Soylu "PKK bitmek üzere" diyor ama sivil siyasetin önünü kapatıyor

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu her yıl Türkiye içindeki dağlarda kalan PKK’li militan sayısı hakkında açıklama yapıyor. Soylu bu geleneği 2018 yılı sonunda başlattı ve 14 Aralık 2018 günü yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi:

"Öyle teröre de aman vermeyeceğiz, fırsat vermeyeceğiz. Hani çıksınlar ya... Toplam 700 terörist kaldı dağlarda. Hiç merak etmeyin, ayın 15'i itibarıyla kış operasyonları başlatıyoruz. Beş metre kar olsa da canlarını almazsak bu millet bize hakkını helal etmez. Onun için hiç endişe etmeyin. Uyuşturucu meselesi ile de mücadele ediyoruz. 21 bin 600'ün üzerinde uyuşturucu satıcısını tutukladık, hapse gönderdik bu sene."

2019 sonunda, 27 Kasım 2019’da, Jandarma Genel Komutanlığı Beştepe Karargahı'nda düzenlenen Jandarma İl Komutanları Toplantısı'na katıldı ve buradaki açıklamasında ise bu rakamı 200 kadar düştü ve Soylu dağlarda sadece 500 kadar PKK’li kaldığını açıkladı:

“Yurt içinde 500'ün çok az üzerinde terörist kaldı. Şimdi 2020 yılı için bütün hazırlıklarımızı, bütün kapasitemizi bu 500'ü sıfırlamak için kullanacağız. Girilmedik hiçbir alan kalmayacak."

Süleyman Soylu, 10 Mayıs 2020’de Bitlis’in Tatvan ilçesinde Jandarma Özel Harekat (JÖH) taburunu ziyaretinde yaptığı açıklamada ise Türkiye içinde kalan PKK’li sayısının 486’ya düştüğünü söyledi ve “Bu yıl bu işi bitirelim” diye seslendi.

Bölgedeki ziyaretlerini sürdüren Soylu’nun Şırnak’ta Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanlığı’ndaki konuşması şaşırtıcıydı. Çünkü burada birden “olmak veya ölmek” çizgisine döndü:

“Bu bölgede 134 terörist kaldı. Ve Allah nasip ederse geçen yıldan beri hazırlığını gerçekleştiriyoruz. Bakanınız burada, Jandarma Genel Komutanımız burada, bölge komutanlarımız burada, il emniyet müdürümüz burada, Tümen Komutanımız burada ve Emniyet Genel Müdürümüz ile birlikte bu yıl başka bir yıl olacak. Sabah yine söyledim. ‘!Ya olacağız, ya öleceğiz.’ Ömrümüz boyunca bu coğrafyada bu milletin sırtında bu hainleri taşıyamayız. Bunların ülkemize, milletimize, coğrafyamıza yaptıkları kirli iş birlikleri ile birlikte ödetmek istedikleri maliyeti milletimize yansıtamayız.”

Tansu Çiller de 1990’larda başbakanlığı döneminde sürekli aynı mesajı verir ve “PKK ya bitecek ya bitecek” derdi. O açıdan Süleyman Soylu ne ilk ne de son. Elbette, insansız hava araçlarının hem bölgede, hem Libya’da Türkiye’ye büyük bir üstünlük sağladığı çok açık.

Ancak karşısındaki sadece bir örgüt değil, koca bir halk. Bir halkı insansız hava araçlarıyla etkisiz hale getirip isteklerinden vazgeçiremezsiniz. “Bir halk varsa, bir hak” da olacaktır. Tarihin gösterdiği gerçeklik budur.

Süleyman Soylu’nun verdiği bilgi doğruysa, örgüt etkinliğini yitirip sahneden siliniyorsa; bu demokratik siyasetin önünü açmak için tarihi bir fırsattır. Barış masasıyla başarılamayan askeri yöntemlerle başarılmış, Kürtlerin özgürce siyaset yapmasının önünde hiçbir engel kalmamış demektir.

Mehmet Ağar’ın bir dönem dediği gibi, gençler “dağda silah tutacağına, ovada siyaset yapmalı”, Türkiye bunun önünü açmalıdır. Ancak bunun da olmadığını, uygulamanın tam tersi olduğuna tanıklık ediyoruz. Son olarak Siirt’te belediyelere el konulması ve eş başkanların gözaltına alınıp yerlerine kayyım atanması bunun bir kez daha gösterdi.

İlker Başbuğ Genelkurmay Başkanı olarak atandığında ilk iş olarak Kürt illerini kapsayan bir geziye çıkıp halkla temaslarda bulunmuştu. Emekli Orgeneral Başbuğ’un o dönem yaptığı bir tespit vardı. O tespit kabaca şöyleydi: PKK’nin güçlenmesini önlemek için ne kadar savaşçı öldürdüğünüz önemli değildir, önemli olan onların yerini almaya hazır gençlerin dağa çıkmasının önünü almaktır…

Bölge gençliği ve halkı işsiz ve de yoksul. İnanılmaz bir devlet zulmü altında yaşıyor. Seçtiği belediye başkanları, milletvekilleri birer ikişer tutuklanıyor; iki tweet atan gözaltına alınıyor.

Dili yasak, kültürü baskı altında. Devletin bu tabloda gençlere verdiği mesaj açıktır: Demokratik siyasetle durumunuzu iyileştiremez, insanca bir yaşama kavuşamazsınız. Her ölenin yerini almaya hazır yüzlerce genç varken ve siz demokratik siyasetin önünü tamamen kapatmışken biter mi bu iş öyle! Balkanlar’da bitti mi ki, Kürdistan’da bitsin...

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar