May 17 2019

Burhan Ekinci: AKP’nin hedefi muhafazakar Kürtler, peki ya CHP’nin?

YSK'nin iptal ettiği İstanbul seçimleri, İmralı'da PKK lideri Abdullah Öcalan ile avukatlarının görüşmesi Türkiye'de tartışılmaya devam ediliyor.

Gazeteci Burhan Ekinci'ye göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’u kaybetmemek adına Kürt seçmene göz kırpmak için İmralı kapısını açma hazırlığında.

Ekinci "HDP’lilerin AKP’ye oy vermesi için tek bir gerekçe yok, ancak CHP pasif kalırsa, Kürtler ‘bağrındaki taşı’ çıkarabilir ve tarafsız kalabilir. Bu da CHP’ye kaybettirip, AKP’ye kazandırır" diyor. 

Alman WDR sitesinde yayımlanan Burhan Ekinci'nin yazısı şöyle: 

"İstanbullular 23 Haziran’da yeniden sandık başına gidecek, AKP’li Binali Yıldırım ile CHP’li Ekrem İmamoğlu arasında bir tercihte bulunacak. Bu seçimde de HDP/Kürt seçmenin oyu yine gözde ve sonucu etkileyecek potansiyele sahip.

24 Haziran 2018 genel seçimlerine baktığımızda HDP, İstanbul’da 1 milyon 195 bin 602 oy aldı. TEPAV’ın 31 Mart seçimlerinde yaptığı araştırmaya göre, HDP’ye oy verenlerin 911 bini tercihini İmamoğlu’dan yana kullandı. Binali Yıldırım’a ise sadece 4 bin oy gitti.

Kürt seçmeni kaybeden, küstüren AKP lideri Erdoğan, 31 Mart öncesinde kullandığı Kürtleri ülkeden kovan milliyetçi söylemini terkedip, “Kürt kardeşi”ne şirin gözükmenin derdine düştü. Ortağı MHP lideri Bahçeli’nin onayıyla Abdullah Öcalan kartını sahaya sürdü. Avukatlara, müvekkilleri Öcalan ile sekiz yıl sonra 2 Mayıs’ta görüşmelerine izin verilmesi bu bağlamda son günlerde en çok tartışılan konulardan biri. Erdoğan-Bahçeli ikilisi, açlık grevlerini sonlandırıp, Kürtlerin sivil direnişine son vererek, bir çözüm süreci mi başlıyor tartışması yaratarak, süreci lehlerine çevirmeyi hedefliyor. Ancak hesaplarının tutmadığı görülüyor. İlkin, açlık grevleri ölüm oruçlarına dönüşerek devam ediyor. İkincisi Kürtler, “İmralı tecridi”nin tamamen kaldırılmasını yani Türk yasalarıyla da güvence altında olan avukat-müvekkil görüşmesinin periyodik olarak yapılmasını talep ediyorlar.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 16 Mayıs’ta yaptığı açıklamada Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesine değindi ve "Daha önce verilen kısıtlama kararları söz konusuydu. Görüşme yasağına ilişkin bu kararlar kaldırıldı ve görüşme imkanı getirildi” dedi.

Açıklama çok önemliydi ve toplumda heyecan yarattı. Beklenti İmralı kapılarının yeniden açıldığı ve bunun da açlık grevlerini sonlandıracağı yönündeydi. Ancak Adalet Bakanı’nın açıklamasının hemen akabinde Öcalan ile son görüşmeyi yapan avukatları bu kısıtlama kararının daha önce yaptıkları itirazlar üzerine Bursa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırıldığına dikkat çektiler. Avukatlar, görüşme için yaptıkları başvurulara da henüz bir yanıt verilmediğini hatırlattılar. Bakan açıkladı ama ne İmralı’da bir görüşme gerçekleşti ne de açlık grevcileri eylemlerini sonlandırmış durumda.*

AKP iktidarının içte, dışta, ekonomide, siyasette sıkıştığı bir süreçte İstanbul seçimleri en az genel seçimler kadar önemli hale gelmiş durumda. İstanbul’u bir kez daha kaybetmek istemiyorlar. Bu risk Erdoğan için göze alamayacak kadar büyük. 31 Mart seçimlerinde çizilen siyasi karizması, 23 Haziran’da olası yengiyle sonu olabilir.

