Cezaevinde fiili Kürtçe mektup yasağı: Bir sayfanın çevirisi 400 lira

Kürtçe üzerindeki baskıların örnekleri mahiyetindeki olaylara her gün bir yenisi daha ekleniyor. Dışarıda Kürtçe tabelalar sökülüp sahnelerde Kürtçe oyunlar yasaklanırken hapishanelerde ise Kürtçe mektuplar üzerinden Kürtlere sıkıntılar çıkartılıyor. Daha geçtiğimiz günlerde yasaklanan ve dolayısıyla sahnelenemeyen  Kürtçe tiyatro oyunu gündemdeyken bu sefer mahkumların Kürtçe mektupları nezdinde yaşatılan zorluklar Kürtçeye alınan tavrı özetliyor... 

Bazı hapishaneler bu günlerde içinde Kürtçe ibareler geçen mektupları mahkumlara vermiyor. Aynı cezaevleri mahkumların yazdığı mektupların dışarıya yollanmasına da izin vermiyor. Düzce Cezaevi’ndeki mahkumların anlattığına göre cezaevi idaresi, onlara bu mektuplar ancak tercüme edildikten sonra yollama izninin verileceğini aktarmış. Ancak mahkumlara tercümenin bir sayfası için de 300-400 TL arası fiyat biçilmiş. Durum böyle olunca da 10 sayfalık Kürtçe mektupların çeviri ücreti yüzlerce sayfası olan romanların çeviri ücretiyle aynı fiyata denk geliyor...

Özgürlük için Hukukçular Derneği avukatları hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine dair her ay düzenli rapor tutuyor. Önümüzdeki günlerde çıkacak Ekim ayı raporunda da yine pek çok hak ihlali tespiti var. Nitekim bunlardan biri de Kürtçeye yönelik tavra özet mahiyetinde.

ÖHD üyesi avukat Ahmet Baran Çelik cezaevinde birçok hak ihlalinin yaşandığını kaydederek mahkumların zor şartlar altında olduklarının altını çiziyor ve Kürtçe mektup kabulünde çıkarılan sıkıntıyı dile getiriyor: “Kürtçe mektuplar uzun bir süredir birçok hapishanede çeşitli engellerle karşılaşıyor.” Mektupların Kürtçeden Türkçeye çevirisi için mahkumlardan 300-400 TL para istendiğini söyleyen  avukat Çelik, sayfa başına 300-400 TL çeviri parası istemenin de çok abes olduğunu belirtiyor:

“Mahkumların mektuplarını vermemişler. Gerekçe olarak da mektupların tercüme edilmesi gerektiğini ama hapishane bünyesinde mektupları tercüme edecek kişilerin olmadığını anlatmışlar. Fakat eğer peşin parayı öderlerse bu işlemin yapılıp içeriğinde sakıncalı bir şey görülmeyen mektupları  vereceklerini bildirmişler. Yani bu ücretle siz 10 sayfalık mektubu çevirtirseniz ortaya 3000-4000 TL bir ödeme çıkıyor. Bu parayla yayınevleri roman bile çevirtiriyor. Geçen gördüm bir çevirmenin hesabına kitap baskı yaptı diye 900 TL yatırmışlar. Aynı çevirmen kitap çevireceğine 3-4 sayfalık mektup çevirseydi daha kazançlı çıkardı. Maalesef son derece trajikomik bir durum bu... Mahkumların şartları zaten çok zor ve ağır. Maddi anlamda kötü durumdalar. Mahkumiyet, bir yandan da mahrumiyet demek. Bir de mektuplar için bu parayı nereden bulsunlar?” 

Avukatın anlattığına göre mahkumlar cezaevinin bu durumunu TBMM’den gelen milletvekillerinden oluşan heyete aktarmış.  Ancak sorun çözülmediği gibi kaldığı yerden devam ediyor. Sözlerini sürdüren Çelik, “Mektupların Kürtçe olmasının yanı sıra Türkçe yazılan mektuplardaki Kürtçe ifadeler için de sıkıntı oluşturuluyor. Mesela diyelim ki Türkçe bir mektup yazılmış ama içinde bir cümle Kürtçe olarak yer alıyor. Mektup verilmiyor. Buradaki net amaç Kürtçeyi kullandırmamak.” diyerek Kürtçesiz bir dil dayatmasının da olduğunu ekliyor. 

Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Hapishaneler Komisyonu Eşsözcüsü avukat Destina Yıldız ise Kürtçeye yönelik çıkarılan sıkıntıların süreğen olduğunu vurguluyor. Açıkladıkları son raporda da benzer sorunların olduğunu belirten eşbaşkan, tercüme yapılmadığı için mektupların verilmediğini ve bu şekilde sürecin geciktirildiğini söylüyor. Hapishane yönetimleri bu durum için genelde tercüme konusunu gerekçe olarak sunuyor. 

Mahkumlardan para istemenin absürd bir durum olduğunu ekleyen Yıldız, “Normalde cezaevi komisyonunda tercümeyi yapacak birilerinin olması gerekiyor. Yani tercüme isteniyorsa hapishanenin yaptırması gerekiyor. Mahkuma gelen Kürtçe mektubun parasını mahkumdan istemek absürd bir durum. Hapishane idaresinin kendisinin bu durumu ayarlaması gerekiyor” şeklinde  konuşuyor. 

Düzce Hapishanesi’ndeki ihlaller sadece bunlarla sınırlı değil. Mahkumların anlattığına göre pandemi nedeniyle koğuşlara üstünkörü bir ilaçlama yapıldı. El sabunu dışında diğer hijyen malzemeleri verilmedi. Mahkumlara eldiven, maske ve koruyucu temin edilmedi. Ateşleri yüksek olan bazı mahkumlar test yaptırma talebinde bulundu ancak olumlu yanıt alamadı. 

Yine ağırlaştırılmış müebbet cezası alan bir mahkumun tekli bir hücrede infazıysa devam ediyor. Bu mahkumun televizyonuna yaklaşık iki yıl önce el konuldu. 2 yıl boyunca defalarca talep etmesine rağmen televizyonu geri verilmedi. Eğer Ekim ayında da televizyonu verilmezse açlık grevine başlayacak.