Maaz
Kas 17 2017

Hain felek popüler Kürt diyarında

Kürtler arasında popüler kültür ürünleri hızla yayılıyor. Pop müzikler, sözlükler, kısa filmler, vinelar, capsler, sosyal medya, internet üzerinde yayınlanan diziler başta olmak üzere popüler kültürün pek çok dalında Kürtler önemli işler yapıyor.

Türkiye’de yayınlanan ‘‘O Ses Türkiye’’ programına yönelik Kürtlerin ilgisini hepimiz biliyoruz. 6 yıldır devam eden programın son iki yılındaki şampiyonları Kürtler oldu.

Emre Sertkaya ve Dodan yarışma boyunca performanslarıyla hem jürinin hem de izleyenlerin beğenisini kazanarak birinci oldular. Yine bir yıl evvel yayınlanan Big Brother programının birincisi de Şırnaklı bir Kürt olan Sinan Aydemir oldu.

Geçen yıl yayınlanan Kurdsat televizyonunda yayınlanan ‘‘Kurd İdol’’ programı ise Kürtlerin popüler kültüre olan ilgilerini apayrı alanlara taşıdı.

Çünkü yayınlanan program hem savaşın gölgesinde yapılıyordu hem de Kürtçe yayınlanıyordu. Durum böyle olunca Kurd İdol, Kürt coğrafyası başta olmak üzere İran, Irak, Türkiye, Suriye, Avrupa, Gürcistan gibi yerlerden hem izlendi hem de katılımcı buldu.

Kurd İdol bir şov programı olmasına rağmen yarışmacıların edası ve sedasıyla Kürtlerin dünyalarına çok farklı etkiler taşıdı.

Jinda Kenco

Her şeyden önce programın birincisi olarak seçilen Jînda Kenco’nun Kobanêli bir kadın olması Kürtlerde buruk sevinçlere yol açtı.

Aynı şekilde, IŞİD’in Kürt coğrafyasında yaptığı katliamlar, Ezidîlere ettiği zulüm, Kürt şehirlerinde devam eden kan ve gözyaşı program boyunca hem şarkılarda hem de insanlar arasındaki diyaloglarda inceden inceye kendini hissettirdi ve duygusal diyaloglara sebep oldu.

Yarışmacıların profilleri, sesleri, müziğe yönelik tavırları ve bu yarışmaya katılabilmek için atlattıkları badireler ise Kürtlerin yaşadığı sıkıntılara adeta ayna tuttu. Çünkü Kurd İdol programına katılan pek çok yarışmacı bin bir engeli aşarak oraya katılabildi.

Yarışmanın birincisi olan Jînda Kenco engelleri aşmanın en bariz örneği olarak hafızalarımıza yerleşti.

Rojava’nın Kobanê şehrinde dünyaya gelen Jînda Kenco’nun müziğe ilgisi küçük yaşlarında başlar...

2011 yılında Şam’a giderek ses eğitimi alan Kenco, Şam Üniversitesi Konservatuar Bölümünü kazanan 2 kişiden biri olur. Ancak Suriye’de savaşın başlamasıyla Kobanê’ye dönmek zorunda kalır.

IŞİD’in Kobanê’ye saldırmasından sonra Türkiye’ye gelen binlerce mülteciden biri olarak kendini bulur ve Mersin’e yerleşir.

Facebook üzerinden Kurd İdol yarışmasından haberdar olur. Yarışmaya katılmak için İstanbul’a gelir ve yarışmanın ön elemelerine katılır. Kazanır…

Ancak asıl zorluk bundan sonra başlar. Mülteci konumunda olduğu için Süleymaniye’ye gitmesine izin verilmez. Çünkü pasaportu yoktur. Pasaport aldıktan sonra bu sefer vize belasıyla uğraşır Kenco.

Vize işlemlerinin zahmetli sürecinden dolayı kaçak yollardan gitmeye çalışır.

Babası ve dayısıyla Van-Şırnak üzerinden Irak sınırından gitmeye kalkışır. Fakat karlı dağlar ve yağmurlu havalar bu yolculuğu imkansız hale getirir.

Tekrar Mersin’e dönen Kenco, bu sefer Urfa üzerinden Kobanê’ye gitmeyi dener. Niyeti Kobanê’den Kamışlo’ya geçip Süleymaniye’ye varmaktır. Fakat orada da bir sürü engel ile karşılaşır. Mültecilik hakkı dahi tehlikeye gider.

Yarışma ekibi onun çatışmalı bölgelerde yaralanmasından ve başına bir şey gelmesinden korktuğu için Kenco’yu bu yolculuktan vazgeçirmeye çalışır. Kenco üzüntü içinde Mersin’e döner.

