Tem 01 2018

25 yıldır caz… Kimler geldi kimler geçti

25 yıl... Dile kolay. Çeyrek asırlık bir emek deyince, asıl anlamı daha da göz önüne seriliyor sanki. Bahis konusu, IKSV İstanbul Caz Festivali.

Bu sene, 26 Haziran – 17 Temmuz tarihleri arasında tam 25. yılını kutluyor. 25 yıldır, sadece caz müziğin değil dünya müziğinin de efsane isimlerini, çıkış yapanlarını, gündemin dikkat çeken konularını ve Türkiye’deki caz müziğin öncüleriyle yeni yeteneklerini müzikseverlerle buluşturuyor. Türkiye’de müziğe, caza verilen en büyük destek… Ve her şart altında bu güzelliği beslemeye, müziğe gönül veren hem profesyonellerini hem dinleyicilerini bir araya getirmeye devam ediyor.

Festival 26 Haziran akşamı Zorlu PSM’de, tüyleri diken diken eden bir açılış töreniyle, birbirine aşina caz festivali takipçileri eşliğinde başladı. Yekta Kopan geceyi sunarken, Hülya Tunçağ da Türkiye caz tarihinden anekdotlarla engin bilgisini bizlerle paylaştı.

Yaşam Boyu Başarı Ödülleri bu sene üç ustaya verildi: Nezih Yeşilnil, Şevket Uğurluer ve Balarısı Ahmet adıyla bilinen Ahmet Faik Şener. “Her şey bu küçük anonsla başladı,” cümlesiyle, 25 yılı özetleyen film, tüm salonun anılarını canlandırdı.

Ardından, caz müziğin Türkiye’deki en önemli isimleri, TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’yla beraber bir bir sahne aldı: Tuna Ötenel, Emin Fındıkoğlu, Okay Temiz, Nilüfer Verdi, Kerem Görsev, İmer Demirer, Sibel Köse bunlardan sadece bazıları.

İstanbul Festivali’nin bir parçası olarak 80’li yıllarda, Chick Corea ve Miles Davis dahil, çeşitli efsaneleri ağırlayarak yola çıkan İstanbul Caz Festivali, 1994 yılında ayrı bir etkinlik olarak karşımıza çıkıyor. 25 yılda festivalde 5200’ün üzerinde müzisyen sahne aldı. “Bugün dünyanın önde gelen sanatçılarının ziyaret haritasında İstanbul varsa, İstanbul Caz Festivali’nin bunda ciddi katkısı vardır,” diyerek özetliyor festivalin misyonunu IKSV Genel Müdürü Güngör Taner.

Caz

Gerçekten de kimler kimler İstanbul sahnelerinin tozunu yuttu bu 25 yılda… Neresinden başlasak?  İlk sene, 1994 yılında, 1. Istanbul Caz Festivali 7 gece sürüyor ve 14 konseri kapsıyor. Marla Glen, Okay Temiz, Michel Petrucciani, Bobby McFerrin ve Betty Carter ilk yılın yıldızları. İkinci yıl başlayan ve hemen gelenekselleşen Roxy geceleri ise hala akıllarda: “Roxy’nin en ‘in’ olduğu zamanlar,” diyor Güngör Taner o yıllara döndüğünde, “İstanbul’dakilere haber verirdik, İlhan Erşahin, Kerem Görsev, Önder Focan… Konser bitince, hep beraber Roxy’ye giderdik…

Özellikle Wynton Marsalis herkesi bitirmişti, en sonunda herkes sahneden düştü, Wynton, iki buçuk saatlik konserin üstüne sabahın 5’inde hâlâ tek başına çalıyordu. O başka bir ruhtu, yani Roxy gibi bir daha hiçbir yerde olmadı, üç dört sene üst üste yaptık.”

Takip eden senelerde, Bueno Vista Social Club, Nick Cave, Tori Amos, Brad Mehldau, PJ Harvey, Leonard Cohen, Lou Red, Grace Jones, Charlie Hayden İstanbul Caz Festivali’ni renklendiren isimlerden sadece bazıları. Kimisi, Marcus Miller, Joss Stone gibi- birkaç kez festivalin konuğu oldu.

Eric Clapton, Aretha Franklin’i kim unutabilir… Evet, sadece cazcılar değil, İstanbul Caz Festivali yıllar içerisinde farklı türlere de kucak açtı: “Dünyadaki bütün önemli sanatçılara bir telefon uzaklıkta olan Claude Nobs (Montreux Caz Festivali’nin direktörü), ‘Festivaller bir şemsiyedir. Gelecekte hangi müziğin hangi türe girdiğini, neyin caz olup neyin olmadığını tartışmayacağız. Değişik kültürlerin müzikleri ve insanları yan yana duracaklar ve birbirlerinden etkilenecekler,’” diye anlatıyor Güngör Taner, ilk yıllarında Avrupa festivallerinden direktörlerle yaptıkları bir görüşmeyi.

Ruben Gonzales, İbrahim Ferrer ve Omara Portundo’lu Buena Vista Social Club’ın konseri unutulmaz anlardan sadece biri. Biletleri, 1 saat içinde tükenen konserde, ayakta alkışlanan ekip bis üzerine bis yapmıştı...

