Onur Mete
May 15 2019

23 Haziran ve yeni parti kulisleri: İşte kurulacak partide yer alacağı konuşulan isimler

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerini iptal etmesiyle birlikte partiler yeni seçim stratejilerini belirledi.

DSP, TKP, EHP gibi partiler seçmenlerine İmamoğlu’na oy vermeleri yönünde tavsiyelerde bulunup geri çekildi.

Ancak Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırım, Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu, Saadet Partisi adayı Necdet Gökçınar gibi isimler tekrar yarışacak. Kulislere göre Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu’nun etkisinde olan 300 bin kadar küskün seçmen ise sandığa gitmeyecek.

Peki, 31 Mart seçimlerinde büyük bir şok yaşayan iktidarın yeni seçim stratejisi nedir? AKP’ye yakın kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre AKP İstanbul’u almak için hem küskünlerini sandığa gitmeye ikna etmeye hem de İmamoğlu’na oy vermiş Karadenizlilerin ve Kürtlerin oylarını almaya çalışacak.

İsmini açıklamak istemeyen AKP’li bir kaynak, hükümetin kamuoyu araştırma şirketleriyle görüşerek İstanbullu seçmenin taleplerini öğrenmeye çalıştığını söylüyor. Binali Yıldırım’ın az bir farkla kaybettiğini bu yüzden AKP’de İstanbul’u geri kazanma ümidinin hala var olduğunu ifade eden kaynağa göre AKP’nin önündeki engellerden biri de iç muhalefet...

Sandığa gitmeyen AKP’li küskünlerin seçimin kaderinde belirleyici bir role sahip olduğunu ifade eden kaynak, “Ancak seçimin tekrar etmesiyle birlikte AK Parti’ye yakın bazı isimler küskünlüklerini hemen belirttiler. Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu sosyal medya hesaplarında YSK’nın kararına eleştiriler yönelttiler.

Onların eleştirisi YSK gibi görünse bile aslında Erdoğan’a karşı bir hamle olarak da okunabilir. Bu itiraz YSK’dan ziyade kendi tabanlarına bir mesajdı. AK Parti’ye içte muhalefet yapan bu iki oluşumun yaklaşık 300 bin civarında seçmeni etkilediği söyleniyor.

Gül ve Davutoğlu, YSK’nın aldığı karara itiraz ederek hitap ettikleri tabana aslında ‘sandığa gitme’ mesajı verdi. Burdan, giderseniz de Binali Yıldırım’a oy vermeyin anlamı da çıkabilir. Fakat şu an AK Parti kulislerinde küskün seçmeni sandığa götürmek birinci öncelik olarak konuşuluyor” diyerek AKP’nin önce kendi iç disiplinini sağlamaya çalıştığını belirtiyor.

İmamoğlu’nun Trabzonlu olmasının Karadenizli seçmen üzerindeki etkisine de değinen kaynağa göre Karadenizlilerin yoğun yaşadığı mahallelerden İmamoğlu’na bu derecede yüksek oyun çıkması AKP’de “küçük bir şok” yaşatmış.

Erdoğan bu seçimde kendisinden kaçan oyları geri almak için mitinglerinde ‘Halay, horon, zeybek’ gibi kültürel kodların kardeşliğine vurgu yapacak. 31 Mart seçimlerine oranla daha “kapsayıcı ve kucaklayıcı bir dil kullanarak” seçmeni ikna etmeye çalışacak. Bunun yanında AKP’nin önde gelen isimleri Karadenizlilerin dernek ve vakıflarına olabildiğince ziyaretler gerçekleştirecek.

Bu noktada İstanbul’daki ilçe belediyelerinin çoğunda etkili olan Karadenizli AKP’li belediye başkanları da Karadenizlilerin yoğun olduğu mahallelerde çalışmalar yaparak Yıldırım’a oy isteyecek.

