Ara 21 2017

'Hinduları maymundan rahmet diliyor sanma cehaleti Mazhar Alanson’unki'

Müziğiyle, dansıyla, sinemasıyla ve 1,5 milyar nüfusuyla dünyanın en çok konuşulan ülkelerinin başında geliyor Hindistan. Türkiye’de ise kültürel yönlerinden ziyade alaya alınan bir tarafı var bu ülkenin. 

Cem Yılmaz’ın stand-up gösterilerinden hatırlarsınız. İnanç çeşitleri sayısının fazlalığını espri konusu yaparken Cem Yılmaz, “Maymuna tapılır mı ulan; 30 bin tanrı var Hindu’da” diyor. Yılmaz’ın Mazhar Alanson’la yakınlığını bilmeyen yok. Hatta Karagümrük’teki Cerrahi Tekke’sinde de birlikte görüntülendikleri olmuştu. Alanson, YouTube’daki bir videoda, Cem Yılmaz’ın stand-up gösterilerinden intihal bir söz ediyor Hindistan hatıralarını anlatırken. “Allahıma şükür dedim, 1 tane Allahımız var. Adamların 30 bin tane tanrıları var” diyor Alanson ve “Bir de maymuna tapıyorlar; ben nasıl elimi açıp rahmet dileneyim ondan” sözleriyle alaya alıyor konuyu. 

 

Metin Solmaz da, Gazete Duvar’daki yazısında bu konuşmanın geçtiği videoya tepki gösteriyor; 14 kere Hindistan’a gitmiş biri olarak…

“Hindistan’ın kültürü, felsefesi, varoluşu epey sofistikedir. Önce şapka çıkarmak gerekir” diyor Solmaz ve Alanson’un gözüyle bakınca, sıkça gittiği Cerrahi Tekke’sinin çok daha rahatlıkla alay konusu olabileceğini söylüyor ve “Hindistan” şarkısına gönderme yaparak soruyor: “Öyle değil mi Alanson? Bom bili bili bili bom.”

Solmaz, Hinduları maymundan rahmet diliyor sanma cehaleti bir kenara türcülük de yaptığını vurguluyor Alanson’un. 

Olaya biraz daha entelektüel seviyeden bakılmasını yeğliyor Solmaz. Alay edilse de Ömer Seyfettin’in oryantalistlerle ettiği gibi edilmeli görüşünde ve örnek veriyor:

“Nasıl ki burada Arapça kebapçı broşürünü bile kutsal metin zanneden insanlar yaşıyor, orada da devanagari alfabesini görünce selam duran (yani boş ve odaksız bir şekilde hafif ve donuk bir tebessümle bir çeşit trans halinde bakmaya başlayan) bir beyaz adam/kadın nüfusu var.”

Ve sonra başlıyor Hindistan’ı anlatmaya yazar, “Mazhar Alanson ve başkaları için Hindistan kılavuzu” başlıklı yazısında. 

Hindistan’da arabaların arkasında “korna çalın lütfen/horn please” yazdığını ve bununla alay edildiğini hatırlatıyor Solmaz ama bunun bir konvansiyon olduğunu bilmediklerinden yakınıyor insanların. 

Hindistan’ın birçok açıdan Türkiye’ye örnek olabileceğini savunuyor ardından şu örnekle:

“Misal, bizde derler ya ‘Kürtlere ana dilini verelim, paralara Kürtçe de yazalım tamam da ya Lazlar, Çerkesler, Gürcüler de isterse’ diye… İşte Hindistan’da yüzlerce dil, din, alfabe hep berabere saadet içinde yaşar gider. Her ne kadar son yıllarda Hindu milliyetçiliği azgınlık temayülünde olsa da bu böyledir. Tam 16 tane alfabe var. Dil değil, alfabe. 16 alfabe, binlerce dil, on binlerce tanrı, onlarca din ve problemlerin hiçbiri bunlardan dolayı çıkmıyor. Erkeklik marazları, çevre felaketleri ve aşırı adaletsiz gelir dağılımı başta olmak üzere bin türlü felaket yaşanıyor tabii ki. Ama hiçbiri örneğin ‘ana dilde eğitim’ var diye değil.”

Mazhar Alanson’un sözlerine epey içerlemiş olan Solmaz, yazısının devamında rahat bırakmıyor şarkıcıyı. Hint felsefelerini sıralarken, “Hinduizmin kıvrak manevralarla Çarvaka Sistemi’ni, Budizmi içselleştirmesini çok öğretici bulurum. Mazhar Alanson da tanısa severdi” diyor. 

Hindistan’la ilgili alay konularının başında yeme-içme ve temizlik konusun da geliyor. Ama bir bilen anlatınca, işin pek de öyle olmadığı anlaşılıyor. Gelin, Solmaz’ın dilinden dinleyelim: 

“’Pislik’. En acayip Hindistan klişelerinden birisi budur. Oysa bir Hindistanlının temizlik anlayışı bizimkinden çok farklıdır. Misal fare pis bir hayvan değildir orada. En fazla bizdeki sokak kedisi kadar pistir. Ayaklar pis tutulabilir mesela. Eller ve ağız ama çok önemlidir. 

Trenlerin tipik görüntüsüdür, yalınayak alaturka ve pislik içindeki tuvalete gönül rahatlığıyla girip çıktıktan sonra ağızlarını ellerini yarım saat yıkayıp paklarlar. Ayaklar onların değildir. Sorarsanız ‘Ayaklarımı ağzıma sokmuyorum ki. Ama insanın eli ister istemez ağzına burnuna değer.’ diyerek tehlikeyi işaret ederler.

O ‘pis’ Hindistan için hijyen çok önemlidir. Örneğin bir umuma açık telefonda ahizeyi bizim gibi kaldırıp konuşmazlar. Uzun uzun silerler önce. Yahut aynı pet şişeden su içmezler. Kardeş de olsalar içmezler, karı koca da olsalar içmezler. Ağızlarına uzaktan dökerler.”