Biletlerin anında tükendiği isimlerden biri de Brad Mehldau. Hatta biletler tükenince aynı geceye ikinci bir konser ekleniyor. Bu sene de bir bilet tükenme durumu, 17 sene sonra tekrar festivale katılan Nick Cave & The Bad Seeds’de yaşandı. Daha önce 2001’de İstanbul’a gelen Nick Cave’in, yine aynı yıl festivalin konuğu olan PJ Harvey’le yaşadıkları da ilginç. Nick Cave’den iki gün sonra sahne alacak PJ Harvey, Cave’in konserini Açıkhava’nın kulisinde izlerken, Nick Cave, ikilinin unutulmaz düeti Henry Lee’yi söylerken, kendisini sahneye davet etmeyince PJ Harvey de konserin sonunu beklemeden kulisten ayrılmıştı.

caz

İstanbul Caz Festivali sadece dev isimleri İstanbul’a getirmekle kalmadı. 2003 yılından itibaren Genç Caz Konserleri adı altında başlattığı bölümüyle genç caz müzisyenlerine de destek verdi. İstanbul’un farklı mekanlarına caz müziği götürdü. Şan Tiyatrosu’nun kalıntılarında, Galata ve Tünel sokaklarında, Venedik Sarayı, Fransız Bahçesi, Esma Sultan Yalısı, All Saints Moda Kilisesi, Aya, İrini, Beykoz Kundura ilgi çekici caz konserleri mekanlarından bazıları. Öyle ki, yaz aylarının sıcak akşamlarında, en az konser heyecanı kadar mekanlar da heyecan yaratır oldu zaman içinde.

2013, İstanbul Caz Festivali’nin bir başka uluslararası başarısı oldu. UNESCO ve Thelonius Monk Caz Enstitüsü’nün Uluslararası Caz Günü etkinliğinin merkezi İstanbul’du. Tek bir sahnede buluşan Herbie Hancock, George Duke, Keiko Matsui, Al Jarreau, Esperanza Spalding, Hugh Masekela, Joss Stone, Wayne Shorter, Brandon Marsalis, Zakir Hussain gibi caz müziğin efsane isimleri, inanılmaz bir akşam yaşattılar.

2016’da, 15 Temmuz’dan sonra 8 konserin iptal edilmesine rağmen, Joss Stone gibi (kendisinin Festival’e ikinci gelişiydi) konserini iptal etmeyen sanatçılarla İstanbul Caz Festivali devam etti. Ve 2018’de 25 yılını kutlayan İstanbul Caz Festivali, hem yerel hem yabancı caz müzisyenlerinin tınılarıyla bir yazımızı daha coşturmaya hazır…

10 Temmuz’da Küçükçiftlik Park’ta sahne alacak Nick Cave & The Bad Seeds, festivalin ağır topu. Fransız havalı Amerikalı Melody Gardot, Uniq Maslak’ta buğulu sesiyle İstanbul’daki hayranlarını büyüledi bile. Live in Europe adlı yeni albümünün dünya turnesine buradan başladı. Geçen yıl başlayan ve Türkiye’deki müzik sektörünün konuşulduğu Vitrin Matine Panelleri’nde, bu sene Ercüment Gül Quaretet ve Coşkun Karademir Quartet misafirdi. Akşam da Erkan Oğur Quartet ve Shahin Novrasli Trio konseriyle Sakıp Sabancı Müzesi’nde tamamlandı.

Festivalin diğer önemli konserleri Benjamin Clementine, Omar Sosa & Yilian Cinazeras, Caro Emerald ve Led Zeppelin’in efsanesi Robert Plant & The Sensational Space Shifters. Robert Plant’in ikinci ziyareti İstanbul Caz Festivali kapsamında. Akıl almaz Led Zeppelin hikayelerini ilk ağızdan dinlemek için sabırsızlanıyoruz. Festivalin son akşamında, 17 Temmuz’da Açıkhava’da sahne alıyor.

Açıkhava’da sahne alacak bir diğer ilginç isim de Benjamin Clementine. Sadece müziğiyle değil, şarkı sözleriyle ve teatral sahnesiyle de görülmesi gerekir. ‘Kent ozanı’ olarak anılan Clementine, 5 Temmuz’da İstanbul’da. Omar Sosa & Yilian Canizares, Küba ve dünya müziklerini getiriyorlar. İkili 9 Temmuz akşamı Esma Sultan Yalısı’ndaki konserlerinde, suya, suyun hareketlerine, berraklığına ve şeffaflığına adadıkları ilk ortak çalışmaları olan ‘Aguas’ isimli albümlerinden eserler seslendirecek. Babadnotgood, Lara Di Lara, Massimo Manzi Trio feat. Elif Çağlar ise dikkat çekici etkinlikler.

Ülkemizdeki caz müzisyenlerine alternatif yollar açan… Genç müzisyenleri destekleyen… Albümlerini dinleyerek coşup duygulandığımız isimlerin canlı sahne performanslarını izlememizi sağlayan… Müziği hayatında tutan herkesi bir çatı altında toplayan… Güngör Taner’in sözleriyle, “İki kuşak büyüten” festival, IKSV İstanbul Caz Festivali, gerçekten de #25YıldırCazveDahası oldu hepimiz için.

Sayısı iyice azalan uluslararası festivallerimizin en kapsamlı örneği IKSV İstanbul Caz Festivali’nin nice 25’lere ulaşması dileğiyle…

caz