Binali Yıldırım ise Erzincanlılık ve hemşehrilik vurgusu yaparak İstanbul’da yaşayan Kürt seçmene ılımlı mesajlar gönderecek. AKP’li isimler Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde de CHP’nin geçmişte kullandığı anti-Kürt söylemine dayalı argümanları sahnelerde gösterecek ve CHP’yle teması olan Kürtlerin CHP’den soğuması için propaganda yapacak.

Dersim Katliamı gibi CHP’nin faili olduğu eylemlerle Kürt mahallelerinde konuşmalar yapılacak. HDP’li Kürt seçmenin İstanbul’da CHP’ye yaptığı bu jestin, AKP’ye “bir sürpriz yaşattığını” ve iktidarın bunu hesaplayamadığını söyleyen kaynağın aktardığına göre, bu seçimde AKP, önceki seçimlerde sergilediği milliyetçi ve anti-Kürt söylemle de hareket etmeyecek.

Uygun görülmesi halinde IKBY Başbakanı Neçirvan Barzani’nin ziyaret ihtimalinin de bulunduğunu belirten kaynak, Erdoğan’ın ve AKP’li yetkililerin her şeyin “farkında” olduğunu söylüyor. AKP’lilerin İmamoğlu’nu pür dikkat izlediğini ve bu seçimde İmamoğlu’nun kullandığı biçimde bir üslup kullanacağını da ifade ediyor.

AKP’lilerin bir diğer endişesi ise İmamoğlu’nun başkan olduğu dönemdeki icraatlarının ve belediyedeki eski işleyişinin meydanlarda ifşa edilmesi olarak değerlendiriliyor. Bunun yanında seçim boyunca AKP-MHP’nin kurmayları ve milletvekilleri İstanbul için seferber olacak.

Ankara’daki meclis adeta duracak ve herkes burada “elini taşın altına koyacak” deniliyor. İlçelerdeki AKP’li ve MHP’li belediyeler ise Yıldırım’ın kazanması için sahada elinden gelen tüm gayreti gösterecek.

Seçim stratejisi konuşulan diğer bir parti ise Saadet Partisi. Saadet Partisi’ne yakın bir kaynak ise İstanbul’daki seçimin AKP için gerilimli olduğunu ifade ederek, Berat Albayrak ekibiyle Binali Yıldırım arasındaki gerginliğin seçim boyunca perde arkasında da devam ettiğini söylüyor.

Aynı gerginliğin bu seçime de sirayet edeceğini ekleyerek, “Cumhurbaşkanı için İstanbul bir varlık savaşına döndü. Muhalefet İmamoğlu’nun hem sempatikliğini hem de mağduriyetini ön planda tutarak onu İstanbul’a oradan da Cumhurbaşkanlığına kadar getirtmek istiyor.

Akbili 40 TL tutarına indirmek bile İmamoğlu’nun öğrenciler için adeta bir kahraman olmasına yetti. AKP şu an iki arada bir derede kalmış durumda. İmamoğlu gibi mi yapsın Erdoğan’ın dediğini mi yapsın? O yüzden kafaları karışık” diyerek AKP’lilerin henüz net bir seçim stratejisine sahip olmadığını söylüyor.

Saadet Partisi’nin neden adayını çekmediği hakkında konuşan SP’li kaynak, ne olursa olsun eli CHP’ye gitmeyen Saadet seçmeninin Necdet Gökçınar’a oy vereceğini ama diğer Saadet Partili seçmeninse İmamoğlu’na oy vereceğini söylüyor. İftar organizasyonlarında ve sohbetlerde en çok bu konunun konuşulduğunu vurguluyor.

