Burhan Ekinci: Yargı Leyla Güven için neden yok?

Türkiye’nin tutuklu tek vekili HDP’li Leyla Güven, süresiz açlık grevinde. Gazeteci Burhan Ekinci, “CHP’li Berberoğlu’na işleyen hukuk, Güven için uygulansaydı o da şimdi özgür olacaktı. Ancak bağımsızlığını yitiren yargı Saray’ın talimatları dışına pek çıkamıyor” diyor.

Alman WDR sitesinde Almanca-Türkçe yayımlanan Ekinci’nin yazısı şöyle:

“Demokratik olmayan ülkelerde iktidarlar, muhalefetin daha da büyümemesi için çok zekice bir yönteme başvururlar: Muhalefetin taleplerinden birini yerine getir, tepkiyi susturur.

AKP/Erdoğan iktidarı bunu çok iyi başarıyor. Buna CHP’li vekil Enis Berberoğlu olayında tanıklık ettik. MİT Tırları davasında Berberoğlu tutuklandığında CHP lideri Kılıçdaroğlu liderliğinde Ankara’dan İstanbul’a “Adalet Yürüyüşü” başlatılmıştı. Yürüyüş, adalete susayanlarda büyük bir sinerji yaratmıştı. Her ne kadar Berberoğlu’nun tahliye olmasını sağlamamış olsa da iktidarın zulmünü yaşayanların adalet talebi görünür olmuştu.

CHP, sokağın gücünü keşfetmişti ama maalesef bunu sürdüremedi. Yürüyüşün yarattığı beklenti siyasi boyuta taşınamadı ve AKP/MHP ittifakının adayı Erdoğan’a karşı 24 Haziran seçimlerine parçalı girildi. Erdoğan kazandı, muhalefet cephesi büyüyemedi.

Berberoğlu’nun yargılandığı davada aldığı ceza onanmıştı. 24 Haziran seçimlerinde yeniden vekil seçildi, tahliye için itiraz etti ama kabul edilmedi, o da cezaevinde bir eylem kararı aldı. Atatürk’ün partisi CHP’nin bir vekili, yaşanan haksızlığa karşı açlık grevine girme hazırlığındaydı.

Bu büyük etki yaratabilir, iktidara karşı güçlü bir muhalefete neden olabilirdi. İktidar yeni bir karşı dalgaya hazır olmadığından olsa gerek, Berberoğlu 20 Eylül 2018’de serbest bırakıldı.

İktidar, CHP’li vekili bıraktırmış ama HDP’li vekili ise içeride tutmuştu. Böylece iki büyük partinin tutuklu vekil konusunda “ortak” tepkisini bölmüştü. CHP’den tutuklu vekiller için tek söz duymaz olduk. Oysa Berberoğlu için uygulanan hukuk, Leyla Güven için de uygulanmış olsaydı o da şu an mecliste vekillik görevini yerine getiriyor olacaktı.

Eğer ki, Saray’ın talimatlarını değil, hukuku takip eden bağımsız yargıçlar olsaydı HDP’li vekiller de bir dakika bile cezaevinde kalmayacaktı. Ancak “Yüce Türk yargısı”nın Kürt siyasetçilerine uğrama derdi şimdilik yoktu.

Hukuk ve yargı, vicdan ve adalet, Erdoğan liderliğindeki Ak Saray devletinde ölü kavramlardan ibaret artık.

Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi, itiraz sonucu 29 Haziran’da Güven’in tahliyesine karar vermişti ama o, özgürlüğüne adım atamadan savcı itirazı sonrası yeniden tutuklandı. Tahliyeye imza atan aynı mahkeme geçen haftaki duruşmada ise Güven’in tutukluluğunun devam etmesine karar verdi. Aynı mahkeme kendi verdiği kararın aksine hüküm vermede sakınca görmeyebiliyor.

Peki, Leyla Güven neden cezaevinde?

DTK Eş Başkanı olarak Türkiye’nin Afrin operasyonuna karşı çıktı ve “bu işgal”dir dedi. 29 Ocak’ta gözaltına alındı, DTK’nin KCK’ye bağlı bir örgütlenme modeli olduğu iddiasıyla “örgüt kurma ve yönetme suçu”ndan tutuklandı. Bu suçlamayla hakkında dava açıldı ve 46.5 yıl hapisle yargılanıyor.

DTK illegal bir yapılanma mı?

Leyla Güven’in avukatlarından Şivan Cemil Özen ile yaptığım görüşmede aktardığına göre, DTK çözüm sürecinde AKP iktidarı tarafından muhatap alındı. Hatta dönemin Meclis Başkanı Cemil Çiçek tarafından ıslak imzalı bizzat davet edildi.

Kurumun Diyarbakır’da herkes tarafından bilinen binası mevcut, delegeleri var, panel, sempozyum, basın açıklamaları düzenliyor. Devlet tarafından resmi olarak muhatap alınan böyle bir kurum illegal olmasa gerek?

Dava dosyasındaki suçlamanın kaynağı DTK’nin Öcalan’ın talimatlarıyla kurulduğu iddiası... Buna delil olarak İmralı’da yapıldığı belirtilen bir görüşme gösteriliyor. Görüşmenin ses kaydının orijinali dosyada yok. “Ses kaydının dökümü...” deniliyor.

Dünyada olduğu gibi Türk kanunlarına göre de, müvekkil ile avukat görüşmeleri gizlidir ve kayıt altına alınamaz. Ama hem Leyla Güven, hem de DTK delegeleri hakkında açılan bu tür davalarda “olmayan ses kaydı” delil gösteriliyor.

Avukat Özen, tutuklamanın ve davanın başından beri hukuksuzluklar dolu olduğuna dikkat çekiyor.

Leyla Güven’in gazeteci kızı Sabiha Temizkan da kendisiyle yaptığım sohbette bu davaların siyasi olduğuna dikkat çekiyor. Temizkan annesinin yargılamasının hukuk içinde yapılmadığını belirtiyor ve “Barış sesinin yükseltilmesinden rahatsız oluyorlar. Annemin tutuklu olmasının nedeni de bu!” diyor.

Leyla Güven, 7 Kasım’daki duruşmada süresiz dönüşümsüz açlık grevi başlattığı duyurmuştu. Temizkan, 12 Kasım’da cezaevine gitti, annesiyle görüştü.

“Annemin kendisiyle ilgili bir talebi yok. Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılmasını, kendisinden sağlıklı haber almak istiyor. İmralı kapılarının açılmasını, Öcalan’la yeniden barış görüşmelerin yapılması talebi var” sözlerini aktardı. Temizkan, “Umarım açlık grevi yayılmaz, annem çok hasar görmeden bu süreç sonlanır” diyor."