Bu sonun başlangıcı çok zor değil ve bu CHP’ye bağlı. Neden mi? Çünkü HDP seçmenin oyunun rengi CHP’nin politikasına bağlı olacak. CHP, Kürtlerle ilgili eski devletçi tutumunu ve mevcut politikasını sürdürse, kanımca Kürt seçmen yeniden bağrına taş basmaya yanaşmayacak. O taş bir kez basıldı ve şimdi CHP’den bunun karşılığı isteniyor. Ne mi? Polis tarafından yerlerde sürüklenen, coplanan, gözaltına alınan beyaz tülbentli analara sahip çıkmaları... İmralı tecridin kaldırılması için başlatılan açlık grevleri ölüm oruçlarına dönüşmüş durumda ve tehlikenin boyutu giderek artıyor. Eğer adım atılmazsa, cezaevlerinden binlerce ölüm çıkabilir. CHP, bu konuda Kürtlerin gönlünü almış değil. Devlet Bahçeli bile “Öcalan ile avukatları görüşebilir” dediği bir süreçte CHP bunun ötesine geçebilecek politika üretmeli. İncitici tabirlerden, söylemlerden kaçınmalı. Kürtlerle empati kuramaması, İmralı görüşmesinin önünün açılması için iktidarı sıkıştırmaması pasif kalması aleyhine.

CHP, Kürt meselesinde devletin bam teline basmadan, yeni bir söylem üretmeden, Kürtlerin taleplerini dillendirmeden şartsız, koşulsuz Kürtlerin oyunu istiyor. Kürt seçmen oldukça politik ve neden oy vermesi ya da vermemesi gerektiğini gayet iyi bilir. Anlaşılan o ki, CHP yönetimini birileri ciddi bir şekilde uyardı ki, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin son grup toplantısında nihayet biraz cesur davranıp, "Çocukları ölmesin diye hapishane önünde bekleyen anneleri de copluyorlar, onları aşağılıyorlar. Hangi anne göz göre göre çocuğunun ölmesini ister" dedi.

Kürt seçmen için bu yeterli mi? Elbette değil. Kürtler, CHP’den Kürt barışında ve talepleri konusunda daha cesur davranmasını istiyor. Kaçamak siyasetle faşizme karşı ittifak cephesi güçlü olamaz.

AKP zaten HDP seçmeninden umudunu kesmiş durumda. Mevcut durumda iktidar İmralı tecridini kaldırsa da, çözüm sürecini başlatsa da, - ki bunlar da olasılık dahilinde - Kürt seçmenin Binali Yıldırım’a oy vermeyeceğinin farkındalar. Kürtlerin AKP’ye verdiği kredi çoktan bitti. Kürt anaları son günlerde her gün polis tarafından adeta taciz edilerek, dövülüyor, yerlerde sürükleniyor, gazlı müdahalelere maruz kalıyor. Bu faşizme karşı HDP’lilerin Binali Yıldırım’a oy vereceğini birileri hesaplıyorsa, hayal dünyasında yaşıyordur. Kürtlerin sempatisini yeniden kazanmaları çok zor. Erdoğan’ın İmralı açılımıyla hedeflediği, zaten HDP seçmeni değil. Asıl amaç, Kürt hareketine yakın durmayan ama aynı zamanda AKP’nin son yıllardaki politikasını beğenmeyen, tepkili olan muhafazakar/dindar Kürtlerin gönlünü kazanmak...

Telefonla konuştuğum İstanbul’da yaşayan gazeteci İrfan Bozan da, muhafazakar Kürtlerin 31 Mart seçimlerinde sandığa gitmediğini hatırlattı ve “Bu noktada AKP, Mehdi Eker gibi Kürt milletvekillerini bu seçmenleri ikna etmek için sahaya sürüp ikna etme çabası içinde olacak. Bu çabanın AKP lehine sınırlı bir fayda sağlayacağı söylenebilir. 1 Kasım 2015 seçimlerinde AKP bunu başarmıştı. Bu kez aynı oranda sonuç alamasalar da bir miktar Kürt seçmeni ikna edebilirler” dedi.

Kürt siyasetini yakından tanıyan gazeteci Fehim Işık da, Kürtlerin tutumunda bir değişiklik olacağı inancında değil. Kürtler ve HDP’nin 31 Mart'ta CHP’ye destek vermediğine dikkat çeken, Işık, devam etti:

“Aksine, 'stratejik oy' dedikleri tutum ile, AKP-MHP karşıtı bir tavır sergilediler. Bu sonuç 31 Mart'ta etkili oldu. Toplumun ve siyasetin diğer kesimleri eğer dirayetli davranır, Kürtlerin bu onurlu duruşuna dudak bükmez, AKP'nin algı operasyonlarına gelmezler ise bu kez de etkili olmaması için bir neden yok."

İrfan Bozan da, HDP’li seçmenin tercihini değiştirmesi için şu an bir sebep görmüyor.

HDP yöneticilerinin seçim tekrarının ardından gelen demeçleri de 31 Mart’taki pozisyonlarını koruyacakları şekilde. Yani İmamoğlu lehine... Ancak siyasette bir gün bile uzun bir süre. Dengeler her an değişebilir

*(NOT: Bu yazı yazıldığında da bu konuda henüz bir gelişme yoktu...)"

https://www1.wdr.de/nachrichten/tuerkei-unzensiert/akp-nin-hedefi-muhafazakar-kuertler-peki-ya-chp-nin-burhan-ekinci-tr-100.html