AP'de Kürt konferansı: Kürtler Gordion düğümü mü, her şeyi açacak anahtar mı?

Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan Avrupa Parlamentosu’nda (AP) 16’ncı Uluslararası Kürt Konferansı, ikinci gününde devam etti. Kızıl-Yeşil İttifakı üyesi Soren Sondergaard, Kürt meselesinin çözümünün bölgeye barış getireceğini belirterek, bunun demokratikleşmeyle mümkün olabileceğinin altını çizdi. 

İlk oturumu, Sosyalist ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D) grubundan İsveçli Evin İncir’in yönettiği panelde, Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye!ye yönelik saldırıları kapsamında Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ele alındı. 16. Uluslararası Kürt Konferansı’nda konuşan İncir, Rojava’ya yönelik saldırıların sürdüğü bir dönemde konferansın önemli olduğunu söyledi.

“Uluslararası camia Rojava konusunda tamamen sessizliğe bürünmüş durumda” diyen İncir, AB ve AB ülkelerine baskı uygulamak için bu tür konferansların önemli olduğunu kaydetti. 

Günün ilk konuşmasını ABD’deki Tennesse State Üniversitesi’nden Kirmanc Gundi, Türkiye’nin yayılmacı emellerine ilişkin konuştu. Gundi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi içe dönük olmaktan çıkarıp, dışa dönük hale getirmeyi başardığını ve yeni Osmanlı İmparatorluğu emeline kapıldığını söyledi. Gundi, “Eski Osmanlı topraklarını yeniden Türkiye’ye bağlamayı konuşmaya başladı” dedi.

Bu sürecin üç aşamada gerçekleştiğini söyleyen Gundi, öncelikle yardımlarla nüfuzunu kullandığını belirtirken, yatırımların ikinci aşamayı, askeri müdahalelerin üçüncü aşamayı oluşturduğunu ifade etti. Libya ve Afganistan gibi ülkelere yardım adı altında yapılan sızmaya değinen Gundi, daha sonra yatırımlarla yeni ilişkiler kurulduğunu söylerken, bu şekilde Türk ekonomisine milyarlarca dolar akışı sağlandığına işaret etti ve devam etti:  

“Türkiye ekonomisi güçlendikçe, Erdoğan daha da hırslandı. Körfez ülkelerinde askeri üsler açmaya başladı. Osmanlı’nın yıkılmasından sonra ilk defa Katar’da askeri üs açmayı başardı.” 

Türkiye’nin bu hedeflerini gerçekleştirmesinin çok zor olduğunun altını çizen Gundi, devam etti:

“Türkiye inatla dünyanın değiştiği gerçeğini göz ardı etti. Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihte kaldığını kabul etmedi. Türkiye bir mozaik. Ancak Türkiye’nin ırkçı davranışları nedeniyle, Anayasa’nın ırkçı dile sahip olması nedeniyle hem içeride ve hem dışarıda birtakım çatışmalar yaşamaya devam etti”

Türkiye’nin yayılmacı emellerinin sonucu olarak Suudi Arabistan’la sorunlar yaşandığını ifade eden Gundi, değişim için “Önce Türkiye’deki ırkçı anayasanın değiştirilmesi ve tüm etnik kimlikleri temsil eden bir mahiyete kavuşması gerekiyor. Bunun için de Batı’nın ikiyüzlülüğünün son bulması gerekiyor. Batı Türkiye’nin saldırgan tutumunu onamasaydı, bu durum yaşanmazdı. Bu yayılmacı politikanın durması için bir an önce harekete geçilmeli” uyarısında bulundu. 

Danimarka’dan Kızıl-Yeşil İttifakı üyesi Soren Sondergaard “Kürtler Gordion düğümü mü, yoksa her şeyi açacak anahtar mı?” sorusu etrafında değerlendirmelerde bulundu.

Sondergaard, emperyalist güçlerin bölgede sorunun çözümünü istemediğini belirterek, “Çözüm ancak coğrafi yapının tümden değiştirilmesiyle çözülebilir” dedi.  Kürt meselesinin çözümünün tüm bölgeye barış getireceğini kaydeden Sondergaard, “Kürt sorununu bölgenin demokratikleşmesiyle çözebiliriz” diye belirtti. Sondergaard, “Kürt hareketinin ilerici ilerlemesi korunmalı. Demokratik konfederalizm fikri desteklenmeli. Rojava’ya karşı başlatılan savaşın durması gerekir” ifadelerini kullandı. 

Rojava ziyaretini anlatırken Türkiye’nin saldırılarına, boşaltılan köy ve kentlere dikkat çeken Sondergaard, “Eğer Erdoğan bu kadar korkuyorsa, bir barış gücü talep edelim. Türkiye’nin çekilmesi gerekiyor. Bu hedef için Türkiye’ye birtakım yaptırımlar uygulamalıyız” önerisinde bulundu. 

Avrupa Birleşik Solu/Kuzey Yeşil Solu (GUE/NGL) grubundan Fransalı Leila Chaibi, Türkiye’nin saldırılarını değerlendirdiği konuşmasında, Fransa’da çok önemli bir tepki ortaya çıktığını ifade ederek, ancak Fransa Cumhurbaşkanı’nın sadece sözlü tepki vermekle sınırlı kalmasını eleştirdi. Chaibi, Fransa’daki DAİŞ saldırılarını hatırlatarak, “Bu saldırıların Suriye’den planlandığını biliyoruz. Rojava Kürtlerin mücadelesi olmasaydı başka saldırılar olacaktı. Kürtler en büyük bedeli ödedi.  Fransa ve AB olarak Kürtlere karşı birçok açıdan borçluyuz. Öncelikle demokratik bir borcumuz var. Kürtler karmaşık bir alanda barışçıl bir model hayata geçirdiler. Rojava tecrübesi, Avrupa’da da esin kaynağı oldu” diye konuştu. 

Belçika’dan Kürt Gazeteci Ferda Çetin, “Kürtler layık oldukları ve almaları gereken desteği almıyor” diyerek, uluslararası toplumda pratik anlamda desteğin olmadığını söyledi. DAİŞ’in tehditlerini sürdürdüğünü söyleyen Çetin, “DAİŞ Ortadoğu’da sosyo-kültürel dinamikleri iyi bilen, İslam’ın yarattığı gelenekleri alışkanlıkları iyi bilen ve onları değerlendirebilen bir harekettir. DAİŞ ve El Kaide’nin Avrupa’nın desteklediği iktidar alanlarında gelişiyor" ifadelerini kullandı. (Mezopotamya Ajansı)