Son olarak sandığa gitmemiş seçmeni soruyorum kaynağıma. Saadet Partisi yetkilisi “Sandığa gitmemiş kararsız kitlede ‘nasıl olsa AKP kazanacak’ söylemi ağır basıyordu. Ancak bu seçimle onların da heyecanlandığını, cesaretlendiğini ve bu kararsız kitlenin önemli bir kısmının İmamoğlu lehine sandığa gideceğini düşünüyorum. Ayrıca İmamoğlu’nun mağdur olduğu hissi çok yaygın. Bu his seçmende İmamoğlu lehine oy verme olarak yansıyacak” diyerek yeni seçimde İmamoğlu’nun bariz hatalar yapmaması halinde oyunun birkaç puan daha yükselebileceğini belirtiyor ve “İmamoğlu’na kazandıran hizmet değil hata yapmaması oldu” şeklinde sözlerini bitiriyor.  

İstanbul seçimlerinde etkisi en çok konuşulan parti ise, AKP’ye kaybettirme stratejisini başarılı bir şekilde hayata geçiren HDP oldu.

HDP’li yetkililer, İstanbul seçimlerine yönelik politikalarında bir değişiklik olmadığını AKP-MHP İttifakını geriletmek için uygun gördükleri adaya oy vereceklerini tekrar ettiler. Ayrıca HDP’li olup sandığa gitmeyen kitlenin de bu seçimde sandığa gideceği ve İmamoğlu’na oy vereceği belirtiliyor. Selahattin Demirtaş’ın bu seçimde de vereceği mesajlara önemli gözle bakılıyor.

Önceki seçime katılan DSP, TKP, EHP gibi partiler de adaylarını geri çekerek seçmenlerinin İmamoğlu’na oy vermelerinin önünü açtılar.

Şimdilik erken olsa da tüm bu seçeneklere baktığımızda 31 Mart’ta kazanan Ekrem İmamoğlu’nun tekrar kazanma ihtimalinin daha da yüksek olduğunu söylemek mümkün görünüyor.

Öte yandan, kulisler bir yandan da yeni parti iddialarını daha yüksek sesle dile getirmeye başladı. Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu’nun organize etmeye çalıştıkları yeni partiler gün geçtikçe daha çok somutlaşıyor.

İki partinin çekişmesinde Gül’ün “garanticiliği” bir yandan Davutoğlu’nun “hırsı” ise öbür yandan öne çıkıyor. Kaynakların aktardığına göre kurulması planlanan iki partinin etrafında yer alan isimler ve gruplar yavaş yavaş şekillenmeye başladı.

Ertan Aydınlar, Malatya Grubu, Anadolu Platformu, Eski SETA ekibi, Taha Özhan, Yeni Şafak çevresi (İbrahim Karagül hariç), Şehir Üniversitesi, Hakan Fidan, Karar Gazetesi çevresi, İHH, Mazlum Der, Haksöz, Özgür Der gibi yapılardan birçok isim Ahmet Davutoğlu’nu yakından takip ediyor ve temaslarını sürdürüyor.

İslami cemaatler, üniversitedeki bazı akademisyenler, tarikatlar ve dernekler yine Davutoğlu’nun ilgi gösterdiği alanların başında geliyor.

İbrahim Kalın, Beşir Atalay gibi isimler ise şimdilik iki partiyle de temaslarını sürdürerek hareket ediyor.

Abdullah Gül ve Ali Babacan ile teması olanlar arasında ise Gül’ün Kayseri ekibi, Hulusi Akar, Sadullah Ergin, Nihat Ergün gibi isimlerin olduğu öne sürülüyor. Ancak İstanbul başta olmak üzere birçok şehrin ticaret ve sanayi odalarındaki etkili isimler de Gül’ü takip ediyor.

İş adamlarının önemli bir kısmının Gül’ün oluşumuna destek vereceği iddialar arasında. Gül’ün ilişki kurduğu bir diğer kitle ise kendi bölgelerinde ağırlığı olan eski milletvekilleri ve kanaat önderleri. Kaynakların aktardığına göre Davutoğlu’nun siyaseti daha çok AKP tabanına yönelik olacak. Ancak Gül-Babacan ikilisi merkez sağda bir yer tutmaya yönelik adımlar atacak.