'Kendimden tiksinmekten usandım'

Barbarlıktan hallice uygarlığımız yavaş yavaş cinsiyet, cinsel kimlik, cinsel yönelim kavramlarını anlamaya başladı. Geniş kapsamlı bir eşcinsel sıfatından açılımı Lezbiyen - Gay - Biseksüel - Transseksüel - Queer - Interseks olan LGBTIQ tanımına kadar geldik… İnsanlara bakınca cinsel organlarını gören, onların duygularına aldırış etmeyen ve nefret söylemi üreten yobazların çaresi ise henüz bulunamadı.
 
Desiree Akhavan imzalı Cameron Post’a Ters Terapi / The Miseducation of Cameron Post onların değil de, “hemcinsine ilgi duyan” gençlerin tedavi edilmeye çalışıldığı 90’lı yıllarda geçiyor. Akhavan’ın Emily Danforth’un romanından Cecilia Frugiuele ile birlikte uyarladığı senaryo, toplumsal baskıdan korkup çocuklarını bağırlarına basamayan ebeveynleri ve ne yaptıklarının bilincinde olmayan sözde terapist ve din görevlilerini eleştiriyor.

Sundance Film Festivali’nde Amerikan yapımları yarışmasında Jüri Büyük Ödülü, Valladolid’de Altın Başak ve Kiev Molodist Film Festivali’nde En İyi LGBTQ Filmi olarak Sunny Bunny Ödülü kazanan Cameron Post’a Ters Terapi, bu dönemin Kahvaltı Kulübü / Breakfast Club olmaya aday bir film.

Bir zamanların kült gençlik filmi Kahvaltı Kulübü’ndeki otoriteye başkaldırı, bu filmde cinsel kimliğiyle barışık ve özgür olma temasıyla birleşiyor. Söyleşilerinde John Hughes, Lynne Ramsay ve Todd Haynes’ten esinlendiğini ifade eden Desiree Akhavan’ın yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği 2014 yapımı Makul Davranış / Appropriate Behavior da biseksüel olduğunu ailesinden saklayan İran kökenli Şirin’in öyküsünü konu alan bir romantik komediydi.

Filme adını veren Cameron’ın (Chloë Grace Moretz) öyküsü, 1993 yılında Montana’da geçiyor. Evangelist bir aileden gelen Cameron, lise mezuniyet balosuna görüntüyü kurtarmak için onu davet eden bir erkek arkadaşıyla gitmesine rağmen o gecenin geleneksel ilişkisini kız arkadaşı Coley (Quinn Shephard) ile yaşamayı tercih edince küçük çaplı bir skandal patlıyor. Annesi Ruth (Kerry Butler) onu Tanrı’nın Vaadi adlı bir ‘eğitim kurumu’na götürüyor.

Burayı işleten terapist Dr. Lydia Marsh (Jennifer Ehle) ve erkek kardeşi Rahip Rick’in (John Gallagher Jr.) terapi ve ibadet ile eşcinselliği bir tür hastalıkmış gibi iyileştirdiklerini, eşcinselleri ‘dönüştürdüklerini’ iddia ediyorlar. Kanıt olarak de Rahip Rick’i gösteriyorlar. Ablası Lydia ve imanı sayesinde şeytana uymaktan vazgeçmiş…

Her ne kadar şeytan ve kötülük, bilinçaltı ve kişilik özellikleri üzerinde durulsa da meselenin orta sınıf ikiyüzlülüğü ve toplumsal baskı olduğu filmin temel argümanını oluşturuyor. Ebeveynlerin çocuklarının eşcinselliğini kabullenmemesinin ve tedavi edilecek bir davranış bozukluğu gibi görmesinin esas nedenini sergiliyor: İş ilişkilerini, politik hedeflerini ve sosyal konumlarını etkileyeceği korkusu. Çıkarlarını çocuklarına yeğliyorlar, onların iyiliği için de olduğunu iddia ederek… Bunun yol açabileceği trajik sonuçlardan bir örnek, filmin düğüm bölümünü oluşturuyor. 

Bol bol dua ettirilen çocuklara eşcinselliğin onlardaki sorunların sadece bir kısmı olduğu empoze ediliyor. Onlara birer buzdağı çizdirip suyun üzerindeki kısmın eşcinsellikleri, altında kalan kısmın diğer kusurları olduğunu söylüyor, onları bulup yazmaya zorluyorlar. Cameron’ın isyanı çok gecikmiyor: “Kendimden tiksinmekten usandım.”

Cameron’ın okulda edindiği iki yakın arkadaş hayatının dönüm noktasını oluşturuyor. İkisi de farklı nedenlerle babalarının şerrine uğramış Jane (Sasha Lane) ve Adam (Forrest Goodluck). Dindar bile olmayan ailelerinin onlarla uğraşmamak için Tanrı’nın Vaadi’ne gönderdiği Jane ve Adam burada umulmadık biçimde kendi düzenlerini kurmayı becermiş iki kafa dengi çocuk. Bu üçlü, varlıklarına düşman bir sistemle uzlaşmayı reddediyor. Performansları da filmin başarısını perçinliyor.

Beyazperdede büyüyen oyunculardan Chloe Moretz, 2013 yapımı Carrie ile yıldızlaştı. Bu hafta gösterime giren Luca Guadagnino imzalı Suspiria yeniden yapımında da rol alıyor. Andrea Arnold’un American Honey adlı filminin yıldızı Sasha Lane, bir bacağı protez olan Jane Fonda lakaplı karakterinde bir kez daha yeteneğini kanıtlıyor. Alejandro González Iñárritu’nun Diriliş / The Revenant adlı filminde Leonardo di Caprio’nun oğlunu canlandırarak üne kavuşan Forrest Goodluck ise gerçek bir Amerikan yerlisi olarak Hollywood’un klişelerini bir kez daha kırıyor.

Josephine Decker’in Madeline’s Madeline adlı müthiş filminin enerjik ve kaotik estetiğini kamera omuzda yaratan Ashley Connor, bu filmin de görüntü yönetmeni. Yine genç ve yetenekli oyunculara odaklanan, ama bu kez dingin, durağan, renk paleti fazla geniş olmayan, soğuk renklerin ve doğal ışığın tercih edildiği bir sinematografiye imza atıyor.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.