşik olan Hizbullah gibi güçleri böyle bir kaosun içerisinde eritmeye çalışmak amacını da güdüyor olabilir.

ABD sistemi bir kişinin kabadayılığıyla, racon kesmeleriyle bugünlere gelmiş değildir. Belli kuralları ve oturmuş sistemi olan bir rejimdir. Dolayısıyla böyle bir hamle yapılması sadece beli amaçları içeriyor olabilir.ABD, dünya üzerindeki hakimiyetini bu kurallar manzumesi içerisinde gerçekleştirmiştir. Trump’un kendi bekasını devlet bekası olarak lanse edip, devletin arkasına sığınabilecek bir politika gütmediğini düşünüyorum.

İstanbul Ticaret Üniversitesi’den Dr. Bekir Tank’ın kararla ilgili değerlendirmesi de şöyle:

Dünya kamuoyunun veya Birleşmiş Milletler’in bu karara ciddi bir tepki göstereceklerini sanmıyorum. Dolayısıyla gösterecekleri tepkinin de Trump nezdinde bir kıymeti harbiyesi de olmayacaktır.

Asıl tepkinin Müslümanlardan geleceğini biliyorlar. Fakat şimdilik itibariyle bilmedikleri şey, bu tepkilerin ne düzeyde olacağı ve nereye kadar gideceğidir.

Şunu da görmek gerekir: İsrail ve İsrail’i bütün gayri meşru söylem ve eylemlerinde destekleyen ABD ile onların suç ortakları, bölge halkları tarafından işgalci, sömürgeci ve katliamcı olarak görüldüklerini ve dolayısıyla istenmediklerini biliyorlar.

Bunun içindir ki, kendilerine karşı olanların yekvücut olmalarını ve tek cephede konuşlanmalarını önlemeye büyük özen gösteriyorlar. Bir kriz bitmeden yeni bir kriz başlatmaları; Al Kaide ve İŞİD gibi örgütleri kurdurmaları ve bölgedeki diğer silahlı yapıları desteklemeleri de bundandır.

Bizce Trump’un bu kararı, İsrail’e verdiği sözü tutmasının ötesinde anlamlar içermektedir. Trump’ın başını çektiği bu şer cephesinin bundan sonraki adımlarını özellikle Müslümanların bu karara verecekleri tepkiler belirleyecektir.

Müslümanların verecekleri tepkilerin boyutu ne olursa olsun, İsrail’in Filistinlilere ve ABD öncülüğündeki müttefiklerin de bölgenin genelinde baskılarını arttıracaklarını ve gerekli gördükleri ölçüde şiddete başvuracaklarını söyleyebiliriz.