Bir ay sonra telefon gelir. Kenco’yu arayanlar vize sorununun çözüldüğünü müjdeler. Sevinçle İstanbul’a gelen Kenco, buradan Süleymaniye’ye geçer.

Yarışmaya katılır. Hüzünlü berrak sesi, sahne performansı, Kürtçenin birkaç lehçesinden şarkılar söylemesi onu finale taşır. Finalde birinci olur. Aldığı ödülü ise Kobanê’ye adar.

Cengiz Yazgı

Jînda Kenco ile beraber finale kalan diğer bir yarışmacı ise Cengiz Yazgı oldu. Pop, rock, caz, klasik Kürt müziği başta olmak üzere pek çok kategorideki şarkıları kendine has bir tarzda yorumlayan Yazgı, ilk günden herkesin beğendiği bir yıldız oldu.

Ancak Cengiz Yazgı yarışmadan önce de Kürt popüler kültürün önemli bir ismi olarak biliniyordu.

Siirt’tin Baykan ilçesinde doğan Yazgı, 90’lı yıllarda İstanbul’a göç etmek zorunda kalan bir ailenin çocuğu.

Önceleri sokaklarda mendil satarak yoksullukla boğuşan Yazgı, öğrencilerle olan etkileşiminden sonra gitara ilgi duymaya başlar…

Müzikte ilerleme kaydeden Yazgı, daha sonra sokak müzisyenliği yapar…

İstiklal, Bakırköy, Şirinevler gibi ilçelerin meydanlarında Kürtçe şarkılar söylediği için bazen zabıta –polis bazen de ırkçı faşist kesimin saldırılarına maruz kalır…

Ancak o bildiği yolda yürümeye devam eder veba Kürt coğrafyasının yolunu tutarak Diyarbakır, Cizre, Yüksekova, Van başta olmak üzere pek çok il ve ilçede sokak müziğini icra ederek bir ilki gerçekleştirir…

Barış Yazgı
Barış Yazgı, Ege’den Avrupa’ya gitmekte olan bir teknede hayatını kaybetmişti.

Aslında Yazgı soyadı sadece Kürtlerin değil bütün Türkiye’nin hafızasında. Hatırlanacağı üzere Barış Yazgı, Ege’den Avrupa’ya gitmekte olan bir teknede hayatını kaybetmişti.

Türkiye Barış’ı, “Son nefesini kemanıyla veren mülteci” haberleriyle duydu. Cengiz Yazgı, Ege’de kemanıyla son nefesini veren genç müzisyen Barış Yazgı’nın abisi aynı zamanda.

Kardeşi hakkında konuşmakta zorlanan Cengiz Yazgı, “Kardeşim Barış teşviklerimle müziğe başladı. Müzik alanında benim yolumdan gidiyordu. Sokakta, her yerde müziğini icra etmeye çalışan bir gençti ve maalesef hayallerinin peşinden gitti” diyor.

Yarışmaya müzisyen arkadaşlarının tavsiyesiyle katıldığını belirten Yazgı, yarışma esnasında bir sıkıntı yaşamadığını söylüyor. Ancak Yazgı, “Kurd İdol yarışmasının ismi ve konseptinden dolayı Türkiye, İran ve Suriye’nin bazı şehirlerinde valilikler tarafından engellendi” diyor.

O Ses Türkiye hakkında konuşan Yazgı, “O tarz programlarda kendi dilimizde kendimizi ifade etmek mümkün değil. Kurd İdol ile O Ses Türkiye arasında çok fark var. Benim okuduğum şarkıların bir tanesini bile O Ses Türkiye’de söylemek mümkün değil” yorumu yapıyor.

Farklı kategorilerdeki müzikleri icra etme başarısını sorduğumuzda Yazgı, şunları söylüyor:

Müzik aşkının ve bencilce olmasa yetenekle ilgili olduğunu düşünüyorum. Metropolde büyümüş olmanın etkileri de var. Bunun dışında çok farklı ortamlarda, yıllarca çok farklı tarzda müzikler icra ettim. Dediğim gibi temel mesele müziğe bakış açısıdır bence.

Yarışmada Yazgı’nın, Bane Şirwan ile beraber okuduğu Mikail Aslan’ın Agerayiş (Dönüş) parçası hemen herkesin hafızasında hala…

Yarışmada dikkat çeken bir diğer nokta ise Denbêjlik oldu. Kürtlerin milli ve geleneksel müzik alanı olarak kabul edilen Dengbêjlik birkaç yıldır popüler kültürün ilgi alanına giremedi.

Fakat unutmamak gerekir ki, beş yıl evvel Dengbêjlik bir hayli popülerdi.

