‘Kurban’ sözcüğünün nihai amacını akılda tutarak bayramı kutlayalım…

Artık kim Çin’de asırlardır kullanılan bedduayı günümüz için güçlü bir biçimde ifade ettiyse, gerçekten her bakımdan tuhaf günlerde yaşıyoruz.

Bugün bayram, ama bayrama pek az benzeyen bir bayram…

Her yıl bu zaman, hac farizasını yerine getirmek üzere ülkelerinden yola çıkan onbinler yüzbinlere dönüşür, sonuçta iki-üç milyon insan Allah’ın evinde buluşurdu. 

Ne güzel bir manzaraya dönüşürdü bu buluşma…

Suudi Arabistan bu yıl haccı kendi sınırları dışındaki insanlara kapattı; bu yıl hacı olanların sayısı birkaç binden ibaret.

Tarihte yol güvenliği bulunmadığı, Kabe’nin saldırıya uğradığı gerekçeleriyle haccın engellendiği olmuştu; ancak ilk kez sağlık sebebiyle alınan tedbirler yüzünden Kabe her zamanki kalabalığından mahrum.

Tuhaflık istiyorsanız, bu bile yeter.

Çok değil bir yıl önce bu zamanlar, birisinden, “Bayram ziyaretlerinde sakın ola muhataplarınızla samimiyet kurmayın, el sıkmak, kucaklaşmak, öpüşmek yok, aranızda bir-iki metre mesafe bulunsun, yüzünüzden maskenizi çıkarmayın” uyarısı duyulsaydı, “Ne diyor bu adam, aklı başında mı?” tepkisi gelirdi.

Bugün hepimiz ister istemez bu yoldaki tavsiyeye uyacağız.

Namazı kıldıracak olan imam efendi, iç ezandan sonra ayağa kalkıldığında, her zaman olduğu gibi, “Safları sıklaştıralım” diyebilecek mi?

Herhalde diyemeyecek. 

Dese de uyacak kimse çıkmayacaktır.

Namazda birbirimizden bayağı mesafeli durmamız isteniyor çünkü.

Kılınan bayram namazının sonunda edilen duaların da tadı olmayacak.

En önemlisi, dualarda mutlaka tekrarlanan ‘ümmet’ sözcüğünün anlamını yitirmesine yol açan gelişmeler ve sözcüğün içinde yer aldığı varsayılan insanların şimdilerde sergilediği birbirinden kopukluk…

‘İslam Dünyası’ dendiğinde akla gelen ülkelerin ‘ümmet’ ile ifade edilen birlikten çok uzak oldukları bugün bir realite. İlişkileri sorunsuz iki ülke bulmak zor. Yemen’de, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da her ülke farklı ittifaklar içerisinde ve birbirlerine karşı silah kullanıyorlar.

Her ülkenin en yakın müttefiği ‘ümmet’ sözcüğünün akla getirdiği, aynı inanışta buluşan insanlar topluluğunun oluşturduğu ülkeler değil; ABD, Rusya, Avrupa’nın çeşitli ülkeleri…

Dün yabancı gazetelere göz gezdirirken haftalık el-Liva el-İslami gazetesinde Mısır Müftüsü ile yapılmış bir mülakat karşıma çıktı.

Keşke çıkmasaydı.

Müftü efendi büyük bir hınçla Müslümanların yaşadığı bir başka ülkenin insanları hakkında en galiz ifadeleri kullanabilmiş.

Tuhaf günlerden geçtiğimiz muhakkak.

Yine de akıl sağlığımızı ve bugünlerin geçici olduğuna dair inancımızı korumamız gerekiyor.

Virüs yakaladığını öldürebiliyor, ancak virüslü zamanlar ölümden beter etkilere sahip ve hemen her alanda var olan değerleri yıkıp yerle bir edebiliyor; zaten pamuk ipliğine bağlı görüntüsü veren ilişkileri parçalayabiliyor, hayırlı olacağı düşünülerek yapılmış icraatları zararlı hale getirebiliyor.

Böyle bir ortamda geldi bu yılın kurban bayramı…

‘Kurban’ın bir fedakarlık simgesi olduğunu, kesilen hayvanların zengin-fakir ayrımını ortadan kaldırarak herkesi birbirine yaklaştırmayı amaçladığını ve iddialardan uzak, nefsini ayaklar altına almayı bilen bir insan tipini öngördüğünü hatırlamanın tam zamanı.

Kurbanınız makbul olsun.

Bayramınız her şeye rağmen kutlu olsun.


Bu yazı, Fehmi Koru'nun kişisel blogundan alınmıştır.