Mahsun Kırmızıgül’ün ‘‘Güneşi Gördüm’’ filminde rol verdiği Dengbêjler, Diyarbakır’daki Dengbêjler Evi, Şakiro’nun Mîro isimli şarkısına sanatçı Rojda’nın getirdiği has yorum, Dengbêjliğe karşı büyük bir sempati dalgası yarattı.

Ancak genç yaşında Derwêşê Evdê şarkısını okuyan Delîl Dîlanar’dan sonra bu gelenek popüler kültürün ilgi alanından uzaklaştı.

Fakat Kürt geleneksel müziği Dengbêjlik, Kurd İdol ile yeniden popüler hale geldi.

Popüler kültüre dudak büken Kürtler bile Vedat Akarsu’nun dengbêjlik performansı karşısında yarışmaya sempatiyle yaklaşmaya başladı.

‘‘Dengbêjlerin Şahı’’ olarak anılan ve aynı zamanda Özcan Deniz’in amcası olan Şakiro’nun şarkısıyla sahneye giriş yapan Akarsu, jüriyi adeta hipnotize etti.

Jüride yer alanlardan usta müzisyen Nizamettin Ariç’ın “Ben böyle özel bir ses görmedim” iltifatından sonra dikkatleri üzerine çeken Akarsu, finale kalan yarışmacılardan biri oldu.

Akarsu, içinde felsefi, tasavvufi, tarihi, Kürt metafiziğinin derin imgelerini barındıran Dengbêjlik şarkılarını üç makamlık sesiyle yorumlayarak İstanbul’dan Mahabad’a, Kamışlo’dan Şengal’e pek çok Kürdün gönlüne dokundu.

Vedat Akarsu
Sesiyle jüri üyelerini büyüleyen Vedat Akarsu, finale kalan yarışmacılardan biri oldu.

Vedat’ın hikâyesine eğildiğimizde ise “bir yoksulluk, bir ayrılık, bir ölüm” karşımıza çıktı.

Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde 20 yıl evvel doğan Vedat Akarsu, Dengbêjliğe küçük yaşlarda merak salar.

Babasının dinlediği Dengbêjleri zamanla kendisi de sevmeye başlayan Akarsu, babasını küçük yaşta kaybeder.

Yoksulluk onu çocuk yaşında inşaatlarda çalışmaya mecbur bırakır. Aşık olan Vedat eşini kaçırarak evlenir. Batman’daki dost meclislerinde imkân ve mekân buldukça Dengbêjlik yapan Akarsu, Kurt İdol yarışmasından haberdar olur.

Daha yeni evlenmiş olan Akarsu, hanımını Batman’da bırakır ve yarışmadan dolayı soluğu Süleymaniye’de alır.

Yarışmada gösterdiği performans ve Dengbêjlik makamlarına uyumlu güzel sesi onu dört finalistten biri yaptı.

Yarışma esnasında ve sonrasında Süleymaniye, Erbil, İstanbul, Batman gibi yerlerde kendisine büyük ilgi gösterilmeye başlandı. O Ses Türkiye ve Kurd İdol arasındaki farkı açıklayan Akarsu, şu yorumu yapıyor:

“O Ses Türkiye ve Kurd İdol arasındaki fark benim gibi bir Dengbêj için bence ana dilimizle şarkı söylemektir. Çünkü Dengbêjlik Kürt müziğinin olmazsa olmazlarındandır.”

Dengbêjliğin geleceğine yönelikse Vedat, “Benim gibi genç nesiller oldukça Dengbêjlik hep var olacaktır. Çünkü insan ruhunun derin taraflarına sesleniyor Dengbêjlik. İnsanlar kendini, tarihlerini, duygularını müzikle tatmin etmeye çalışıyor. Bugün çok farklı parçalara bölünmüş Kürt halkını hiçbir lider bir araya getiremez belki ama müzik getiriyor” diyor.

Yarışmada öne çıkan noktalar ise şöyle…

Farklı coğrafyadan gelen Kürtler gayet birbirini anlıyor.

Jüride yer alan Bijan Kamkar, Nizamettin Ariç, Ednan Karim ve Kani gibi usta müzisyenler ilk defa canlı bir konseptle Kürtlerin karşısına çıktı.

Kürtlerin siyasi mahkûmiyetleri ve ekonomik mahrumiyetleri programda her yönüyle kendini ifşa etti.

Yarışmacıların söylediği pek çok şarkı yoksulluk ve ulusal sorunları dile getirdi.

Yine yarışmaya katılan 16 yaşındaki Bane Şirwan isimli kız çocuğunun sesi, yaşının küçüklüğü ve şarkı söylerkenki rahatlığından olsa gerek “Kürtlerin ALeyna Tilkisi” gibi yorumlarla sosyal medyada gündem haline geldi.